TÜRK BORÇLAR KANUNU > - Genel Hükümler > - Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı > - Zamanaşımı > - A. Süreler > Madde 146 - I. On yıllık zamanaşımı
Borçlunun borcunu ‘ikrar’ etmesinin (alacağı tanımasının), ‘zamanaşımını kesen’ nedenlerden biri olduğu- Borç ikrarının, ancak, işlemekte olan zamanaşımını keseceği, yani, zamanaşımı süresinin tamamlanmasından sonraki borç ikrarının kesme yönünden bir sonuç doğurmayacağı- İhtiyati tedbir istemi ile mahkemeye başvurma veya işçilik alacaklarının tespiti ve ödenmesi için Bölge İş Müfettişliğine şikâyette bulunmanın, zamanaşımını kesmeyeceği, ancak işverenin, şikâyet üzerine Bölge Müdürlüğünde alacağı ikrar etmesinin, zamanaşımını keseceği- Kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olmasının, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmeyeceği, zamanaşımının, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesileceği- Zamanaşımı def'inin, ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabileceği, HMK.’nun yürürlükte olduğu dönemde, ‘savunmanın değiştirilmesi yasağı’, cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı def’inin cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerektiği- Islah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine, iki haftalık süre içinde, ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği- Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse, ilerleyen aşamalarda, zamanaşımı def’inin, davacının açık muvafakati ile, yapılabileceği- Zamanaşımı def’inin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesinin de mümkün olduğu-
Davalının, vadesiz, 08/10/2006 tarihli senet ile 6.500,00 TL borçlu olduğunu, başlatılan icra takibine borçlu olmadığından bahisle haksız olarak itiraz ettiğini, davalının borçlu olmadığını ispat etmesi gerektiğini, takip dayanağı olan senede itiraz olmadığını ileri sürerek, itirazın iptaline, davalı borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine-
Vade tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan bonolar kambiyo vasfını takip tarihi itibari ile kaybetmiştir olup, avalistin kambiyo senedinden doğan aval sorumluluğunun ortadan kalkmış olduğu- Keşideci ile davacı lehdarın arasında temel ilişkisinin varlığının kanıtlanması halinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde davacı alacak isteminde bulunabileceğinden yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilen zamanaşımına uğramış bonolarda davacı taraınf temel ilişkinin varlığını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabileceği-
İİK. mad. 139 ve TBK. mad. 146 uyarınca, borç ilama bağlandıktan sonra borçlunun ölüm tarihine kadar gerçekleşen nafaka borcunun on yıl süre ile zamanaşımına uğramayacağı- Takip dayanağı ilamdaki ilam borçlusu öldüğüne ve mirasçıları mirası reddetmediklerine göre, bu borçtan alacaklı da miras payı oranında sorumlu olduğundan bu miktar düşürüldükten sonra kalan miktardan diğer mirasçılar sorumlu olduğu-
Taraflar arasında usulüne uygun yapılmış bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, satım sözleşmelerindeki 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği (TBK. mad. 146)- Mahkemece "icra takibinde dayanağın takip talebinde cari hesap ekstresi olarak gösterilmesi" nedeniyle beş yılık zaman aşımının uygulanmasının hatalı olduğu-
Davalı vekilinin zamanaşımı savunmasını içermeyen ve yasal süresi geçtikten sonra verildiğinden hiç verilmemiş kabul edilen (davayı inkar etmiş sayılan) cevap dilekçesi sunduğu, davacının işçilik alacaklarını miktar itibarıyla artırmak suretiyle ıslah etmesi üzerine bu ıslah işlemine karşı da davalı vekilince süresi içinde ibraz edilmeyen ancak cevap dilekçesinin zamanaşımı defi yönünden HMK. mad. 176 maddesi gereği ıslah edildiğini belirten dilekçe verildiği, ancak bu dilekçeye karşı davacı vekilince açıkça itiraz edildiği görüldüğünden, yasal süresi geçtikten sonra verilen ve davacı tarafın itirazı ile karşılaştığı için hiç verilmemiş sayılan cevap dilekçesinde ıslahı suretiyle zamanaşımı def'inin ileri sürülemeyeceği-
Mahkemece sözleşmenin fesih edildiğinin tespitine şeklinde karar kurulması gerekir iken, bu talebin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, ayrıca mahkemece sözleşmeden kaynaklanan zararın bankaya yatırılan para kadar olduğu belirtilerek zarar tespiti yapılmasına rağmen bu talebin de reddine karar verilerek her iki talepten dolayı davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığı- Sözleşmeden dönme halinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulacakları ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilecekleri-