Davacı, dava dilekçesinde açıkça akdi vekalet ücreti nedeniyle 10.000,00 TL'nin tahsili talebinde bulunduğu halde, mahkemece emredici nitelikteki anılan yasa maddesi hükmüne aykırı olarak, akdi vekalet ücreti yönünden 16.758,25 TL'ye hükmedildiği, oysa ki, 6100 sayılı HMK.’nun “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1 maddesi uyarınca, mahkemenin talepten başka bir şeye karar vermesinin mümkün bulunmadığı- Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olmasının yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratacağı, ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesinin yasa ile hakime yükletilmiş bir görev olduğu-
Avukatlık ücretinin davalılardan tahsiline ilişkin uyuşmazlıkta gerekçeli karar ile hüküm arasında çelişki oluşturulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Kısa kararda; birleşen dava yönünden hüküm kurulmaması ve gerekçeli kararda birleşen davanın reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu-
Menfi tespit davasında kısa karar ile gerekçeli karar arasında hüküm altına alınan icra takip dosyaları bakımından çelişki yaratıldığından kararın bozulması gerektiği-
19. HD. 28.09.2017 T. E: 48, K: 6433-
Mahkemece, kısa kararda davanın kabulü ile “............ TL ‘nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline” karar verildiği; gerekçeli kararın hüküm kısmında ise “.............. TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline” karar verildiği, böylece, kısa kararla gerekçeli karar arasında faizin başlangıç tarihi hususunda çelişki yaratılmış olduğu-
Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararında “Davanın reddine” denildiği halde, gerekçeli kararında “Davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatının kabulü ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 3.800,00.-TL'nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine” denildiği, böylece tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında davalı yanın tazminat talebi yönünden çelişki yaratıldığı, bu hal, HMK 298/2 maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, hükmün bozulması gerekeceği-
Hükmün yargılamanın sona erdiği duruşmada verilip ve tefhim olunacağı- Gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı- Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerin herbiri hakkın verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği-