Alınan üç ayrı sosyal inceleme raporunda da açıkça belirtildiği ve yapılan yargılama ve toplanan delillerden anlaşıldığı üzere, davacı babanın uzun yıllar yurt dışında çalışması sebebiyle ortak çocukları annenin tek başına büyüttüğünün, çocukların anne bakım ve ilgisine muhtaç olduklarının, annelerinin yanında daha mutlu olduklarını ifade ettiklerinin sabit olduğu, ayrıca davalı kadının temyiz dilekçesinin ekinde bulunan belgelerden Ankara İli’ne yerleştiğinin, düzenli ve gelir getiren bir işi olduğunun, ortak çocukları Çankaya İlçesi'nde okula kaydettirdiğinin anlaşıldığı, açıklanan nedenlerle ortak çocukların velayetlerinin anneye verilmesinin çocukların yüksek yararına daha uygun olduğu, tüm bu hususlar gözetilmeksizin ortak çocukların yargılama sırasında baba yanında kaldıkları ve babaları ile kalmak istedikleri değerlendirmesi yapılarak 3 ayrı uzman raporu dikkate alınmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu kabul edilmişse de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı kadının hakaret eyleminden sonra evlilik birliğinin devam ettiği, bu eylemin davacı erkek tarafından affedildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığı nazara alındığında, davalı kadına kusur olarak yüklenilemeyeceğinin; yine davalı kadına kusur olarak yüklenen eşinin şartlarını beğenmediği vakıasının, tarafların sosyal ve ekonomik durumu gözetildiğinde davalı kadının 7 metrekarelik bir odada kalmak istememesinin olağan olduğunun, bu vakıanın da kadına kusur olarak yüklenemeyeceğinin anlaşıldığı, gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkeğin, davalı kadına oranla daha ağır kusurlu olduğu-
Boşanma davasından feragat eden erkeğin davaya kadar ki olaylardan dolayı davalının kusurlu kabul edilmeyeceği- Feragatin hasıl ettiği kesin hüküm etkisi karşısında, artık önceki olaylardan dolayı kişiye kusur addedilemeyeceği- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği- Nafaka yükümlüsünün bu konuda kusuru aranmayacağı-
Taraflar arasında geçen bir konuşmanın, davacı kadınca erkeğin bilgisi olmaksızın kayda alınması hukuka aykırı olduğundan, bu ses kaydının bulunduğuna ilişkin tanık beyanlarına da itibar edilemeyeceği, gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin kusurlu bir davranışının ispatlanamadığı, açıklanan sebeplerle davacı kadının davasının reddi gerekeceği-
Derdestliğin davanın reddine karar verilmesi hususunda geçerli bir durum oluşturmayacağı-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı-karşı davacı kadının birlik görevlerini yapmadığının, düğünde, ölümde eşinin yanında olmadığının, eşine hakaret ettiğinin, davacı-karşı davalı erkeğin ise hakaret ettiğinin, kadını evden kovduğunun, sık sık seni istemiyorum, seni sevmiyorum dediğinin anlaşıldığı, bu durumda evlilik biriliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekeceği- Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata karar verilemeyeceği- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği-
Mahkemece davalı erkeğe kusur olarak yüklenen "Evlilik birliğinin yüklediği sorumlulukları yerine getirmeyerek eşini mağdur ettiği” vakıası sabit olmayıp, kusur olarak yüklenemiyeceği ancak davalı erkeğin güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu ve davacı kadın dini vecibelerini yerine getirirken erkeğin söz ve davranışları ile kadına psikolojik şiddet uyguladığı sabit olup, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda yine de davalı erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşıldığı- Boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminatın az olduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekeceği- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın lehine takdir edilen yoksulluk nafakasının az olduğu-
Bozulmasına karar verilen hususlar yönünden yeniden yapılan yargılamada temyiz edilmeyerek kesinleşen kısımlar hakkında yeniden hüküm kurulamayacağı, davacı-karşı davalı kadının davasının kabulünün, velayet, kişisel ilişki, ortak çocuk lehine hükmolunan tedbir ve iştirak nafakasının, kadının nafaka istemlerinin reddinin, asıl davada vekalet ücretine yönelik kararlar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleştiği, buna rağmen, mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda kesinleşen konularda yeniden hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Erkeğin ablasının kolunu ısıracak derecede sinirli ve agresif davranışları olan, erkeğin işyerine giderek agresif tavırlar sergileyen, eşine toplum içinde “Allah belanı versin, yavşak, pezevenk, s...tir git, hayvan, adam değilsin” diyerek ağır hakaretlerde bulunan, küfür eden ve kıskanç tavırları olan kadın ile agresif davranışları olan, teslim edilen araca zarar veren, eşini darp eden, zaman zaman gece eve gelmeyerek fiili ayrılık döneminde ev sahibine kadın ve çocuğun oturduğu evin boşaltılacağına dair ihtar çeken erkeğin eşit kusurlu olduğu- Boşanma sonucu maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekeceği-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, tarafların bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, kadının evi yakacağı tehdidinde bulunduğunun anlaşıldığı, gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının erkeğe oranla daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği- Boşanmaya neden olan olaylar yüzünden kişilik hakları zarar gören, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen az kusurlu davalı-karşı davacı erkek yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesi gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği- Davacı-karşı davalı kadın boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğe göre ağır kusurlu olup, kadın yararına yoksulluk nafakasının koşullarının oluşmadığı-
