Davacının çelişkili taleplerde bulunduğu, hangi bağımsız bölüme ilişkin ihalenin feshinin talep edildiğinin açık olmadığı uyuşmazlıkta HMK m. 31 talep netleştirmeden karar verilmesinin hatalı olduğu-
Sigorta rücu davasında; yerel mahkemenin gerekçe kısmında davalı idarenin olayda kusurunun bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini belirtmesine rağmen, hüküm fıkrasında davanın kısmen kabulüne karar vererek gerekçe ile hüküm arasında açık çelişki yaratmasının, Anayasa m. 141 ve HMK m. 297-298 uyarınca kararın asgari unsurlarından olan gerekçe-hüküm uyumuna aykırılık teşkil ettiği-
Radyant ısıtıcı tasarımına tecavüz davasında; erişim engeli getirilecek URL adreslerinin hüküm fıkrasında tek tek gösterilmeyip bilirkişi raporuna atıf yapılmasının, HMK 297/2 maddesi uyarınca hükmün açıklığı ve infaz edilebilirliği ilkesine aykırı bulunarak kararın bozulması gerektiği-
Taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği-
"HADRON" ve "HATRON" ibareleri arasındaki uyuşmazlıkta; mahkemenin gerekçesinde davalının eylemlerinin "marka hakkına tecavüz" teşkil ettiğini kabul etmesine rağmen, hüküm fıkrasında bu talebe yönelik bir karar kurmamasının "gerekçe ile hüküm arasında çelişki" oluşturduğu ve HMK 297/2 maddesine aykırı olduğu-
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında, mahkemece dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği, açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerektiği-
Taraflar arasındaki Türk Medeni Kanunu’nun 1007. maddesine dayalı tazminat davasında mahkemece dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği, açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerektiği-
Davada taraf sıfatı bulunmayan ve hakkında hüküm kurulmayan dolayısıyla temyiz hakkı bulunmayan ihbar olunan kurum vekilinin bozma ilâmına karşı beyanının hüküm ifade etmeyeceği- Davanın tarafı olan davacı ve davalılar vekillerinin bozma ilâmına uyulmasını talep etmeleri karşısında direnme kararı verilemeyeceği-
Taraf vekillerinin temyizi üzerine verilen Yargıtay bozma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesinin bu karara uyması ile borçlu yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu- Burada usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre, artık önceki kararda direnilmesinin usulen mümkün olmadığı- Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeni ile ilgili olup temyiz aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği-
Mahkemece asıl ve birleşen davaya ilişkin hüküm fıkralarında BSMV alacaklarının bilirkişi raporunun eki tablolardaki ödeme başlangıç tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte ödenmesine karar verildiği görülmekle 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesine uygun olmayan, bilirkişi raporuna ve eki tablolara atıf yapılarak oluşturulan, belirsiz ve infazda tereddüt oluşturacak nitelikteki mahkeme hükmünün bozulması gerektiği-