Taraflar tacir olsalar da, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin davanın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin bulunmadığı, bu nedenle, "mutlak" ve "nispi ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün "genel mahkemeler"in görev kapsamında kaldığı-
Yargıda açıklık ve netlik prensibinin kabul edildiği, aksi halin, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratacağı, hükmünün hedefine ulaşmasını engelleyeceği, kamu düzeni ve barışı oluşturmayacağı- Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitireceği- Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hüküm olduğu ve tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerektiği- Hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle "aynı konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
Mirasçı sıfatıyla taşınmazdan yararlanan davalının, hangi tarihte intifadan men edildiği, öte yandan davalının tasarrufta bulunduğu dönemde, taşınmazlarda davacıların kullanabilecekleri bölümlerin bulunup bulunmadığı tespit edilmeden sonuca gidilmesinin yanlış olduğu-
Kira sözleşmesinin tarafların karşılıklı olarak fesih konusunda anlaşması ile mahkeme kararıyla ya da kiralananın yok olması ile sona erebildiği - Davalı Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın ihtarname ile 07.06.2005-31.03.2010 tarihleri arasındaki toplam 94.367TL işgal nedeniyle ecr-i misil bedelinin 30 gün içinde ödenmesi, gerekli görüldüğünde tahliye edileceğinin bildirilmesi ve ödemenin defaten ihtirazi kayıt ileri sürülmeden yapılmış olması kira sözleşmesinin sona erdirildiği şeklinde yorumlanamayacağı - Ayrıca kira sözleşmesi usule uygun sona erdirilmediğinden hala geçerli olup kiracı durumundaki davacının kiralanan taşınmazı tahliye etmediği de anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
kira sözleşmesine dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkin davada, mülkiyet ve sözleşmeye dayanan şahsi hakkın varlığı süresince üçüncü kişinin engellemeleri karşısında hak sahibinin yargı yolu ile hakkın korunmasını isteyebileceğinden davacının kullandığı taşınmazın sahibi olmadığı, bu nedenle aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulamayacağı-
Davacı şirket tarafından davalıya çekilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden önceki dönem ile ilgili olarak intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması gerektiği-
Çekişmeli taşınmazın bir bölümünü davalının haklı ve geçerli bir nedeni olmaksızın kullandığı bilindiğinden ve davacı adına tescil edilme tarihinden sonra 8 sene içinde ecrimisil istendiği anlaşıldığından taşınmaz niteliğine uygun ecrimisil hesabının yapılması ve isteğin kabul edilmesi gerektiği-
Çekişmenin giderilmesi isteğiyle açılan davada, mahkemece davanın, muhdesatın aidiyetinin tespiti olarak yorumlandığı ancak dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkin olmayıp, mülkiyet hakkına dayalı çekişmenin giderilmesi isteğine ilişkin olduğundan, davacının da bu davayı açmakta hukuki yararının olduğu- İşin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesinin gerektiği- 
HUMK. döneminde açılan suya müdahalenin önlenmesi istemine ilişkin davada, mahkemece dava konusu sudan yararlanan taşınmazların sulu-susuz değer farkı tespit edilip buna göre görev hususu değerlendirilmeden uyuşmazlığın çözülmesinin isabetsiz olduğu-
Paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tazminat isteklerine ilişkin davada, ortaklığın giderilmesi davası açılmakla intifadan men koşulunun gerçekleştiği gözetilerek, ecrimisil isteği yönünden bir karar verilmesi gerektiği-