Tek ortaklı borçlu limited şirketin yetkilisi tarafından borca itiraz eden kişiye çıkarılan vekaletnamede "taşınmaz-araç alımı satımı, ipotek tesisi, ahzu kabza, tüm resmi dairelerde şirketin idaresi için gerekli işlemlerin yapılması dahil kapsamlı yetkiler verilmesi" nedeniyle, şirket adına vekaletname ile itirazda bulunanın "ticari mümessili" olduğunun ve borca itirazın geçerli olduğunun kabulü gerektiği- Takibe yapılan itiraz, 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olup, acele işlerden olmakla aksi düşünüldüğü takdirde telafisi imkansız zararların doğacağı-
İcra takip dosyasında borçlu şirkete ödeme emri tebliğ işlemi yapılmadığından, İİK’nın 269. maddesinde yer alan sürelerin işlemeyeceği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, ödeme emri tebliğ edilmeden yapılan borca itirazın, alacaklının takibi sürdürme iradesi bulunduğundan geçerli olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de bu gerekçe benimsenmiş ise de; Dairemizin yerleşik içtihatları gereğince, adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin örnek 13 takiplerde, borçluya usulüne uygun olarak tahliye ihtarlı ödeme emri tebliğ edilmeden ödeme ve itiraz süreleri de işlemeye başlamayacak olup, borçlunun itiraz hakkı doğmayacağından, haricen öğrenmeye dayalı itirazın da yasanın emredici hükümleri karşısında hukuki sonuç doğurmayacağı, o halde Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi, bu cümleden olmak üzere ret gerekçesine göre de tazminata hükmedilmemesi gerekeceği-
Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında, borçlu tarafından borca itirazın 18.02.2024 tarihinde yapıldığı belirtilerek, süresi içerisinde yetkili icra müdürlüğüne yapılan bir borca itiraz bulunmadığı kabul edilmiş ise de; söz konusu dilekçenin, borca itiraza ilişkin olmayıp, taşınmaz haczine ilişkin 103 davetiyesinin tebliği üzerine borçlu tarafından icra müdürlüğüne sunulan haczin kaldırılması talebine dair dilekçe olduğu anlaşıldığından, dosya kapsamı ile uyumlu olmayan gerekçe yerinde görülmediği-
Somut olayda borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; icra müdürlüğünce yapılan 17.11.2023 tarihli dosya hesabında esas alınan faiz oranının hatalı olduğuna ve takip tarihinden sonra asıl alacağa yasal faiz uygulanarak yeniden dosya hesabı yapılmasına yönelik şikayeti bulunmasına rağmen, mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığının görüldüğü; bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun 17.11.2023 tarihli dosya hesabına yönelik şikayetinin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, borçlunun icra mahkemesine başvurusunun İİK'nun 62 ve müteakip maddelerinde öngörülen itiraz olarak değerlendirilerek itirazın icra müdürlüğüne yapılacağından bahisle istemin reddinin isabetsiz olduğu-
Kira sözleşmesine itiraz etmeyen borçlunun icra mahkemesinde kira sözleşmesini inkar edemeyeceği, inkar etse dahi Kanun'un bu emredici hükmü gereğince icra mahkemesi hakimi kira sözleşmesinin varlığı ve geçerliliği konusunda bir araştırma yapamayacağı- Borçlunun icra mahkemesindeki beyanında, "kira sözleşmesinin 2. sayfasının kendilerinde mevcut olan kira sözleşmesinde farklı olduğu, ilk kira ödemesinin 01.01.2022 tarihinden değil 01.09.2022 tarihinden itibaren başlayacağını" ileri sürmüş olup bu hususun kesinleşen kira sözleşmesi ve kira borcu karşısında icra mahkemesince incelenemeyeceği-
İcra müdürlüğüne itirazda bulunan şirketin, takip borçlusu olan ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunan Şirket olmadığı anlaşıldığından, üçüncü kişi sıfatındaki şirketin yaptığı itirazın geçersiz olduğunun kabulü gerektiği-
Borçlunun kira ilişkisine ve kira miktarına açıkça karşı çıkmaması karşısında, İİK'nın 269/2. maddesi gereğince kira ilişkisinin ve kira miktarının kesinleştiğinin kabulü gerekeceği-
İİK 133 maddesi (Değişik: 6/6/1985-3222/16 md.) (Mülga:24/11/2021-7343/32 md.) mülga edilmiş ise de yürürlük tarihini düzenleyen 7343 sayılı kanunun geçici 18 Maddesi 2. fıkraya göre “... 87, 88, 106, 110, 111/b, 114, 115, 118, 124, 126, 127, 129, 130, 133, 242 ve 244 üncü maddeler ile 134 üncü maddenin dokuz ve onuncu fıkralarında bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişikliklerin uygulanmasına Adalet Bakanlığınca belirlenen il veya ilçelerde, 111/b maddesinin uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlanır ve bu değişiklikler en geç bir yılın sonunda ülke genelinde uygulanır. Değişikliklerin hangi il veya ilçede ne zaman uygulanacağı Adalet Bakanlığının resmi internet sitesinde duyurulur. Bu değişikliklerin uygulanmasında aşağıdaki esaslar dikkate alınır...” hükmünün yer aldığı, ilgili yönetmeliğin 08/03/2022’de yürürlüğe girdiği, İzmir bölgesinde ise uygulamasına 02/01/2023 tarihinde başlanıldığı buna karşın ilgili ihalenin satış günün 01/06/2022 tarihi olduğu anlaşılmakla somut olayda Mezkûr Kanun Geçici Madde 18'e göre İİK 133’ün uygulanması gerekeceği, İİK 133/son’a göre alacaklının ayrıca bir takip hakkının bulunmadığı ve davacı borçlunun isteminin şikayet niteliğinde olması sebepleriyle, dosyanın esasının incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Bölge Adliye Mahkemesi kararında; “borçluya ödeme emrinin tebliğ edilememesi halinde, borçlunun takipten haricen haberdar olup yedi gün içinde itirazını icra dairesine bildirdiğinin ve alacaklının da anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesinin mevcut olduğunun anlaşılması halinde ödeme emri tebliğ edilemese bile borçlunun itirazının geçerli olduğu” şeklinde Dairemiz içtihatlarına uygun değerlendirme yapıldığı halde bu gerekçeye uygun olarak şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken gerekçenin aksine alacaklının istinaf başvurusunun kabulü ile şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Somut uyuşmazlığın incelenmesinde; borçlunun, aleyhine başlatılan adi kiraya ve hasılat kiralarına ait icra takibinin konusu olan alacak için daha önce.............. İcra Müdürlüğünün ............ Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin halen derdest olduğunu ileri sürdüklerinin görüldüğü, bu durumda, Dairemizin değişen içtihadı gereğince borçlunun icra mahkemesine başvurusu İİK’nın 16/2. maddesine dayalı şikayet niteliğinde olup, İlk Derece Mahkemesince istemin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, talebin itiraz olarak nitelendirilmesi ile yazılı şekilde sonuca gidilmesinin ve borçlunun istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddinin yerinde görülmemiş olduğu-
