Haczedilen şey borçlunun elinde olmayıpta üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü bir şahıs nezdinde bulunursa icra müdürü, o şahıs aleyhine icra mahkemesine müracaat için alacaklıya yedi gün mühlet vereceği, bu mühlet içinde icra hâkimliğine dava ikame edilmezse üçüncü şahsın iddiasının kabul edilmiş sayılacağı, bu durumda da mahcuzlar üzerindeki haczin kalkacağı, alacaklı tarafından açılan tasarrufun iptali davasında takibin durdurulması yönünde bir tedbir kararı getirilmediği sürece tasarrufun iptali istemi ile açılan davanın haczin devamı için gerekçe olarak gösterilemeyeceği-
Takip dayanağı ilamın İİK'nun 277 ve müteakip maddelerine dayalı tasarrufun iptaline ilişkin bir ilam olduğu ve taşınmazın aynı ile ilgili değil şahsi hak doğurucu nitelikte bulunduğu, bu nedenle, ilamın icrası için kesinleşme şartının aranmadığı-
İİK. mad. 277 vd. uyarınca açılan tasarrufun iptali davaların, basit yargılama usu­lüne tabi olduğu- HUMK. mad. 176/1-11 uyarınca, basit yargılamaya tabi davalarda adli tatilde temyiz süreleri­nin işleyeceği öngörülmüşse de, 01.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nun 103. maddesinde, basit yargılama usulüne tabi davaların adli tatilde görülebile­ceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, adli tatil süresi içinde temyiz süresi işlemeyeceği- Uygulamada daha önceki tarihli hukuki veya ticari bir ilişki nedeniyle sonraki tarihli senet veya çeklerin düzenlendiği bilindiğinden, bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda her ne kadar davacının tuttuğu ticari defterlerin kapanış tarihlerinin olmaması nedeniyle lehine delil olma özelliğinin bulunmadığı bildirilmiş ise de, aynı bilirkişi raporunda davacı alacaklı ile borçlu davalı arasındaki ticari ilişkinin tasarruf tarihinden önce başladığı bildirilmiş ve davacı tarafından dosyaya ibraz edilen faturalar da bu hususu teyit etmiş olduğundan, mahkemece davacının alacağının tasarruf tarihinden önce doğduğunun kabulü ile davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanması gerekirken, çeklerin keşide tarihi iptali istenilen tasarruftan sonra olduğundan, davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Borçlu davalının aciz halinin tam olarak belirlenmediği görüldüğünden, mahkemece davacının dayanağı olan icra takip dosyasında haciz konulan davalı borçluya ait taşınmazların borcunu karşılayıp karşılamayacağı hususunda bilir­kişi incelemesi yapılması, borcu karşılayacağının anlaşılması halinde davanın ön şart yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği-
Taşınmaz satışı kardeşler arasında yapıldığından tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Mirası reddeden, dolayısıyla taraf sıfatı bulunmayan borçlu davalı mirasçılarının yargılama giderleri ve vekalet ücretine mahkum edilmelerinin isabetsiz olduğu-
Borçlu ile üçüncü kişi konumundaki davalının baba oğul olması nedeniyle aralarındaki tasarrufun bağışlama hükmünde olup iptaline karar verilmesi isabetliyse de, harcın kamu düzeni ile ilgili olup re'sen göz önüne alınması gerekeceği ve daha az olması nedeniyle dava konusu taşınmaz bedeli üzerinden karar harcının nisbi olarak hesaplanması gerekeceği-
Borçlunun borcundan dolayı tasarrufun iptali davasına konu taşınmazın cebri icra yolu ile satılması halinde de 3. kişinin elinde bir bedel kalır ise bu bedel ile sorumlu tutulacağı, bir bedel kalmamış ise konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ancak davalılar dava­nın açılmasına neden oldukları için yargılama giderine mahkûm edilmeleri gerektiği-
Davacı tarafından davalılar aleyhine ecrimisil ve tazminat davası açılmış ise de anılan davaların derdest olduğu davacının adı geçen borçlulardan alacaklı olduğunu gösterir bir ilam bulunmadığı anlaşıldığından İİK. mad. 277 vd.'na göre açılan davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmesi gerekeceği- Tasarrufun iptali davasının ön şart yokluğundan reddi halinde kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekeceği-
Temlik işleminin iptaline yönelik tasarrufun iptali yönündeki talepte icra mahkemesinin görevli olmadığı, icra mahkemesince görevsizlik kararı değil şikayetin reddinin gerektiği-
Mahkemece, “davalı son malikin kötüniyetli olmadığı” belirtilerek “davanın reddine” karar verilmişse de, davacının alacağının doğum tarihi, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleştiği, aciz belgesinin sunulduğu, alacağın gerçek olduğu ve davanın süresinde açıldığı görülüğünden, mahkemece, dava konusu davalı borçlu ile 3. kişi davalı arasındaki taşınmaz satışları ile davalıların 7.7.2011,12.8.2011,10.11.2010, 9.11.2010 tarihli tasarrufları yönünden taraf delillerinin toplanması ve tasarrufların İİK'nun 278, 279, 280, (283/2) maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği-