Taraflar arasındaki ruhsat hakkının devrine ilişkin sözleşmenin 6. maddesinin (e) bendinde, işletmecinin, MTA'ya işletmenin ömrü boyunca, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 14. maddesi ve bu Kanun'un uygulanmasına dair Yönetmeliğin 32. ve 33. maddeleri esasına göre hesap edilen brüt bilanço karının %5’i kadar meblağı maden arama katkı payı olarak ödemeyi kabul ettiği ve bu meblağı müteakip yılın Mart ayı sonuna kadar MTA veznesine yatırmayı da taahhüt ettiğinin, buna göre söz konusu alacağın dönemsel ödemeleri içermekte olduğunun, her yıla ait maden arama katkı payı alacağının müteakkip yılın Mart ayı sonunda muaccel olmakla birlikte, her bir yıla ait alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunun anlaşıldığı, dosyanın incelenmesinde davalının cevap dilekçesi ile süresinde zamanaşımı def’inde bulunmuş olduğu, maden arama katkı payı alacağının muacceliyeti için sözleşmenin feshinin gerekmediği, sözleşmenin 6-e maddesi uyarınca, her yıla ait alacağın muaccel olacağı tarihin taraflar arasında kararlaştırılmış olduğu, buna göre davanın açıldığı 20/03/2014 tarihi nazara alındığında geriye doğru en fazla 10 yıl öncesi yani 20/03/2004 tarihi sonrasında muaccel olan alacakların talep edilebileceği kanaatine varıldığından, davalının zamanaşımı def’i ve davaya konu maden arama katkı payı alacaklarının muacceliyet tarihleri dikkate alınmadan davanın tümden kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Mahkemece davanın haksız fiilden kaynaklandığı ve bu nedenle ıslah tarih itibariyle 2 yıllık zamanaşımının dolduğuna karar verilmiş olsa da taraflar arasındaki uyuşmazlık trampa sözleşmesinden kaynaklanmakta olup bu durumda zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu-
Davacı tüketicinin, sözleşme tarihi koşullarına göre yüksek bir bedelle satın aldığı televizyondan beklentisinin, ileri teknolojiyle ve titizlikle üretilmiş, kaliteli ve sağlam bir elektronik cihaz almak olduğu- Garanti süresinin dolmasının akabinde arızalanarak kullanılamaz hâle gelen televizyonun onarımı talep edildiğinde garanti süresinin dolduğu belirtilerek neredeyse yeni bir televizyon bedelinin tamir ücreti olarak istenmesi üzerine açılan davada, "televizyonun anakartında meydana gelen ve görüntü vermemesine sebep olan arızanın üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetinde olduğu, zamana bağlı olarak ortaya çıktığı ve kullanıcı hatasının bulunmadığı" bilirkişi tarafından tespit edildiğinden ve bir elektronik cihazın anakartının onun asli fonksiyonlarını yerine getirmesini sağladığı genel hayat tecrübesiyle de malûm olduğundan, satın alınan maldaki üretimden kaynaklı ayıbın ağır kusurla tüketiciden gizlendiğinin kabulü ile üretici yanında satıcının da tüketicinin seçimlik haklarından sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerektiği-
Taraflar arasındaki sözleşme herhangi bir şekil şartına tabi değilse sözleşmenin geçersizliği öne sürülerek sebepsiz zenginleşmenin vuku bulduğu iddiasının yersiz olduğu- Bayilik sözleşmeden kaynaklanan alacağın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu- Davacının davalıya isim hakkı açıklamasıyla ödediği bedelin karşılıksız kaldığı anlaşıldığından, mahkemece isim bedeli talebinin ıslahla arttırılan kısmının zamanaşımına uğramadığı belirlenerek bu alacağın tamamına hükmedilmesi gerektiği-
TBK'nin 149/1. maddesine göre; zamanaşımının, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı, evlilik devam ettiği sürece de, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımının işlemeye başlamayacağı, başlamışsa da duracağı- Tarafların, 1972 yılında evlenmiş olup, 02.03.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 12.02.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşandıkları, işbu davanın ise 06.03.2015 tarihinde açıldığı, boşanma kararının kesinleştiği tarihte başlayan 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadığından, davanın kaldığı yerden devamının gerektiği-
"Borçlunun kardeşi olan davalı- üçüncü kişinin yaptığı danışıklı takibin iptaline" dair açılan tasarrufun iptali davasının reddine ilişkin hükmün verildiği tarih ile taraflara tebliğ tarihi arasında on yıldan fazla süre geçmiş olup, hükmün, verildiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğradığı (818 s. BK. mad. 135/2)- Mahkeme, verilen hükmü kendiliğinden değiştiremeyeceğinden, ilam zamanaşımına uğramış olsa bile temyiz edilip Yargıtay tarafından bozulmadıkça, mahkemenin, davayı tekrar ele alıp zamanaşımı nedeniyle reddedemeyeceği-
İlam, hükmün verilmesi tarihinden itibaren 10 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra, davalı-borçluya tebliğ edilmesi durumunda, borçlunun, süresi içinde temyiz yoluna başvurarak, hükmün yalnız ilamın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle bozulmasını sağlayabileceği- İlam zamanaşımına uğramış olsa bile temyiz edilip Yargıtay tarafından bozulmadıkça, mahkemenin davayı tekrar ele alıp zamanaşımı nedeniyle reddedemeyeceği-
Tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın TMK. mad. 1007 uyarınca tazmini-
TMK’nın 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat istemi- Davada tapu sicilinin tutulmasından doğduğu iddia edilen zararın tazmini istendiğine ve bu alacakla ilgili kanunda aksine bir hüküm bulunmadığına göre, bu zarar alacağının da TBK146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tâbi olduğu-
TTK. 101'/1deki beş yıllık zamanaşımının ancak taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunması halinde uygulanabileceği- İtirazın iptali davasında, davacının "ne şekilde kötü niyetli olduğu" belirlenmeden, kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği-
