Borçlu ile üçüncü kişinin fikir ve eylem birliği içerisinde mal kaçırmak amacıyla danışıklı işlemler yaptığı anlaşıldığında, istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerektiği-
İcra takibinin infazla sonuçlanması ve hacizlerin kaldırılması hâlinde istihkak davasının konusuz kaldığı, bu durumda davanın reddine değil, karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği-
İstihkak davalarında HMK m. 320/1 hükmü uygulanarak dosya üzerinden karar verilemeyeceği; harç alınarak duruşma açılması, taraf teşkilinin sağlanması ve delillerin toplanması suretiyle yargılamanın tamamlanması gerektiği-
Kasada bulunan paranın haczi, üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunması ve İİK m. 97'deki prosedürün işletilmesinden sonra, icra mahkemesince "takibin devamına" karar verilmişse de anılan kararın davacı üçüncü kişiye tebliğ edilmediği, ancak kararın tebliğini beklemeden üçüncü kişinin istihkak davası açabileceği- Kendisine istihkak talebinde bulunmak imkanı verilmemiş olan üçüncü kişinin haczedilen şey hakkında veya satılıp da bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında istihkak davası açabileceği- Üçüncü kişi yasal süresi içerisinde istihkak iddiasında bulunduğundan dava açma süresinin kesileceği- Alacaklı vekilinin talebiyle paranın kendisine ödenmesi ve icra müdürlüğünce, "alacaklı vekilinin haricen tahsil talebi gereği talebin kabulü ile haciz fekki ile dosyanın işlemden kaldırılmasına" karar verildiği anlaşıldığından, icra mahkemesince "geçerli bir haciz bulunmadığı" gerekçesi ile istihkak davasının ön koşul yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
İstihkak davasında geçerli haczin bulunmasının dava şartı olduğu ve yargılamanın her aşamasında, mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi gerektiği-
Davalı üçüncü kişinin şirket vekili dosyaya ibraz ettiği cevap dilekçesinde açıkça; hacze konu menkulün mülkiyetinin vekil edeni şirkete ya da borçlu şirkete ait olmadığını, dava dışı başka bir şirketten kiralandığını beyan ettiği, o halde mahkemece, davalı üçüncü kişi şirketin mülkiyete dayalı istihkak iddiasında bulunmadığı kiracılık sıfatına dayalı istihkak iddiasının ise geçerli olmadığı nazara alınarak şikayetin ve terditli istihkak iddiasının reddi davasının usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu haczin, davacı üçüncü kişinin ticaret siciline kayıtlı adresinde yapıldığı, ticaret sicil kayıtlarına göre borçlunun haciz mahallinde faaliyette bulunmadığı, borçluya ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edilmediği, haciz sırasında borçlunun hazır olmadığı, haciz mahallinde bulunan evrakların ise güncel olmadığı anlaşıldığından mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup, davanın İİK m. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmayacağı- Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerektiği- Davalı alacaklı, borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ olduğunu ve muvazaalı işlemler yapıldığını iddia etmişse de; somut olayda borçlu ile üçüncü kişi şirket ortakları arasında var olan akrabalığın tek başına muvazaalı işlemler yapıldığını göstermeyeceği-
Mahkemece istinaf eden davalı alacaklı vekiline gönderilen muhtıraya muhtıraya harcın mahkeme veznesine yatırılması yerine yatırılacak yer belirtilmeksizin sadece “depo edilmesi” gerektiği şeklinde ihtar yazıldığı, böylelikle gönderilen muhtıranın usulüne uygun olmadığı ve istinaf başvurusunun incelenmesi gerektiği-
Hakim tarafından “istinaf harç ve giderlerinin tamamlanması için 1 haftalık kesin süre” verilmesi ve ayrıca yazılı olarak “aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususunun bildirilmesi gerektiği-
16.12.2022 tarihinde alacaklını talebi ile yapılan haczin, takibe konu dayanak bonoda keşide yeri olarak yazılan adresde yapıldığı, bu adresin aynı zamanda borçlu A. A'nın ticaret sicili adresi olduğunun görüldüğü- Bu durumda, mahcuzların borçlunun elinde bulunduğunun ve mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olduğu, icra müdürlüğünce haczin İİK'nın 96-97. maddelerine göre yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı-