2. HD. 01.11.2024 T. E: 165, K: 8162
2. HD. 01.11.2024 T. E: 5860, K: 8178
Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda bir tarafın fiziksel şiddet uygulamasına karşılık diğer tarafın da eşine ve eşinin önceki evliliğinden olan çocuğuna yönelik hakaretlerde bulunması hâlinde tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi gerektiği, bu kusur belirlemesi karşısında Türk Medeni Kanunu'nun 174 üncü maddesi koşulları oluşmadığından eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilemeyeceği-
6100 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında tarafların ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin gösterileceği, aynı Kanun'un 355 inci maddesinin birinci fıkrasında incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı yapılacağı ve 359 uncu maddesinin ikinci fıkrasında hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği- Davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi yönünden de istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmasına karşın, Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin kusur belirlemesine yönelik başvurusunun incelenmemiş olması yerinde görülmediği-
Taraflarca TMK'nun 166. maddesinin 1. fıkrası uyarınca boşanmalarına karar verildiği ancak kararın dokuz yıl sonra davacı tarafın talebi ile tebliğe çıkarıldığı, bunun üzerine davalı erkeğin temyiz dilekçesinde karar tarihinden sonra davacı ile bir arada yaşadıklarını ve evlilik birlikteliklerini devam ettirdiklerini, 2022 doğumlu ikinci çocuklarının dünyaya geldiğini, davacı kadının ise barışma durumları olmuş ise de davalının kusurlu eylemleri yüzünden ilişkilerinin yürümediğini beyan etmesi karşısında tarafların karardan sonra barışarak evlilik birliğine devam ettiği, ortak çocuklarının dünyaya geldiği anlaşılmakla barışmadan önceki kusurlu davranışlarının karşılıklı olarak affedildiğinin veya en azından hoşgörü ile karşılandığının, ayrıca kararın dokuz yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılmasının da dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve boşanma iradesinin samimi olmadığı-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı- karşı davalı kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminatın az olduğu -
Erkeğin kadına hakaret ettiği yönüyle kusurlu bulunduğu ancak dava dilekçesinde, dilekçeler aşamasında vakıa olarak dayanılmamakla kusur olmaktan çıkartılması gerektiği, erkeğe verilen diğer kusurun sabit olduğu, erkeğin ayrıca evlilik birliği içinde ve fiili ayrılık döneminde kadının ve çocuğun ihtiyaçlarını karşılamadığı yönüyle kusurlu bulunduğu-Kadının kusurunun ispatlanamadığı anlaşılmakla; kusura yönelik tarafların istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, kadın ve ortak çocuk için hüküm altına alınan tedbir nafakası ile ortak çocuk için hüküm altına alınan iştirak nafakasının az olduğu, tarafların gelirlerinin denk olduğu, bu kapsamda kadın yararına yoksulluk nafakası koşullarının oluşmadığı-Kadın yararına hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatın da az olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabul edildiği
Kadın eşin hastalığı ve hamileliği döneminde annesinin yardımına muhtaç olduğunun bu nedenle bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenilmesinin mümkün olmadığı-
Mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden bozulmuş olan kusursuz ya da az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyeceği- Boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceği- Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Davalı erkek vekili tarafından dosyaya sunulan dilekçe ekinde yer alan ve tarafların imzasını içeren protokol içeriğinden tarafların boşanma ve fer'iler konusunda anlaşmaya vardıklarının anlaşıldığı bu nedenle dosyaya sunulan protokol hükümleri dikkate alınarak ve taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları alınarak karar verilmesi gerektiği-
