Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararında “Davanın reddine” denildiği halde, gerekçeli kararında “Davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatının kabulü ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 3.800,00.-TL'nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine” denildiği, böylece tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında davalı yanın tazminat talebi yönünden çelişki yaratıldığı, bu hal, HMK 298/2 maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, hükmün bozulması gerekeceği-
Hükmün yargılamanın sona erdiği duruşmada verilip ve tefhim olunacağı- Gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı- Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerin herbiri hakkın verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği-
Yargılamanın açık olarak yapılacağı ve yargılamanın sonunda verilen kararda açıkça belirtileceği- HMK. mad. 298/2 gereğince, sonradan yazılacak gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerektiği aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenip, mahkeme kararına olan güvenin sarsılacağı-
Kısa karar ile hüküm kısmında da çelişki bulunduğundan mahkeme kararının bozulması gerektiği-
Mahkemece; gerekçede, hüküm sonucuna aykırı olarak yer verilen açıklamalar ve hükümde sehven karar verildiğine yönelik mahkemenin çelişki ve tereddüt oluşturan kanaati nedeni ile HMK'nun 297 ve 298. maddelerine uygun olarak açık, net, anlaşılır ve infazda tereddüt doğurmayacak nitelikte bir hükmün varlığından söz edilemeyeceği-
Mahkemece kısa kararda "............. Hukuk Dairesinin .............. gün ve ..................... EK sayılı kararına karşı önceki kararımızda direnilmesine " karar verilmesine karşılık gerekçeli kararda "............. Hukuk Dairesinin .............. gün ve ............... EK sayılı kararına karşı önceki kararda direnilmesine, davacının davasının kabulü ile ............. parselde kayıtlı bulunan taşınmazın üzerinde inşaa edilen binada ........ m2lik bodrum katın davacıya ait olduğunun tespitine" şeklinde karar verilmek suretiyle; kısa kararla gerekçeli karar arasında aykırılık oluşturulduğu-
Mahkemece, tefhim edilen kısa kararda, “davanın reddine, tarafların genel mahkemede dava açma muhtariyetine, dava kesinleşince tedbirin kaldırılmasına ve davacının %20 inkar tazminatı ödemesine” karar verilmiş, gerekçeli kararda ise; yalnızca “davanın reddine” hükmedilmek suretiyle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirildiğinden, mahkemece bozmadan önce verilen kararla bağlı olmaksızın aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için hükmün bozulması gerekeceği-
İmzaya itiraz edilerek icra takibinin durdurulması isteminde bulunulduğu, mahkemece, tefhim edilen kısa kararda, imzaya itiraz davasının kabulüne, takibin iptaline karar verildiği, gerekçeli kararda ise; imzaya itiraz davasının kabulüne, takibin durmasına karar verildiği, bu suretle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getiridiği, 10.4.1992 tarih ve 1991/7 E.-1992/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni olduğu-
Mahkemece yüze karşı verilen kısa kararda, "Davacının davasının reddine" karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda "Davacının davasının reddine, davacının ihale bedelinin % 10'u oranında para cezasına mahkum edilmesine" karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirildiğinden, mahkemece yapılacak işin, önceki kararlar ile bağlı olmaksızın çelişkinin giderilmesi için yeni bir karar vermekten ibaret olduğu-
Mahkemece, tefhim edilen kısa kararda, “Davacının ihale bedelinin %10'u olan 112.610,00 TL para cezası ile cezalandırılmasına” karar verildiği, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise, “Her iki davacının ayrı ayrı ihale bedelinin %10'u olan 112.610,00 TL para cezası ile cezalandırılmasına” hükmedildiği, dolayısıyla, duruşmada tefhim edilen hükümde, para cezasının muhatabının, asıl davanın şikayetçisi mi yoksa birleşen davanın şikayetçisi mi olduğu belirtilmediği halde, gerekçeli kararın hüküm kısmında, her iki şikayetçi hakkında ayrı ayrı para cezasına hükmedilerek çelişki meydana getirilmesinin, HMK'nun 298/2. maddesine aykırılık teşkil ettiği-