Davaya konu Erdek İcra Dairesi'nin 2010/1565 sayılı takip dosyası incelendiğinde takibe konu alacağın asıl borçlu tarafından 20.12.2010 tarihinde ödendiği ve aynı gün ilgili icra müdürlüğünce hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, ihtiyati haciz kararına itirazın da 23.11.2010 tarihinde yani paranın icra veznesine yatırılmasından önce yapıldığı anlaşılmasına rağmen mahkemece, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gibi, İcra ve İflas Kanunu'nun 265. maddesine göre İcra Mahkemesi'nin görevli olduğu yönündeki gerekçenin de doğru olmadığı-
İhtiyati haczin kaldırılmasına dair karara karşı temyiz yolunun açık olduğu; tanzim tarihi sonradan düzenlenen senedin adi senet vasfında olsa da ihtiyati haciz istemine konu olabileceği, senedin teminat senedi olmasının keşideci yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesine engel oluşturmayacağı ve bu hususların ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinde tartışılabilecek hususlardan olmadığı-
İhtiyati hacze yönelik itirazları inceleyen mahkemenin tarafları davet edip duruşma açarak karar vermesi gerekeceği (İİK. mad 265/IV)-
Mahkemece ‘talebin dayanağı olan bononun teminat senedi olduğundan kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi vaadini içermediği’ gerekçesiyle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmişse de, bir bononun teminat amacıyla verilmiş olmasının onun kambiyo senedi niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve mahkemece, ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri arasında bulunmayan bu itirazın reddine karar vermek gerekeceği-
İhtiyati haciz isteyen hamil keşideciyi protesto etmediğinden müracaat borçlusu cirantaya karşı müracaat hakkını kaybedeceği ve ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin, ihtiyati hacze konu çekin tahrifatsız halinin fotokopisi olduğu iddiası ile çek fotokopisi ibraz ederek keşide tarihinde tahrifat yapılmak suretiyle keşide tarihinin değiştirildiği ve bu nedenle ihtiyati haczin kaldırılmasına yönelik talebinin; mahkemece, İİK’nın 265’inci maddesinde belirtilen “haciz sebepleri” arasında yer alan “alacağın varlığına kanaat edinilmesi” koşulu açısından incelenerek, alacağın varlığı konusundaki kanaatin devamı hâlinde itirazın reddine, aksi hâlde itirazın kabulüyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekeceği-
İhtiyati hacze konu alacak için itirazın iptali davası açıldığı ve asıl dosyada ihtiyati haciz talebi hakkında gerekli kararın verildiği gerekçesi ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesinin yerinde olduğu-
İhtiyati hacze itiraz eden Ltd. Şti. vekilinin itirazında ihtiyati haciz kararını icra takibinde ödeme emrinin tebliğ edilmesiyle öğrendiklerini beyan ettiği, icra dosyasında ödeme emrinin mümeyyiz itiraz edene tebliğ edildiğine dair tebligat bulunsa da, tebligatın incelenmesinde tebliğin şirket yetkilisine yapılmadığının, tebellüğ eden kişinin şirket çalışanı olmadığının, buna göre tebligatın 7201 Sayılı Tebligat Kanun’un 12. ve 13. maddelerine göre usulüne uygun yapılmadığının anlaşıldığı, bu halde, ihtiyati haciz kararını öğrendiğini savunan itiraz edenin beyanına itibar edilerek, itirazın süresinde olduğunun kabul edilmesinin gerekeceği-
Bononun ödememe protestosundan sonra ciro işlemine tabi tutulmasının ancak def'iler yönünden alacağın temliki sonucunu doğuracağı, ihtiyati haciz işlemine bir etkisi bulunmadığından mahkemece, alacaklı tarafından ihtiyati haciz talep edilebileceği-
Davanın, ihtiyati haciz istemi olduğu, istemin, ihtiyati haciz kararına itiraz ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına ilişkin olduğu, kambiyo senedi niteliğindeki bonoya dayalı borçlar aranacak borçlar niteliğinde olup, bonoda belirtilen borçluların yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki mahkemeden, bonoda öngörülen yetkili mahkemeden, bonoda gösterilen ödeme yerindeki mahkemeden, bonoda ödeme yeri gösterilmemişse, bononun düzenlendiği yerdeki mahkemeden ihtiyati haciz talebinde bulunulabileceği, somut olayda, bono üzerinde 'Diyarbakır' mahkemelerinin yetkili olduğu belirtildiği gibi, borçluların ikametgahlarının da 'Diyarbakır' olmasına göre yetkili mahkeme Diyarbakır mahkemeleri olduğu için, İİK.'nın 265. maddesi gereği yetki itirazının kabulüne karar verilmesinin gerekeceği-
