" 'Tapu kaydına şerh verilmeyen satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarih'in, tasarruf tarihi olarak kabul edilemeyeceği (Mahkemece, bu satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak verilecek tesçil kararının kesinleştiği tarihin "tasarruf tarihi" sayılacağı–
Davacı alacaklının dava dışı borçlu aleyhinde yaptığı icra takibi sırasında, borçludan alacaklı olduğunu ileri sürülerek davalı şirkete İİK. m. 89/1 uyarınca (12.2.2001'de tebliğ olunan) birinci haciz ihbarnamesi çıkarttığı, ikinci haciz ihbarnamesinin ise 3.3.2001'de davalı şirkete tebliğ olunduğu ve davalı şirket birinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden sonra dava konusu aracı davalıya sattığı- Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için borcun tasarruf işleminden önce doğmuş olması gerektiği-.Borcun doğumundan önce gerçekleştirilen tasarrufların iptale tabi olmayacağı- Borcun varlığının ileriki bir tarihte kesinleştirilmesi, üçüncü kişinin takip borçlusunun daha sonra borç aldığını göstermeyeceği- Borç ve alacak ilişkisinin tespitinin daima birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi baz alınarak saptanacağı, aksi halde birinci haciz ihbarnamesini aldıktan sonra mallarını kaçıran (89) borçlularının aleyhinde tasarrufun iptali davası açılamayacağı-
Satış vaadi şerhinin tapu kaydına işlenmesinden sonra taşınmaz malikinin borcundan dolayı konulan haczin, 5 yıllık süre geçmeden lehine satış vaadinde bulunulmuş olan kişinin talebi üzerine kaldırılması gerekeceği–
Danışıklı (muvazaalı) işlem (BK. 18; şimdi; TBK. mad. 19) nedeniyle hakları zarara uğratılan üçüncü kişilerin, bu danışıklı (muvazaalı) işlemin geçersizliğini ileri sürebilecekleri, çünkü danışıklı (muvazaalı) bir hukuki işlemin onlara karşı işlenmiş bir "haksız fiil" niteliğinde olduğu, "desteklerini öldüren" davalının (ya da "trafik kazasında yaralanmasına neden olan" davalının veya "boşanma davasına bağlı olarak açılan maddi/veya manevi tazminat veya nafaka davalarında, boşandığı eşinin") diğer davalıya -kendilerine tazminat (ya da nafaka) ödememek için- yaptığı danışıklı (muvazaalı) satış işleminin iptali istemiyle davacılar (alacaklılar) tarafından iptal davasında, davacıların açtıkları tazminat (ya da ceza) davasının sonucunun beklenilmeden davacıların davalıdan ne kadar alacaklı olduğu belirlenmeden, iptal davasının sonuçlandırılamayacağı–
İptâl davasının açılabilmesi için, davacı-alacaklının davalı-borçlu hakkında icra takibi yapmış, bu takibin -davadan önce veya dava sırasında- kesinleşerek, davacının davalıda gerçekleşmiş bir alacağının bulunmasının zorunlu olduğu–
«Mesken» niteliğindeki taşınmaza ilişkin borçlunun tasarrufunun iptâline karar verilmesi halinde taşınmazın mülkiyeti borçluya dönmeyeceğinden, «borçlu» tarafından bu taşınmaz hakkında «haczedilmezlik şikayeti»nde («meskeniyet iddiası»nda) bulunulamayacağı-
Aciz belgesi ibraz etmenin, tasarrufun iptali davalarında davanın görülebilme koşulu olduğu, mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulacağı ve bu belgenin dava açılmadan, dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasından hatta hükmün Yargıtayca onanmasından/bozulmasından sonra ya da karar düzeltme aşamasında bile sunulabileceği–
Haciz tutanağında "borçlunun haczi kabil malının bulunmadığının" ya da "borçlunun borcu karşılayacak yeterli malının bulunmadığının" belirtilmiş olması halinde, bu tutanağın "aciz vesikası" sayılacağı (niteliğinde olacağı)–