Feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine ilişkin davada, davalı işverenin farklı tarihlerde birbirinden çok farklı fesih nedenlerine dayalı olarak fesih yoluna gittiğinden, her bir davacı işçi bakımından ayrı ayrı fesih nedeni ile bağlı kalınarak varsa eylemin barışçıl ve demokratik olup olmadığı, davacı işçi eyleme katılmışsa eylemin süresi belirlenmek suretiyle ölçülü biçimde kullanılıp kullanılmadığı değerlendirileceği-
Davacının müşteriye sakız fırlatması olayı kamera kayıtları ve tanık beyanları ile sabit olduğu, keza, davacının bu davranışının haklı fesih nedeni oluşturduğunun da tartışmasız olduğu, ancak, olayın feshe yetkili makamca hangi tarihte öğrenildiği ve fesih hakkının 6 iş günlük hakdüşürücü süre içerisinde kullanılıp kullanılmadığı dosya içeriğinde anlaşılamadığından, mahkemece, öncelikle feshe konu müşteri şikayetinin feshe yetkili makama ulaştığı tarihe ilişkin belgelerin Genel Müdürlükten getirtilmesi, belge (veya belgeler) getirtildikten sonra, davacının iş akdi, şikayetin davalı Banka genel Müdürlüğüne ulaştığı tarihten itibaren 6 iş günlük hakdüşürücü süre içerisinde feshedilmiş ise feshin haklı nedenle; 6 iş günlük hakdüşürücü süre geçirilerek feshedilmiş ise geçerli nedenle yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacının 3. kişiler adına imza attığına dair davalının iddiasından başka herhangi bir delil olmadığından şüphe feshi söz konusu olup feshin, geçerli nedene dayansa da haklı sebep teşkil etmediğinden, kıdem ve ihbar tazminatlarına hükmedilmesi gerektiği-
Davacı işçiden istifa dilekçesinin baskı altında alındığı anlaşılmakta olup, davacı ve diğer üç arkadaşının müştereken yedikleri ürün olan (1 domates, biber ve kutu kolanın) nitelik ve miktarı gözetildiğinde, işverenin bu eyleme uyguladığı fesih yaptırımının ağır bir yaptırım olduğu ve işverenin başka bir idari yaptırım uygulama imkanı varken fesih yoluna başvurmasının feshin son çare olması ilkesine de aykırı olacağı-
Davacıya daha önce ihtar verilmemesi nedeni ile görevini hatırlatıldığı halde yapmaması halinin gerçekleşmediği anlaşıldığından ve davacının bu davranışının işin güvenliğini tehlikeye düşürdüğü kanıtlanamadığından bu davranışın işverenin güvenini kötüye kullanmak olarak da değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında feshin haklı nedene dayanmadığı- Dava dilekçesinde delil olarak davacıya ait işyeri dosyası bildirilmiş ve dosyaya davalı işveren tarafından işe giriş çıkış saatlerini gösteren kayıtlar ibraz edilmiş olup bu giriş çıkış kayıtlarının davacının tüm hizmet süresini kapsayıp kapsamadığının tespit edilmesi gerektiği, eksik kayıt varsa davalıya süre verilmesi ve işlem yapılması gerektiği, bu kayıtlara göre davacının haftalık 45 saati aşan çalışması olup olmadığının haftalık bazda incelenerek tespit edilmesi gerektiği- 
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine-
Davacının, davalı işyerinde elektrik teknikeri olarak çalıştığı, davacı ile yapılan iş sözleşmesinin 1.18.maddesinde görevi sırasında tespit ettiği kaçak ve usulsüz elektrik kullanımını gerekli yasal işlemlere esas olmak üzere raporlayıp ilgili birimlere ve amirlerine bildireceği, kendisinin de kaçak ve usulüz elektrik kullanmayacağını kabul ve taahhüt ettiği yönünde düzenlemenin mevcut olduğu, davacı babası ile iki katlı olan evin üst katında ikamet ettiği ve aynı çatı altında kaldığı, kaçak elektrik kullandığı yönde tespiti yapılan abonelik her ne kadar babasına ait olsa da elektrik teknikeri olan davacının durumu bilmediğinin düşünülemeyeceği, davacının kabulünde olan haliyle dahi (babasını uyarmasına ve faturaları kendisinin ödemesine rağmen engel olamadığı) davacının davranışının geçerli fesih nedeni teşkil ettiği, davacının feshe konu davranışının davalı şirket nezdinde davacıya duyulan güveni ortadan kaldıracağının aşikar olduğu, taraflar arasındaki güven ilişkisi zedelendiğinden davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Davacıya daha önce ihtar verilmemesi nedeni ile görevini hatırlatıldığı halde yapmaması halinin gerçekleşmediği, davacının bu davranışının işin güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün kanıtlanamayıp bu davranışın işverenin güvenini kötüye kullanmak olarak da değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında feshin haklı olmadığı ve davacının davranışına fesih gibi ağır sonuç bağlanmasının da Anayasa'nın 13. maddesindeki “ölçülülük” ilkesine aykırı olduğu- Davalı işveren tarafından ibraz edilen işe giriş çıkış saatlerini gösteren kayıtların davacının haftalık 45 saati aşan çalışması olup olmadığı incelenerek değerlendirileceği-
İş Kanununun 25. maddesinde geçen “bir ay” ifadesinin takvim ayını değil ilk devamsızlıktan sonra geçecek olan bir ayı ifade ettiği, ilk devamsızlığın yapıldığı gün ayın kaçıncı günüyse takip eden ayın aynı günü bir aylık sürenin sona ereceği, son ayda ilk devamsızlığının gerçekleştiği günün bulunmaması halinde son ayın son günü bir aylık süre dolmuş olacağı, sonraki devamsızlıkların ise takip eden aylık dönemler içinde değerlendirileceği ,iş sözleşmesinin askıya alınması durumunda, işçinin çalışması gereken günde işe başlamamasının da devamsızlık olarak değerlendirileceği, iş yerinde C.rtesi günü iş günü ise belirtilen günde devamsızlık da diğer koşulların varlığı halinde haklı fesih nedenini oluşturabileceği,  iş sözleşmesinde, genel tatil günlerinde çalışılacağına dair bir kural mevcutsa, bu taktirde söz konusu günlerde çalışılmamasının da işverene haklı fesih imkanı tanıyacağı, davaya konu somut olayda, davacının 17,18,29,30/04/2014 tarihlerinde izinsiz ve mazeretsiz işe gitmediğinin tespit edildiğine göre, işverence davacının mazeretsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle iş akdine haklı olarak son verildiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu-
Kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilinin istendiği davada, dosya içeriğine ve tanık beyanlarına göre iş akdini, fazla çalışma ücretinin ödenmemesi nedeniyle davacının feshettiğinin kabulü gerektiğinden, davacı kıdem tazminatına hak kazansa da ihbar tazminatı talep edemeyeceği- Hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporunda alacak hesaplaması yapılmışsa da, aldırılan bu raporun denetime elverişli olmadığı- Denetime elverişli bir rapor aldırılarak çıkacak sonuca göre fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı konusunda karar verilmesi gerektiği-