Davalının davacıya yönelik alenen hakaret ve yaralamaya teşebbüs suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği ancak hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, haksız eylem sebebiyle uğranılan manevi zararın ödetilmesine ilişkin davasının da zamanaşımı sebebiyle reddedildiği, haksız eylem tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK 66/e maddesi uyarınca, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda zamanaşımı süresinin sekiz yıl olup, davanın açıldığı günde olay tarihinden itibaren uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmadığından işin esasına girilerek sonuca gidilmesi gerekeceği-
Davacının kişiliğinin bir parçası olan fotoğrafının rızası dışında davalılarca yayınlanması ile kişilik haklarının ihlal edildiği sonucuna varılarak, davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Hakimin manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alması gerektiği-
Davacı Başbakan'ın atamalar konusunda isabetli davranmadığı yönünde davalı tarafından yorum yapılırken, yakışıksız bir ifade kullanıldığı açık ise de; bu ifadenin, muhatabı davacı açısından hakaret olarak değerlendirilemeyeceği-
Haciz işleminden iki ay kadar önce ticaret işini terk eden davacının, haksız haciz nedeniyle bu işini yapamaması nedeniyle mahrum kaldığı kazancı talep edemeyeceği-Haksız haciz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin davada, davacının ticareti terk etmiş olması sebebiyle davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı fazla olup, daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Olayın tarihi, gelişimi, atılan mesajların içeriği dikkate alındığında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarının az olduğu-
Haksız eylem nedeniyle hükmedilecek manevi tazminat davalarında yetkili mahkemenin HMK. mad. 16 gereğince, haksız eylemin gerçekleştiği yer, zararın doğma ihtimali olan yer ile davalıların yerleşim yeri ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri olduğu-
Dava konusu olayın tarihi, gelişimi göz önüne alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı fazla olup, daha alt derecede manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Davacı şirketin kişilik haklarına saldırı ve hukuka aykırılık gerçekleşmediğinden açılan manevi tazminat davasının reddine karar verileceği-