Takip dayanağı senet 1581 sayılı Yasa’nın 12. maddesi gereğince ilam niteliğinde sayıldığı için zamanaşımı süresinin İİK.nun 39. maddesinde belirlenen ilam zamanaşımı süresi olan 10 yıl olduğu, borçlu alacağın takipten önce zamanaşımına uğradığı iddiasını icra emri tebliğinden itibaren yukarıda yazılı yasal düzenleme gereğince yedi günlük sürede getirmediği, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde ise dosyanın 10 yıldan fazla işlemsiz bırakılmadığı, bu durumda mahkemece yukarıda zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Çocuğun reşit olduğu tarihe kadar ödenmeyerek biriken nafaka alacağının velayet hakkı kendisine verilmiş olan eş tarafından çocuğun reşit olduğu tarihten sonra da bu alacak takibe konu edilerek ödenmesinin istenebileceği-
Borçlu ilamda aleyhinde hükmedilen borcun ödendiğini veya kendisi yönünden imhal edildiğini İİK. 33'de belirtilen bir belge ile kanıtlayamamış, ancak karardan sonra muhtelif tarihlerde bir kısım ödemesinin olduğu ve bilirkişi incelemesinde alacağın varlığı da belirlenmiş olduğundan, takas mahsup talebinin kabulü ile bakiye alacak için takibin devamına karar verilmesi gerekirken ilam ve takibin tarafı olmayan ve doğrudan ilam konusu borca ilişkin de olduğu anlaşılamayan üçüncü kişi ile alacaklı vergi dairesinin yaptığı borcun yapılandırılması sözleşmesinden bahsedilerek takibin durdurulması kararı verilmesinin isabetsiz olduğu-
Takibe dayanak ilamda iki adet davalı olduğu ve davalıların müteselsilen sorumlu oldukları yönünde bir açıklamaya hükümde yer verilmediği, bu durumda davalıların ilamda belirtilen vekalet ücreti ve yargılama giderinden eşit oranda sorumlu olacakları-
Mahkemece, boşanma davası sonucunda tedbir veya yoksulluk nafakasına hükmedilmemiş olması halinde boşanma ilamının kesinleşme tarihinden sonra tedbir nafakasının sona ereceği kabul edilerek, kesinleşme tarihine kadar olan nafakaların ödenip ödenmediği hususunda bilirkişiden rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekeceği-
İİK.nun 33/2. maddesine göre icra emri tebliğinden sonraki devrede tahakkuk etmiş itfa imhale dayanan isteklerin mutlaka noterlikçe re'sen yapılmış belgelere veya icra zaptına istinat ettirilmesinin gerektiği, her ne kadar taraflar arasında adiyen düzenlendiği iddia edilen protokolün, boşanma ilamı ile onaylanmış ise de, boşanma ilamı ve ferileri kesinleşmedikçe hüküm ifade etmeyeceği, nitekim anılan onay hükmünü taşıyan Aile Mahkemesi’nin boşanma kararının, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin ilamı ile davacının temyiz dilekçesinde yer verilen davadan feragati hakkında karar verilmek üzere bozulduğu, bu durumda borcun itfa edildiğinin, İİK. 33/2 maddesi koşullarında ispatlanmış olmadığı, icra mahkemesince şikayetin reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Ödemelerin belirli kıstaslar dahilinde yapılması halinde, örneğin; yapılan ödemelerde hükmolunan aylık nafaka miktarı ve bu miktarın katları şeklinde ödemeler görünüyor ise, ödeme belgelerinde nafaka borcuna ilişkin olduğuna dair atıf olmasa dahi, bu ödemelerin de nafaka borcundan mahsubunun hakkaniyet kurallarına uygun düşeceğinin kabul edilmesi gerekeceği-
Çocuğun ergin olduğu tarihten önce tahakkuk etmiş iştirak nafakası alacağından feragatinin hukuki sonuç doğurmayacağı-
Müşterek çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakasının çocuk reşit olduktan sonra çocuğun talebi ile yardım nafakasına hükmedilmesi yönündeki karar üzerine, bu ilamın aynı icra dosyası üzerinden yürütülemeyeceği, reşit olan davacının açtığı davada lehine hükmedilen yardım nafakası nedeniyle davacının bu nafaka yönünden takibi asaleten alacaklı sıfatı ile yürütmesine engel bir durum olmadığı-
İmzası alacaklı tarafından ikrar edilen bir belgeye dayanılarak icra emrinin tebliğinden sonraki döneme ilişkin itfa itirazının ispatının mümkün olacağı-