Kök murisin, iptali istenen veraset ilamının verildiği dava tarihinden 50 yıl önce 1917 yılında vefat ettiği ve bilirkişi raporunda mülk ve arazi ayrımına gidilerek bir hesaplama yapılmadığı gözetilerek, dosyanın feraiz ve intikal hükümlerinden anlayan bir bilirkişiye tevdi edilip,mülkte feraiz hükümlerinin, arazide ise 21.02.1328 tarihli ikinci tevsii intikal nizamnamesi hükümlerinin uygulanması suretiyle, mirasçıların paylarının belirlenmesi gerekeceği-
TMK. mad. 598/1, yasal mirasçılara verilecek mirasçılık belgesini açıklarken; ikinci fıkrasına göre de lehine ölüme bağlı tasarrufla mirasçı atanması veya belirli mal bırakma vasiyeti yapılan kişi ya da kişilere de talepleri halinde sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verileceği; verilme koşulu olarak "mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayacak bir ay içinde itiraz edilmemiş olması gerektiği-
Mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkin davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Mirasçılık belgesi verilmesi talebiyle açılan davaların çekişmesiz yargı usulüne tabi olup, tespit hükmü niteliğindeki bu kararların sonradan açılacak başka davalarda kesin hüküm oluşturmayacağı ve mahkemeleri de bağlamayacağı-
Mirasçılık belgesinin alınması için hukuki yararı bulunan herkesin bu davayı açmasının mümkün olduğu- Kamulaştırma işlemi yapan davacının kamulaştırmaya konu olacak taşınmazın malik veya maliklerini tespit etmek için mirasçılık belgesi almasında hukuki yararının bulunduğu-
Bir kişinin ölüm kaydı kütüklere işlenmedikçe veya Asliye Hukuk Mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile kişinin ölmüş olduğu belirlenmiş olmadıkça dar yetkili Sulh Hukuk Mahkemesince kişinin sağ olduğunun kabul edilmesi gerektiği- Ölüm araştırması nedeniyle nüfus kaydının işleme kapatılmış olması nedeniyle yapılan ölüm araştırması sonuçlanıp ölüm kaydı düşülünceye kadar anılan kişinin sağ olarak kabul edilmesi ve buna göre davanın esası yönünden bir karar verilmesi gerektiği-
Miras bırakandan intikal eden ayni hakların, atanmış mirasçı adına tescili için vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasına, dolayısıyla mahkeme hükmüne ihtiyaç olmadığı; atanmış mirasçıya, buna ilişkin mirasçılık belgesi verilmesi yeterli olup, bu nitelikteki belge ile ayni hakların bu kişi adına tapuda (resmi senet düzenlenmeksizin) tescilinin mümkün olduğu-
Mirasçılık belgesinin iptali halinde hukuksal durumlarının etkilenmesi söz konusu olabileceğinden iptali istenilen mirasçılık belgesinde hak sahibi olarak gösterilen kişilerle, davadan önce ölmüş ise bunların tüm mirasçılarının davada taraf olarak gösterilmesi yine davalılardan herhangi birinin yargılama sırasında ölmesi halinde de davanın mirasçılarına yönlendirilerek mirasçılar aleyhine sürdürülmesi, hükmün de mirasçı oldukları gösterilerek mirasçılar hakkında verilmesi gerektiği-
Atanmış mirasçı da, yasal mirasçılar gibi mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanacağı- Atanmış mirasçı belgesi verilmesinin, vasiyetnamenin usulünce açılıp, mirasçılara tebliğ edilmesi ve mirasçılar tarafından 1 aylık süre içerisinde itiraz edilmemesi ile mümkün olduğu- Vasiyetnameye süresinde itraz eden mirasçılar tarafından vasiyetnamenin okunması kararının tebliğinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde vasiyetnamenin iptaline ilişkin dava açılıp açılmadığının usulüne uygun olarak araştırılarak tespit edilmesi gerektiği-
Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın, taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği; kesin hüküm olarak kabul edilen ilamlar, dava konusu taşınmazlardaki davalıların murisi adına tapuda kayıtlı hisselere ilişkin, oysa bu dava, davalıların murisinin murisi evvelleri olduğu belirtilen tapudaki paydaşlarının paylarına yönelik olup kesin hükmün varlığından söz edilemeyeceği- Mirasçılık belgelerine göre, dava konusu taşınmazların paydaşlarından birinin aynı zamanda diğer paydaşlardan ikisinin mirasçısı olduğu görüldüğünden; davacı tarafça mirasçı olan paydaşın mirasçılık belgesine göre belirlenen mirasçılarına husumet yöneltilmiş; ancal davalıların murisi evvelleri olduğu anlaşılan bu iki paydaşın davada tayin edilen kayyım tarafından da temsil edildiği anlaşılmakla, bu çelişkinin giderilmesi için, davacıya kayyım tayini kararının iptali hususunda uygun bir süre verilerek usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-