Davacı vekili, davalı Belediye ile dava dışı ihbar olunan şirketler arasındaki asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu iddia ettiği, mahkemece davacının ilave tediye alacağına hak kazandığına dair tespit yapılırken, davalı Belediye ile ihbar olunan şirketler arasındaki asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun belirtildiği, bilirkişinin kök raporundaki davalı Belediye ile Belediye İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen ücreti aldığına gerekçede yer verildiği, ancak ek bilirkişi raporunun asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmadığının kabulüne göre hesaplanan alacakların hüküm altına alındığı görüldüğünden, mahkemenin kararı ile gerekçesi arasında çelişki oluştuğu, bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerektiği-
Her bir alacak kalemi hakkında ayrı ayrı ve faiz başlangıç tarihleri belirtilerek hüküm kurulmadığı görüldüğünden, HMK'nın 297/2 maddesi gereğince taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekeceği, ayrıca 6183 SK 51. Maddesi gereğince belirlenen gecikme zammı oranının değiştirilebileceği bu nedenle değişen oranlarda gecikme zammı ile tahsiline karar verilmesi gerekeceği-
Şikayetçi vekilinin yüzüne karşı tebliğ edilen icra mahkemesi kararı üzerine, süre tutum dilekçesi verilmiş olup, mahkemece, temyiz harcının yatırılması hususunda şikayetçi vekiline süre verilmemiş olduğundan, ve Yargıtya'ca temyiz harcının tamamlanması prosedürünün işletilmesi için dosyanın geri çevrildiği ve süresinde temyiz harcının yatırıldığı anlaşıldığından, temyiz isteminin incelenmesi gerekeceği- Kira bedelinin ödendiği yönündeki iddia ile kur farkı nedeniyle talep edilen bedelin iptaline ilişkin talebin mahkemece tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği-
Dava dilekçesinde, TMK. mad. 166 uyarınca boşanma talep edildikten sonra, ıslah ile öncelikle zina (TMK m.161) ve onur kırıcı davranış (TMK m.162) sebebi ile boşanmaya karar verilmesi talep edildiğinden, mahkemece, zinaya dayalı talebinin delil durumu gözetildiğinde yeterli görülmediği gerekçesiyle reddine karar verildiği belirtilmişse, de onur kırıcı davranış sebebine dayalı boşanma talebinin reddine ilişkin hiçbir gerekçe oluşturulmamış olduğundan, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu-
Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemi, birleşen Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/568 Esas, 2014/642 Karar Sayılı davası trafik kazasından kaynaklanan işgöremezlik tazminatı ve manevi tazminat istemi-
Temerrüt nedeniyle tahliye ve kira alacağının tahsili istemli davada, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; Açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekeceği-
11. HD. 12.12.2016 T. E: 60, K: 9477-
Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemi-
Birleşen davada davacı kiraya veren tarafından zemin kata ilişkin hasar bedeli ile tamir süresi kira bedeli talep edildiği, asıl davadaki karşı davada ise 1, 2, 3, 4 katlara ilişkin hasar bedelinden depozitonun mahsubu sonucu 17.000 TL bedelin tahsiline ilişkin davalar konusunda ayrı ayrı hüküm kurularak ve yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin HMK.nun 297/2. maddesine uygun olmadığından doğru olmadığı-
"Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği- Kararın gerekçesinde maddi olayın saptanması, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kuralların belirlenmesi, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmesi, hukuk kurallarının somut olaya uygulanması ve sonunda hüküm kurulması gerektiği-
