Dairemizce, ilamsız icra takiplerinde mükerrerlik iddiası, borca itiraz niteliğinde görülerek, bu itirazın İİK’nın 62. maddesi gereğince icra dairesine yapılması gerektiğine dair görüş istikrarlı şekilde uygulanmış ise de, derdestliğin HMK’da dava şartı olarak düzenlenmesine ve bu hususun Yargıtay Büyük Genel Kurulunun içtihadı birleştirme kararı ile de benimsenmesine paralel olacak şekilde görüş değişikliğine gidilerek, icra takibinin ilamlı ya da ilamsız olduğuna bakılmaksızın, mükerrer takibin iptali talebinin, takip şartı olarak değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak icra mahkemesine şikayet yolu ile getirileceği, söz konusu şikayetin ise süresiz olarak ileri sürülebileceği sonucuna varıldığı- Borçluların, aleyhlerinde başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibinin konusu olan alacağa dayanılarak daha önce ............ İcra Müdürlüğü'nün ............ E. ve aynı icra müdürlüğünün ............. E. sayılı dosyalarında başlatılan takiplerin halen derdest olduğunu ileri sürdüklerinin görüldüğü, bu durumda, Dairemizin değişen içtihadı gereğince borçluların icra mahkemesine başvuruları İİK’nın 16/2. maddesine dayalı şikayet niteliğinde olup, mahkemece istemin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, talebin itiraz olarak nitelendirilmesi ile yazılı şekilde sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu-
Alacaklıların 29.04.2019 tarihinde haciz ve tahliye istekli olarak başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle, İcra Müdürlüğünce düzenlenen örnek 13 numaralı ödeme emrinin borçlu kiracılardan ............. Ltd. Şti.'ne tebliğ edilemeden, borçlunun takibi kendiliğinden öğrenmesi üzerine 08.05.2019 tarihinde takibe itiraz ettiğinin görüldüğü, icra takip dosyasında adı geçen borçluya ödeme emri tebliğ işlemi yapılmadığından,İİK.'nun 62. maddesindeki borçluya verilen sürelerin işlemeyeceği, borçluya usulüne uygun olarak tahliye ihtarlı ödeme emri tebliğ edilmeden ödeme ve itiraz süreleri de işlemeye başlamayacak olup, borçlunun itiraz hakkı doğmayacağından, haricen öğrenmeye dayalı itirazın da yasanın emredici hükümleri karşısında hukuki sonuç doğurmayacağının ve alacaklı kiralayanların, borçlu kiracılardan ............... Ltd. Şti. yönünden icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve tahliyeyi isteyemeyeceğinin kabulü gerekeceği- Taraflarca yargılama sonuçlanıncaya kadar tazminat talep edilmesi mümkün olup alacaklı kiralayanlar vekili tarafından yargılama aşamasında tazminat talebinde bulunulmadığı bu nedenle alacaklı kiralayanlar lehine tazminata hükmedilmesinin isabetsiz olduğu- Dava dayanağı icra takibinin konusu para alacağı olup, TBK'nın 89 uncu maddesi uyarınca götürülecek borçlardan olduğu, kiraya veren davacı alacaklıların seçimlik hakkı gereği yerleşim yeri ve borcun ifa yeri olan İstanbul Anadolu İcra dairelerinin ve İcra mahkemelerinin yetkili olduğu gözetilerek, İlk Derece Mahkemesinin yetki itirazının reddi gerekçesi yerinde olup alacaklı kiralayanlar vekilinin .............. tarihli celsede kiralayanların tacir olmadığı beyanı da dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklı kiralayanların tacir sıfatı olmadığı halde kira sözleşmesindeki yetki şartının geçerli olduğu gerekçesinin doğru olmadığı-
İcra takip dosyasında borçlulardan ....... ve ...........’e ödeme emri tebliğ işlemi yapılmadığından, İİK.'nun 62. maddesindeki borçlulara verilen sürelerin işlemeyeceği, borçlulara usulüne uygun olarak tahliye ihtarlı ödeme emri tebliğ edilmeden ödeme ve itiraz süreleri de işlemeye başlamayacak olup, borçluların itiraz hakkı doğmayacağından, haricen öğrenmeye dayalı itirazın da yasanın emredici hükümleri karşısında hukuki sonuç doğurmayacağı, alacaklı bu aşamada icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyemeyeceği gibi, bir bütün olan kira sözleşmesi, kiralanan yerin niteliği ve tahliye isteminin bölünemez borç olması nedeniyle tahliye talebi de bölünemeyeceğinden, alacaklının kiracı olan tüm borçlular yönünden tahliyeyi de isteyemeyeceğinin kabulü gerekeceği, o halde İlk Derece Mahkemesince, alacaklının itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Alacaklı tarafından kiracı borçlular aleyhine başlatılan haciz ve tahliye talepli ilâmsız icra takibinde, ödeme emrinin borçlu şirkete tebliğ edilemeden borçlu şirket tarafından öğrenilmesi üzerine vekil aracılığıyla takibe itiraz edilmesi durumunda, borçlu şirkete ödeme emri usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden ödeme ve itiraz sürelerinin işleyip işlemeyeceği ve bu durumda alacaklının tahliye istemi ile birlikte itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerektiği- "Borçlu şirketin, hakkında yapılan icra takibini haricen öğrenip vekili vasıtasıyla süresinde takibe itiraz ettiği, haricen öğrenme ile yapılan itiraza hukuki sonuç bağlanması gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Borçlunun hakkında yapılan takipte asıl kiracının takip tarihinden sonra vefat etmesi nedeni ile artık pasif takip ehliyeti bulunmadığı yönündeki başvurusu şikayet niteliğinde olup, icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurarak, takip ehliyeti yokluğu nedeniyle takibin iptalini isteyebileceği, bir başka anlatımla, borçlunun özetlenen talepte bulunmasında hukuki yararının olduğu, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince, asıl borçlunun ölümü nedeni ile pasif husumeti kalmadığına dair şikayetinin reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararına yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Borçlunun, aleyhinde başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin konusu olan kredi sözleşmesine dayanılarak daha önce ................ İcra Müdürlüğü'nün ................. sayılı dosyasında başlatılan takibin halen derdest olduğunu ileri sürülerek ............... İcra müdürlüğü'nün .......... ve ................... sayılı dosyalarında başlatılan takiplerin iptalini talep ettiği görüldüğünden, Dairemizin değişen içtihadı gereğince borçlunun icra mahkemesine başvurusu İİK’nın 16/2. maddesine dayalı şikayet niteliğinde olup, mahkemece istemin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
İlamsız takiplerde her türlü itirazın ödeme emri tebliğinden itibaren 7 gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirilmesi gerektiği- İlamsız takiplerde yetkiye yönelik itirazın kamu düzenine ilişkin olmadığı-
Borçlunun itiraz dilekçesinde yurt içi adres bildirmemesinin hukuki sonucunun itirazın geçersizliği olmayıp takip talebinde gösterilen borçlu adresine çıkarılacak tebligatların borçlunun kendisine yapılmış sayılması olduğu, somut olayda örnek 7 ödeme emrinin borçlunun yurt dışı adresine tebliği üzerine süresinde itirazı üzerine takibin durduğu, olayda İİK’nın 62/3. maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı-
İcra müdürlüğünce herhangi bir talep ve hukuki sebep olmaksızın ödeme emri tebliğe çıkartılamayacağından ............... tebliğ tarihli tebliğ evrakının yok hükmünde olduğu- ............ tebliğ tarihli ödeme emri tebliğ evrakına karşı borçlunun usulsüz tebligat şikayetinin, mahkemece bekletici mesele yapılmaması hatalı ise de ............ İcra Hukuk Mahkemesi'nin ................... sayılı dosyasında usulsüz tebligat şikayeti kesin karar ile reddedildiği, ............ tebliğ tarihi itibariyle de borçlunun itirazının süresinde olmadığı-
İİK’ nın 62. maddesinden kanun koyucunun borca tamamen itiraz halinde aradığı tek unsurun, borçlunun borca itiraz etme yönündeki iradesini ortaya koyması olduğu; maddi hata yaparak borca itiraz dilekçesi yerine gönderilen dilekçenin UYAP sisteminden borçlu şirkete ait vekaletname ile birlikte, borca itiraz süresi içerisinde, borca itiraz talebi adı altında gönderilen, dosyaya yanlış bir dilekçe halinde sunulan itiraz dilekçesinin maddi hatadan kaynaklanması nedeniyle doğru dilekçenin esas alınması gerekeceği-
