Davalı 4.kişi, davalı 5. kişi, davalı 6.kişi, davalı 7. kişi ve davalı 8. kişi yönünden iptal sebebinin geçerli olmamasına, bu kişiler yönünden iptale karar verilebilmesi için davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olduklarının ispat edilmiş olmasının gerekmesine, davalı 4. kişinin davalı borçlu ile ticari ilişkilerinin bulunmasına davalı 5. kişinin davalı borçlunun eşi olmasına, davalı ile davalı borçlunun eşi arasında ilişki olduğu, bu ilişkinin asliye hukuk mahkemesinin dosyasından anlaşılıyor olmasına, diğer davalılar temyiz yoluna başvurmamış olmasına göre davalı vekilinin ve diğer davalı vekilinin dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği-
Davalı vekilinin istinaf dilekçesinin "işin eksiksiz teslim edildiği"ne ilişkin olmasının, bölge adliye mahkemesince "sözleşmeden doğan edimin ayıplı ifa edildiği ve hükmedilen cezai şart alacağı"na ilişkin olarak açık istinaf bulunmadığından bahisle esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı- Yüklenicinin istinaf dilekçesinde işin tamamını eksiksiz bir şekilde teslim ettiğini ifade etmiş olduğundan cezai şartı da istinaf ettiğinin kabulü gerekeceği-
İşbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması, yargılama aşamasında hesap bilirkişi raporu alınmak suretiyle davaya konu alacak miktarlarının belirli hâle gelmemesi, varlığı tartışmalı olan bu alacaklar yönünden davacı tarafça talep arttırımı yapılmaması gibi hususlar nazara alındığında varlığı tartışmalı olan ve miktarı belirli hâle gelmeyen dava konusu alacak yönünden miktar itibarıyla kesin olduğundan ve istinaf kanun yolunun kapalı olduğundan söz edilemeyeceği-
Her ne kadar davalı şirkette yönetici olarak görünen ............'nın 01.10.2013 tarihinde diğer davalı şirkette çalışıyor ve her iki şirket yönetici ve çalışanları arasında bağ mevcut ise de; taşınmazın devir bedelinin temlik tarihi itibari ile rayiç bedeli üzerinde bir bedel ile yapılması, tüm bu hukuki işlemlerin davalı şirketlerin usulüne uygun olarak tutulmuş ve delil olma niteliğini haiz ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olması, taşınmazın devrinden önce davacı-alacaklının taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasını talep ettiği, ... ili ... ilçesi ... mahallesi 125 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazın haczin kaldırılması talebinden 3 gün kadar önce davacının eşine devredilmesi, davacının tüm bu devir işlemlerini önceden bildiği, bu itibarla da örtülü olarak devre muvafakat gösterdiği, davalılar arasındaki devir işleminin muvazaalı olmadığı, davacıdan mal kaçırma amacı taşımadığı ve gerçek bir satış işlemi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Muvazaanın tek taraflı veya iki taraflı sözleşmelerde mümkün olduğu gibi, hem borçlandırıcı hem de tasarrufi işlemlerde yapılabileceği, oysa inanç sözleşmesi hakkın kullanılması ile ilgili olduğundan ancak tasarrufi işlemlerde söz konusu olacağı-İnan sözleşmesi inanılanın yükümlülüklerini, inanç konusunun kullanılma ve tekrar iade koşullarını düzenlediği, buna karşın muvazaa sözleşmesi ise yapılan işlemin tamamen veya kısmen sonuçlarını kaldıracağı-
Uygulama kadastrosuna itiraz davasında, 131 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında açıldığı ve yargılama da bu parsele ilişkin olarak yürütüldüğü halde, hüküm yerinde çekişmeli 131 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yerine "113 ada 1 parsel" yazılması isabetsiz ise de, açık maddi hata niteliğindeki, bu yanılgının düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Dava dilekçesinin “deliller” bölümünde “yemin” demek suretiyle açıkça yemin deliline de dayanan davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılıp, yemin delilinin toplanması için gereken işlemlerin yapılması ve sonucuna göre değerlendirme yapılarak birleşen davada hüküm kurulması gerektiği-
Kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili istemli dava devam ederken davacının dava konusu taşınmazları satın alındığı kısıtlılık şerhi nedeniyle davacının söz konusu taşınmazlarda tarım yapmak kastıyla hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, bu nedenle davacının taşınmazları satın almasının yegane sebebinin, işbu davada belirlenecek olan tazminatı devralabilmek olduğu, satın alınan taşınmazların tasarrufunda yasal bir nedenle kısıtlılık hali mevcutken ve işbu tazminat davası devam ederken satın alınmasının dürüstlük kuralının en önemli türlerinden biri olarak değerlendirilen çelişkili davranma yasağına aykırı bir mahiyetinin bulunduğu ve bu nedenle taşınmazlar için belirlenen tazminat bedelinden %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılması isabetli görülmediği-
Ticari nitelikli ayıplı araç satımından kaynaklı misliyle değişim ya da ayıp oranında bedel indirimi istemine ilişkin terditli davada, mahkemenin, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemeyeceği belirtilerek asli talebe öncelik verildiği, yani davanın asli talebe göre niteleneceğinin açık olduğu ve bu durumda Mahkemece davacının asli talebinin para alacağı olmadığı, bu talebin de arabuluculuk dava şartı olmadan incelenebileceği-
İflasın tekliği ilkesine göre, ilk derece mahkemesi kararının tek harçla kararı istinaf edebileceği-
