Ziynet alacağı davası- Davanın konusuz kalması- Davacının asli talebi ziynet eşyalarının aynen iadesine yönelik olup ıslah dilekçesi ile somut olarak tespit edilen ziynet eşyaları yanında, paketli olması ve keseye atılması nedeniyle tespit edilemeyen 87 adet hediyenin takdiri mahkemeye bırakılarak dava değerini belirlediği- İlk derece mahkemesince "somut olarak tespit edilen 118.046,06 TL değerinde ziynet eşyaları yanında 87 adet hediyenin çeyrek altın olduğu kabul edilerek 24.795 TL olmak üzere toplamda 142.841 TL alacağın faiziyle birlikte ödenmesine" şeklinde karar verilmiş ve bu karar davacı vekili tarafından 87 adet hediyenin tamamının çeyrek altın olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığı belirtilerek istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince "hükmün usul bakımından kaldırılması" nedeniyle bu itirazın incelenmediği anlaşılmakla, taraflar arasında ihtilafsız bir alacaktan söz edilemeyeceği- Kaldırma kararı sonrasında davacı vekilinin beyanına bakıldığında "davalı tarafından yapılan ödemelerin Mahkemenin ilk kararı doğrultusunda gerçekleştirildiği" anlaşıldığından ,"ilk kararda hüküm altına alınan ziynet eşyalarının bir kısmının aynen bir kısmının ise nakden iade edildiği ve bu şekilde borcun ödendiği" gerekçesiyle davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği- Yargılamanın yürütülerek taleplerin esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesinin istenmesinde davacının hukuki yararının bulunduğu-
Yol yardımı alacağının ispat ve hesaplanması-
Gerekçe hüküm çelişkisi-
Mahkemelerin kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorunda oldukları, eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılmasının adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının) ihlâli olduğu, mahkemenin kararlarında hükmün nasıl oluşturulacağının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde detaylıca açıklandığı, somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istihkak davasına ilişkin dosyadaki deliller tartışılmadan, istinaf nedenleri irdelenmeden soyut ibarelerle karar verildiğinden hükmün bozulması gerekeceği-
6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi uyarınca; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu; Bu yönün, kamu düzenine ilişkin olduğu-
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm kurulurken 4094 sayılı Yasa’ nın 23/b. maddesi uyarınca harçtan muaf olan davalı/alacaklı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü' ne (... harçtan muaf olduğu için yatırılmayan peşin istinaf harcı mahsup edilerek) istinaf harcı yükletilmesi hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Davalı ............, davacının tasarrufun iptali isteminde bulunduğu iki takip dosyasından sadece birinden borçlu olduğu halde, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ............. hakkında her iki takip dosyası bakımından sorumlu olacak şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği-
Yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olmasının zorunlu olduğu- Somut uyuşmazlıkta kısa karar ile gerekçeli karar hükümlerinde fark olduğu-
Şikayetçi hissedarın satış ilanının belediye ilan panosunda yayımlanmadığına ilişkin fesih iddiası hakkında değerlendirme yapılmamış olduğu- İlk derece mahkemesince yapılacak işin, borçlunun tüm fesih iddiaları hakkında değerlendirme yaparak HMK'nın 297. maddesine uygun karar vermek olduğu-
Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamayacağı, gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekeceği, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde, hüküm altına alınan ziynet eşya bedeli miktarının gösterilmemesi suretiyle hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-