İhtarnamede talep edilen faiz miktarından da davacının borçlu olmadığının tespiti talep edildiğinden eksik alınan dava harcının tamamlatılması, harcın tamamlanması halinde ise, karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6101 s. Kanun uyarınca TBK. mad. 88 ve 120'nin, somut olay bakımından değerlendirilmesi, davacının inşaat malzemesi alımı suretiyle yaptığı ödemelerin BK'nın 84. maddesi uyarınca mahsubu gerektiğinin gözetilmesi, davacının menfi tespit istemine konu ettiği dönem için işlemiş temerrüt faizi miktarı ve oranı yönünden ayrıntılı gerekçeli denetime elverişli bir rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
TBK. mad. 120 uyarınca, davacı kooperatifin talep edebileceği faizin talebe konu dönemlere ilişkin olarak 3095 sayılı Kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin Kanun'un 2/1. maddesinde belirlenen oranın yüzde yüz fazlasını aşamayacağı, bu durumda, mahkemece, faiz hesabı konusunda, uzman bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece, davalı aleyhine infazda tereddüte sebep olacak şekilde uygulanacak yıllık faiz oranı belirtilmemiş ise de, hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapmayı gerektirmediği-
Kira sözleşmesinde, vadesinde ödenmeyen kira bedellerine, 21/7/1953 tarihli ve 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 51 inci maddesi gereğince belirlenen oranda gecikme zammı uygulanacağı kararlaştırılmış olup, bu düzenlemenin özünde temerrüt faiz oranının tespit edilmesine ilişkin olduğu ve davacı 6183 Sayılı Yasanın 51. maddesi uyarınca gecikme zammı talep ettiği halde mahkemece 6183 Sayılı Yasanın 51. maddesi yerine yasal faize hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
TBK'nun 88 ve 120. maddelerinin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde, emredici nitelik taşıdığının kabulü gerekeceği, o halde faize ilişkin TBK'nun 88 ve 120. maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesinde; TBK'nda "temerrüt faizi" başlıklı 120. maddedeki düzenlemeye göre, uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmış ise, sözleşme ile kararlaştırılan yıllık temerrüt faiz oranının, 120. maddenin birinci fıkrası uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı-
Ödeme emrine süresinde itiraz edilmemiş olması halinde, davacı-alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının olmadığı- Ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıkta akdi ve temerrüt faizinin sözleşme hükümlerine göre tespiti gerektiği, TBK. mad. 88. ve 120 uyarınca akdi ve temerrüt faizinin tespit edilmesinin hatalı olduğu-
Kooperatif genel kurulunda, belirlenen faiz sözleşme faizi niteliğinde olduğundan gecikme faizi hesabı yapılırken 6101 sayılı Yasa'nın 7. maddesi yollaması ile somut olayda da uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 120/2. maddesindeki sınırın aşılmaması gerektiği ve davalının ödemeleri o tarihteki borçtan düşülürken de TBK. mad. 100 uyarınca öncelikle kooperatifin gecikme faizi alacağına mahsup edilmesi gerektiği-
Mahkemece, bakiye dosya borcu hesaplanırken, takip tarihinden sonra işleyecek faiz miktarının tesbitinde, takip tarihi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihi arasında, takipte kesinleşen faiz oranı olan aylık % 10 (yıllık %120) oranının uygulanması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ise, aynı Yasa'nın 120. maddesi dikkate alınarak belirlenecek temerrüt faiz oranının uygulanması gerektiğinden, bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Davalı kredi kartı hamili olup kredi kartı borcunu ödeyememesi üzerine, borç tasfiye sözleşmesi düzenlenmişse de, davalının tasfiye protokolüne göre ilk taksit dahil hiçbir ödemede bulunmadığı anlaşıldığından, protokol hükümleri uyarınca, protokolün borcun yenilenmesi olarak kabul edilemeyeceği- Davalının protokole uygun ödemede bulunmaması üzerine gönderilen ihtarlar ile protokolün geçersiz hale geldiğini borçluya bildirmiş olup, bu durumda mahkemece davacı banka alacağının 5464 s. Yasaya göre hesaplanması gerekirken, 6502 s. Yasa hükümlerine göre karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davacıların, davayı açarken dava değerini 4.915,90 TL olarak gösterdiği ve bu miktar üzerinden borçlu bulunmadıklarının tespitini talep ettikleri, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince alınan bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde dava tarihi itibariyle davacıların borcunun 6.397,99 TL olduğunun kabul edildiği, bu durumda davacıların dava dilekçesinde belirtmiş oldukları miktardan daha fazla borçlu oldukları anlaşıldığından bu miktar dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken davacının 6.397,99 TL borçlu olduğunun tespiti şeklinde olumlu tespit hükmü kurulması doğru görülmediği gibi, ayrıca dava dosyasında 3 davacı bulunmasına rağmen karar başlığında bir davacıya yer verilmesinin de isabetsiz olduğu, bu nedenle hükmün bozulması gerektiği-