İmar öncesi kadastral parselde davalının bir hakkı olup olmadığının saptanması, şayet imar öncesi çekişmeli taşınmazda mülkiyet veya kişisel bir hakka dayanarak muhtesatlar yapılmış ise yapan kişi durumundaki davalının 3194 sayılı Kanun’un 18. maddesi hükmü uyarınca meyve ağaçlarından dolayı iyiniyetli olduğu gözetilerek kaim bedele hak kazanacağı, kendisine karşı açılan elatmanın önlenmesi ve yıkım istekli bir dava sonucunda anılan bu hakkı elde edeceği-
Davacının adi yazılı sözleşmeyle malikinden haricen yer satın alarak üzerine bina yaptığı ve bu sözleşme gereğince temliken tescil talebinde bulunduğu anlaşıldığından davacının iyi niyetli olduğunun kabulünün gerekeceği,bu tür davalarda, temliken tescile karar verilebilmesi için iyi niyetli olmanın yanında, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olup olmadığı araştırılması, davacının dava konusu taşınmazdan satın aldığı ve üzerine bina inşa ettiği bölümün ifrazının mümkün olup olmadığı incelenmesi, davacının inşa ettiği zorunlu kullanım alanı da krokide gösterildikten sonra davacının inşa etmiş olduğu binanın değeri belirtilen zorunlu kullanım alanı ile karşılaştırılmak suretiyle arsa değerinden fazla olup olmadığı araştırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekeceği-
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin davada, taşınmazın maliklerine husumet tevcih edilmesi, taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekip yıkımına karar verilen merdiven alanı bakımından fen bilirkişi raporuna atıfta bulunulmaması, yıkılacak kısım ve miktarının hüküm yerinde açıklanmamış olmasının da infazda tereddüde yol açacağı-
Arzın mütemmim cüz'ü (bütünleyici parçası) oldukları anlaşılan muhtesatların, zeminin mülkiyetine tabi olmaları nedeniyle (TMK 684.mad.) yıkım istekli davalarda, davanın binanın ana nüvesinin üzerinde bulunduğu taşınmazın tüm maliklerine yöneltilmesinin zorunlu olduğu-
Kadastro çalışması yapılan taşınmazlarda, tutanakların askıya çıkarıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde kadastro mahkemesinde açılan davalarda veya bu süre içinde dava açılmamış tutanak kesinleşmişse, Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan öncesi nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılacak davada muhdesatın arzdan ayrı olarak beyanlar hanesine yazılmasının istenebileceği-
Bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamayacağı-
Davalının gerçekten de imar uygulaması öncesi kadastral parselin paydaşlarından taşınmazın kullanım tarzını belirleyen harici bir taksim ya da fiziki bir kullanım tarzı meydana getirilipte davalı harici alıma dayalı olarak yapılandığını kanıtlaması halinde, 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesinin uygulanması gerekeceği-
Çekişme konusu taşınmazdaki taşkınlığın imar uygulaması ile oluşup oluşmadığının saptanması, tecavüzün imar uygulaması ile oluştuğunun belirlenmesi halinde öncelikle taşkın deponun ana nüvesinin yer aldığı taşınmazın davalı dışındaki mirasçılarının davada yer almalarının sağlanması, tecavüzlü yapının kaim değerinin keşfen saptanarak davacıya depo ettirilmesi, ondan sonra elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekeceği-
Davada elatmanın önlenmesi isteği yanında yıkım isteği de olduğundan, taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın taşınmazın bütünleyici parçası olması nedeniyle tüm kayıt maliklerinin davada yer almalarının zorunlu olduğu-
