İcra mahkemesince şikayet olunanın vekiline tefhim edilen kısa karar, HMK m. 297/2'ye uygun olduğundan, tefhim ile temyiz süresinin başlamış olacağı- Şikâyet olunan alacaklı vekili tarafından gerekçeli kararın kendisine tebliğinden sonra yeniden temyiz dilekçesi sunulmuşsa da şikâyet olunan alacaklı vekili, kararın kendisine tefhiminden itibaren on günlük temyiz süresi içinde icra mahkemesi kararını temyiz ettiğini ve gerekçeli kararı gördükten sonra ayrıntılı bir temyiz dilekçesi vereceğini belirten kısa bir temyiz dilekçesi sunmadığından daha sonra verilen temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabul edilemeyeceği- "HMK m. 321 uyarınca hükmün tüm unsurları ve gerekçesiyle açıklanmadığı hâllerde kanunun aradığı koşulları taşıyan bir bildirimin yapılmadığının kabul edilmesi gerektiği, kanun hükmünün de zorunlu nedenlerle bu bildirimin yapılmayabileceğini kabul ederek bu hâlde hüküm özetinin tutanağa yazdırılmasını yeterli gördüğü, ancak bu hâlde de kararın bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması zorunluluğunu getirdiği, bu zorunlulukla birlikte değerlendirildiğinde hükmün tüm unsurları ve gerekçesiyle birlikte açıklanmadığı hâllerde kısa sözlü bildirimin yetmediği ayrıca gerekçeli kararın tebliği yoluyla bildirim yapılması gerektiği, gerekçeli kararın geçerli bildiriminin de tebliğ olmasına göre kanun yolu süresinin bu tebliğden başlayacağının kanun hükmünün açık sonucu olduğu, İİK’nın 363. maddesindeki tefhim veya ibaresinden sonra yer verilen tebliğ sözcüğünü duruşmada bulunmayan tarafı kapsayan bir ibare olarak değil, duruşmada bulunup da kendisine kanunun aradığı şekle uygun tefhim yapılmayan tarafları da kapsayan bir ibare olarak kabul edilmesi gerektiği, somut olayda mahkemece tefhim edilen kısa kararda hüküm sonucunun tüm unsurlarının gösterilmediği ve kararın gerekçesinin de açıklanmadığı, bu durumda kanunun aradığı unsurları içeren bir tefhim bulunmadığından kararın taraflara tebliğ edilmesi ve kanun yolu süresinin de tebliğ tarihinden başlatılması ve temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin kabul edilmesi gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Mahkemece verilecek yeni kararda, HMK'nin 297. maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde, yargılama giderleri ile vekâlet ücreti yönünden de yeniden karar verilmesi gerektiği-
Kurum işleminin iptali ve tespit davası- Usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte bir direnme kararının da bulunmadığı- Mahkemece dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği, açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar ve hüküm fıkrası oluşturulması gerektiği-
Müteselsil kefil aleyhine başlatılan itirazın iptali davasında; alacağın banka kayıtlarına intikal tarihi yerine gerçek temerrüt tarihinin esas alınması gerektiği ve hüküm fıkrasında asıl alacak miktarının açıkça belirtilmemesinin infazda tereddüt yaratacağı-
Kadının yoksulluk nafakası talebi yönünden gerekçe ve hüküm arasında çelişki yaratılmadan, 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine uygun biçimde, gerekli unsurları içeren bir karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece verilen 15.04.2015 tarihli ilk kararda davacı lehine 200,00 TL alacağa hükmedildiği, bu kararın sadece davacı tarafından temyiz edildiği, söz konusu karar davalılar tarafından temyiz edilmediğinden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu halde , Mahkemece usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirdiği-
Davacının çelişkili taleplerde bulunduğu, hangi bağımsız bölüme ilişkin ihalenin feshinin talep edildiğinin açık olmadığı uyuşmazlıkta HMK m. 31 talep netleştirmeden karar verilmesinin hatalı olduğu-
Sigorta rücu davasında; yerel mahkemenin gerekçe kısmında davalı idarenin olayda kusurunun bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini belirtmesine rağmen, hüküm fıkrasında davanın kısmen kabulüne karar vererek gerekçe ile hüküm arasında açık çelişki yaratmasının, Anayasa m. 141 ve HMK m. 297-298 uyarınca kararın asgari unsurlarından olan gerekçe-hüküm uyumuna aykırılık teşkil ettiği-
Radyant ısıtıcı tasarımına tecavüz davasında; erişim engeli getirilecek URL adreslerinin hüküm fıkrasında tek tek gösterilmeyip bilirkişi raporuna atıf yapılmasının, HMK 297/2 maddesi uyarınca hükmün açıklığı ve infaz edilebilirliği ilkesine aykırı bulunarak kararın bozulması gerektiği-
Taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği-
