İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığı'nın tüzel kişiliği ve dolayısıyla taraf sıfatı bulunmadığından hakkında takip yapılamaz ise de; yapılan ilamsız takibe karşı tüzel kişiliği bulunan İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'nce itiraz edilmiş olması nedeniyle borçluluk sıfatının benimsendiği,İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'nün itirazının takipten haberdar olduğu tarih nazara alınarak yasal süresinde olduğunun kabulü gerekeceği-
Alacaklının, “….’ya 44 Bin TL borcum kalmıştır.” yazılı ve borçlunun imzasını içerir belgeye dayalı olarak genel haciz yoluyla başlattığı icra takibinde, borçlunun ‘takibe dayanak yapılan belge ve içeriğini kabul etmediklerini, … alacağın ödendiğini ve alacaklıya borçlarının olmadığını” belirterek borca itiraz etmesi halinde, açıkça imzaya itirazda bulunulmadığından, dayanak belgedeki imzanın borçluya ait olduğunun kabulü gerekeceği; mahkemece, alacaklının takibi İİK. 68/1'de yer alan ve mücerret borç ikrarını içeren bir belgeye dayandığından ve borçlu, itirazını, İİK. 68’de sayılan belgelerle ispat edemediğinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesinin gerekeceği-
Avukat olmayan kişinin borçlunun vekili sıfatıyla yaptığı itirazın geçersiz olacağı ve tüzel kişiler aleyhine yapılan takiplerde, borçlu tüzel kişinin organının (temsilcisinin) ödeme emrine itiraz edebileceği-
Borçlunun itiraz ettiğine ya da itiraz dilekçesi verdiğine dair İİK. mad. 8 anlamda bir "icra tutanağı" bulunmadığından, süresinde yapılmış itirazın varlığından bahsedilemeyeceği-
Borçlunun mükerrer takibe ilişkin borca itirazını da 7 gün içinde icra dairesine bildirmesi gerekmekte olup, icra dairesi yerine icra mahkemesine başvurmasının hukuki bir sonuç doğurmayacağı-
Borçlu şirketin yetkili temsilcisi olmayan ve avukat sıfatı da bulunmayan üçüncü kişi tarafından dosyaya vekaletname ibraz edilerek borçlu adına takibe itiraz edildiği anlaşıldığından ve geçersiz olan bir itiraza dayalı olarak takibin durdurulmuş olması, "bir hakkın yerine getirilmemesi" niteliğinde olduğundan, bu hususun İİK 16/2 uyarınca süresiz olarak şikayet konusu edilebileceği-
Borçlunun ileri sürdüğü hususların genel haciz yolu ile takipte itiraz niteliğinde olup, İİK'nun 62/1. maddesi uyarınca bu itirazın ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra müdürlüğüne yapılmasının gerekeceği, icra müdürlüğü yerine icra mahkemesine yapılan itirazın fuzuli olup, hukuki sonuç doğurmayacağı-
Borçlunun, henüz kendisine ödeme emri tebliğ edilmeden,takip kesinleşmeden yapmış olduğu ödemenin takip öncesi ödeme olup borçlunun başvurusunun bu hali ile borca itiraz niteliğinde olduğu, itirazla icra takibinin duracağı, icra takibine devam edilebilmesi için itirazın hükümden düşürülmesi dolayısıyla alacaklının icra mahkemesinde ya itirazın kaldırılması ya da genel mahkemede itirazın iptali davası açması gerekeceği-
Cebri icra, yetki anlaşmasının yapılamayacağı yapıldığında ise geçersiz olacağı tarafların irade ve isteklerine bağlı olarak yetkinin belirlenmesinin mümkün olmadığı bir hukuk alanı olduğundan ve borçlunun itirazının kaldırılması görevi kapsamında yer alan ve borçlunun gerçekten borçlu olup olmadığını inceleme doğrudan cebri icra (icra iflas) hukukuna ait bir faaliyet olduğundan, cebri icraya (takip yoluna) hangi ülkede başvuruluyor ise cebri icranın sadece o ülkenin cebri icra hukukuna tabi olacağı ve o hukukun münhasıran o ülkenin cebri icra organları tarafından uygulanacağı, bu sebeple mahkemece, münhasır (kesin) yetki sebebiyle yetki itirazının kaldırılması talebinin kabulü gerekeceği-
Borçlunun faizin belli bir kısmına itiraz ettiği, hukuki ilişkiyi kabul edip, itirazını faiz ile sınırlandırdığının kabulü ile mahkemece itiraz konusu faiz yönünden gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
