Türk Parası ile ipotek düzenlenmiş olup, kat ihtarında TL. cinsinden alacak talep edildiği ve TL. cinsinden alacakların tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle takibe geçildiğinden ana paranın tür ve miktarının değiştirilmediği dikkate alındığında somut olayda ipoteğin muayyenlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
Alacaklı tarafından takipten önce gönderilmiş bir muacceliyet ihtarının bulunmadığı anlaşıldığından, borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
İhale konusu taşınmazların maliki ipotek veren ............ hakkında verilmiş geçici mühlet ve kesin mühlet kararı bulunmasa da, takip, kredi borçlusu şirketin borçlarından dolayı ve söz konusu şirket lehine verilen ipoteğe dayalı olarak başlatılmış olup kredi borçlusu hakkında konkordato davası kapsamında verilen kesin mühlet kararının, hem söz konusu kararın niteliği gereği, hem de zorunlu takip arkadaşlığı nedeniyle, ipotekli taşınmaz maliki yönünden de sonuç doğuracağının kabulü gerekeceği, bu durumda, şikayete konu ihalelerin kredi borçlusu hakkındaki konkordato davasında verilen 09.06.2023 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet süresi içinde yapıldığı sabit olup ipotek konusu taşınmazların satışı gerçekleştirilemeyeceğinden ihalelerin feshine karar verilmesi gerekeceği-
Ana para ipoteğinde, taraflar arasındaki temel ilişkiden doğmuş bulunan bir alacağın teminat altına alındığı - Temel borç ilişkisinin geçersiz olması dolayısı ile alacak doğmadıysa, yapılan tescilin, görünürdeki alacaklı lehine bir rehin hakkını doğurmayacağı – Tapudaki tescilin alacağı doğurmayacağı ve alacağın varlığı için bir delil teşkil etmeyeceği - Rehinli alacaklının, rehin hakkını kullanmak için kişisel alacağını da ispat etmesi gerekeceği – Bu konuda açılmış olan itirazın iptali davasında ispat yükünün davacı – alacaklıda olduğu-
Borçlunun taşınmazı üzerindeki bu ipotek kaydı ile birlikte satın aldığına göre, hakkında asıl borçlu şirket ile birlikte ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilâmsız takip yapılması İİK'nın 149. maddesine uygun olduğu-
İİK'nın 149. madde hükmüne göre, icra takibinin asıl kredi borçlusu (lehine ipotek verilen) aleyhine açılmasının asıl olduğu-Takip sonunda üçüncü kişinin taşınmazının paraya çevrilmesi söz konusu olduğundan, o kişi hakkında da takip yapılması gerekeceği- Şu hale göre ipotek veren üçüncü kişi ile asıl borçlu arasında zorunlu takip arkadaşlığı olduğu- Bu husus kamu düzeni nedeniyle mahkemece re'sen gözönünde bulundurulması gerekeceği-
Toplu rehinde, tek bir alacağın tamamı birden fazla taşınmaz ile teminata alınmış olup, birden fazla taşınmaz üzerinde kurulu rehinler arasında hukuki bağlılık vardır ve bu bağ içerisinde, alacaklının alacağını tahsil etmesi asıldır. Rehin alacaklısının teminatı ne denli fazla olursa olsun, temelde alacağını ancak bir kere elde edebileceğinin de unutulmaması gerekeceği- Böylece rehinli taşınmazlardan birisinin paraya çevrilmesi halinde, rehin alacaklısı alacağını tahsil etmişse, artık diğer taşınmaz üzerindeki rehnin konusu kalmayacak ve sona ereceği. Kısacası, alacaklı, alacağının tutarını bir kez isteyebileceği; alacağı tümüyle karşılandığında bütün taşınmazlar hakkındaki rehin hakkının sona ermesi gerekeceği-
Kural olarak alacağın muacceliyetinin, bir ihbarın yapılmasına bağlı olduğu durumlarda, alacaklının hem asıl borçluya hem de borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz malikine, muacceliyet ihtarında bulunmadan icra takibi yapmasının mümkün olmadığı- Çünkü, Türk Borçlar Kanunu'nun 117/2. maddesinde yer alan borcun ifa edileceği günün (vade tarihi) sözleşmede yer almadığı- Bu durumda, borçlunun temerrüdünün ne zaman gerçekleştiğinin saptanmasında TBK’nın 117/2.maddesinin; “muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur” hükmünün dikkate alınması gerekeceği-
TMK. m. 850' de açıkça ifade edildiği gibi toplu rehin türünün "üzerinde kurulmak istenen taşınmazlarının mülkiyetinin aynı kişiye ait olması" ya da "taşınmazların ayrı kişilerin mülkiyetinde yani taşınmazların malikleri farklı kimseler ise, bu kişilerin güvence altına alınmak istenen borçtan müteselsil olarak sorumlu bulunmaları" hallerinde kurulabilmekte olduğu, bu şartlar yoksa toplu rehin kurulamayacağı- Şikayetçi borçlu her ne kadar icra mahkemesine başvurusunda 4721 Sayılı TMK'nın 873/3. maddesi gereğince toplu ipoteğe konu tüm taşınmazlar hakkında takip başlatılmadığını ileri sürmemiş olsa dahi bu husus kamu düzeninden ve takip şartı olup, mahkemece re’sen nazara alınması gerektiğinden ilgili yasa maddeleri ve ilkeler doğrultusunda takip dayanağı tüm ipotek senetlerinin ve tapu kayıtlarının yöntemince incelenerek taşınmazlar üzerinde toplu ipotek tesis edilip edilmediğinin net olarak tespit edilmesi, toplu ipotek tesis edildiğinin tespit edilmesi halinde ise toplu ipotek kapsamında olan tüm taşınmazlar hakkında takip başlatılıp başlatılmadığının araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerekeceği-