Tasarrufun iptali davasında borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olması dava şartı olup, söz konusu şartın gerçekleşmemiş olması nedeni ile davanın reddi halinde, kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün düzeltilerek onanacağı-
TBK’nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin (icra takibinin) iptaline ilişkin davada, "davalı borçlu ile davalı üçüncü kişinin akraba olduğu, verilen ödünç paranın (366 gram altın) ödenmemesi üzerine taraflar arasında bono düzenlendiği, vadesinde bono da ödenmediğinden icra takibi başlatıldığı ve takipte borçlunun maaşına haciz konulduğu" ileri sürülmüşse de, mahkemece, davanın kabulü ile icra takibindeki maaş haczi işleminin davacı alacaklının icra takibine konu alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davacı yönünden iptaline karar verilmesinin isabetli olduğu- Daha düşük olan alacak miktarı (iptali istenen muvazaalı takip olduğundan) üzerinden karar ilam harcı alınması gerekirken maktu harç alınması doğru olmadığı, yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği-
Kooperatif hissesinin davalı kooperatife devrine ilişkin tasarrufun iptali davasının (1163 s. Koop. K. mad. 99) asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Terditli açılan davanın, ilk olarak TBK.m. 19'a göre incelenmesi gerektiği; bu talep kabul edilmediği takdirde davanın dava sebebinin İİK. mad. 277 gereğince tasarrufun iptali davası olarak tavzihinin gerektiği- Borçlunun, yeğenine sattığı ticari plaka hattına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesinin isabeti olduğu-
Tasarrufun iptali davasında, yetki itirazında bulunan davalı dördüncü kişi yönünden tefrik edilen dava bekletici mesele yapılarak, dördüncü kişinin kötü niyetinin ispatlanması halinde tüm tasarrufların iptaline; dördüncü kişinin kötü niyetinin ispatlanmamış olması halinde ise, (mahkemece ilk verilen davanın kabul kararını temyiz etmeyen) davalı üçüncü kişi yönünden karar kesinleşmiş olduğundan, davalı üçüncü kişinin taşınmazı elinden çıkardığı tarihindeki değeri oranında alacak ve ferilerini geçmeyecek şekilde bedelden sorumlu olmasına karar verilmesi gerektiği-
Davada taraf ehliyetine sahip olabilmek için, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin olması gerektiği- Yargılama sırasında taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya ret etmiş ise bu hususta kanunda belirlenen süreler geçinceye kadar davanın erteleneceği- Gecikmesinde sakınca bulunun hallerde davayı takip için kayyım atanacağı- Yargılama devam ederken davalılardan birinin ölmesi halinde taraf teşkilinin sağlanması mahkemenin resen ele alması gereken konulardan olduğundan mahkemece ölü davalının mirasçılarının davaya dahili için davacıya süre verilmeli, bu suretle taraf teşkili sağlanarak davaya devam olunması gerektiği-
Mahkemece, tasarrufun iptali davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiğinden, vekalet ücreti yönünden tarafların haklılık ve haksızlık durumlarının tespiti yapılarak oluşacak sonuca göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
"..Açılan tasarrufun İptali davalarının iflas masasında takip edilmesine" dair 2. alacaklılar toplantısında alınan karar gereğince, iflas masasına dava dilekçesi ve davetiye tebliğ olunarak taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerektiği- Davacılar vekili 2 davacı hariç diğer tüm davacılar yönünden feragat dilekçesi verilmesine rağmen, mahkemece feragat beyanı bulunmayan davacılar yönünden de davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
İstinaf başvurusuna ilişkin olarak davacının davadan feragat etmesi nedeniyle, yerel mahkeme ilamının düzeltilmesi ile esasa ilişkin olarak feragat nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Davacı şirket iflas ettiğinden, davacı vekilinin müvekkili şirket ile aralarındaki vekalet ilişkisinin sona ereceği ve davayı takip yetkisi de verilmediği için dava ehliyetinin kalmadığı- İflas dairesine duruşma günü bildirilip, davayı takip edip etmeyecekleri sorulmadığından, taraf teşekkülünün sağlanmadığı- Mahkemece, iflas dairesinden davayı takip edip etmeyecekleri sorularak, devam etme iradesinin bildirilmesi halinde yargılamaya iflas dairesi ile devam edilmesi aksi halde davacının aktif dava ehliyeti kalmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-