TMK. m. 850' de açıkça ifade edildiği gibi toplu rehin türünün "üzerinde kurulmak istenen taşınmazlarının mülkiyetinin aynı kişiye ait olması" ya da "taşınmazların ayrı kişilerin mülkiyetinde yani taşınmazların malikleri farklı kimseler ise, bu kişilerin güvence altına alınmak istenen borçtan müteselsil olarak sorumlu bulunmaları" hallerinde kurulabilmekte olduğu, bu şartlar yoksa toplu rehin kurulamayacağı- Şikayetçi borçlu her ne kadar icra mahkemesine başvurusunda 4721 Sayılı TMK'nın 873/3. maddesi gereğince toplu ipoteğe konu tüm taşınmazlar hakkında takip başlatılmadığını ileri sürmemiş olsa dahi bu husus kamu düzeninden ve takip şartı olup, mahkemece re’sen nazara alınması gerektiğinden ilgili yasa maddeleri ve ilkeler doğrultusunda takip dayanağı tüm ipotek senetlerinin ve tapu kayıtlarının yöntemince incelenerek taşınmazlar üzerinde toplu ipotek tesis edilip edilmediğinin net olarak tespit edilmesi, toplu ipotek tesis edildiğinin tespit edilmesi halinde ise toplu ipotek kapsamında olan tüm taşınmazlar hakkında takip başlatılıp başlatılmadığının araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
06/05/2021 tarihli icra takibinde M. ipotek veren sıfatı ile borçlu olarak gösterilmiş ise de; ipoteğe konu taşınmazdaki hissesini 04/02/2020 tarihinde devrettiği, icra takibinin ise 06/05/2021 tarihinde başlatıldığı- İcra takip tarihi itibariyle ipotekli taşınmazdaki hissesini 3. kişiye devreden M.'nin iş bu icra takip dosyasında borçlu sıfatı kalmadığı-
Alacaklı banka tarafından temerrüt tarihi itibariyle TL kredilere fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı getirtilmesi ile bilirkişiden Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
TMK'nun 851. ve 881. maddelerinde ifadesini bulan ve muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde, borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan, taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırılmış olduğu- TMK'nun 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşmasının mümkün olmadığı- Limit aşımına ilişkin şikayet, süresiz olarak her zaman ileri sürülebileceği-
İhbar (muacceliyet ihtarı) koşulları oluşmadığından, şikayetçiler hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapılamayacağı-
“Krediyi kullandıran taraf” sıfatı bulunmayan temlik alacaklısının İİK m.150/ı koşullarında takip yapma hakkı da bulunmadığından, takibin iptaline karar verilmesi gerektiği, icra emrinin iptali ile yetinilmesinin hatalı olduğu-
İcra takip dayanağı ipotek akit tablosunda 250.000 TL doğmuş alacağın varlığı ve fekki bildirilinceye kadar kaydının bulunduğu- Aynı akit tablosunda (adres değişikliğinin tapu müdürlüğüne bildirilmemesi halinde tebligatın eski adrese ulaştığı tarihin tebellüğ tarihi sayılacağının kararlaştırıldığı- Borçlunun ipotek akit tablosunda belirtilen adresine noter kanalıyla ihtarname keşide edildiği, ihtarın 21/01/2021 tarihinde adrese ulaştığı, ilgili noterlikçe icra dosyasına yapılan beyanda adrese 22/02/2021 tarihinde gidilmiş olduğunun belirtilmesi ve resmi nitelikteki tebliğ evrakı ile 19/01/2021 keşide tarihini taşıyan ihtarname dikkate alındığında, maddi hataya müstenit olduğunun kabulü gerektiği- Bu durumda takip tarihi itibari ile alacağın muaccel olduğunun kabulü ile şikayetin reddine karar vermek gerektiği-
Banka ve kredi veren kuruluş olmayan Varlık Yönetim A.Ş'nin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi yapması usulsüz ise de; ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermemesi, alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip yapılmasına engel olmadığı ve  bu durumda borçluya örnek 9 ödeme emri gönderilebileceği-
Türk parası ile bir ipotek yapılıp, ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle takibe geçildiğinde, alacağın muayyenliği ilkesine göre ana paranın tür ve miktarı değiştirilemeyeceği, bu nedenle kredi sözleşmelerindeki yabancı para alacağı üzerinden borçluya tebliğ edilen hesap özetine dayanılarak aktin muayyenlik ilkesi gözetilmeksizin icra emri tebliği ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağı, bu hususun kamu düzenine ilişkin olup, her zaman ileri sürülebileceği- Davacıların şikayetinin kabulü ile ipoteğin bölünmezliği ilkesi de dikkate alınarak takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
"İcra emri tebliğ edildiğinden alacaklı tarafından takipten feragat edilmesi halinde harç alınması gerekmekte olup icra müdürlüğünün harçsız vazgeçme talebinin reddi kararının yerinde olduğu" gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, iş bu karar dolayısıyla da takip ayakta olup, ilk icra dosyasının kapatılmadığı, mevcut durumda her iki takip derdest olmakla, ikinci takibin "tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla" başlatılmasının da sonuca etkili olmadığı-