Bedelsizlik iddiasına dayalı eldeki menfi tespit davasında, davalı hamilin TTK 687'ye göre kötü niyetli olduğunun, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun davacı tarafça kanıtlanıp kanıtlanmadığı- Önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş, yeni ve değişik bir gerekçe ile hüküm kurulduğundan, bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye ait olduğu-
Davalı vekiline yapılan karar tebligatının Tebligat Kanunu hükümlerine uygun ve geçerli olmasına rağmen, yasal temyiz süresi geçtikten sonra yapılan temyiz başvurusunun süresinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine yönelik verilen ek karar doğru olmakla birlikte, Özel Dairece direnme kararının süresinde temyiz edilmediğinden reddine dair verilen ek kararın temyiz incelemesinin yapılması için dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerekirken, onanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Yüklenicinin alacak talebiyle, iş sahibinin de fazla ödemenin ve faizin tahsili istemiyle açtığı ve yanlar arasında özel 9-D betonarme eleman Q 20 mm nervürlü demir filizi ekilmesi imalatının 2002 yılı fiyatının nasıl hesaplanacağı konusunda uyuşmazlık bulunan asıl ve birleşen davada, mahkemece hükmüne uyulan birinci bozma kararında belirtilen sözleşmenin birinci keşif özetine esas yeni fiyat analizinde uyuşmazlık konusu özel 9-D poz nolu nervürlü demir filizi ekilmesi imalatının sözleşmenin eki keşif özetine göre 2001 yılı fiyatının 4,75TL olduğunun saptanmasından sonra bu fiyat üzerinden karne katsayısındaki artış dikkate alınarak 2002 uygulama yılı itibariyle fiyat hesaplanması gerektiği hususu uyma kararı verilmek suretiyle kesinleşmiş olup, uyulan bozma kararında gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapılarak kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince hüküm kurulmasının zorunlu olduğu- Kararın dayanağı birinci bilirkişi kurulu raporunda, bozmada saptanan ve uyulmakla kesinleşen nervürlü demir filizi ekilmesi imalatının 2001 yılı fiyatının 4,75TL olduğu gözetilmeksizin, 4,75TL fiyatın maddi hataya dayalı olarak belirlendiğinden bahisle sonuca varılmış olduğundan, mahkemece hükmüne uyulan birinci bozma kararına uygun olarak düzenlenen ikinci ve üçüncü bilirkişi heyetinden alınan raporlar doğrultusunda karar verilmesi gerektiği-
6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırının 2020 yılı için 3.920,00 TL olduğu- Temyize konu kararda, davacı için 1.875,00TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş olup, reddedilen kısım yönünden temyiz eden işbu davacı yönünden kesin nitelikte olduğu- Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği-
Somut olayda, duruşmada tanıkların bildirilmesine ilişkin olarak davalı vekiline verilen kesin sürelerin usulüne uygun olup olmadığı-
3402 sayılı Kadastro Kanununun 29/son maddesi hükmü uyarınca Kadastro Mahkemelerinin adli tatile tabi olmadığı- 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi hükmüne göre 1086 sayılı HUMK'nin temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümleri yürürlükte olup, HUMK'nin 440/1. maddesi uyarınca karar düzeltme süresinin 15 gün olduğu-
Somut olayda; mahkemece, her ne kadar bedelin terekeye iadesine şeklinde hüküm kurulmuş ise de, bedelden sorumlu tutulan davalının, hüküm yerinde açıkça gösterilmemesi doğru olmadığı gibi; bedelin, mirasbırakanın mirasçılık belgesine göre, miras payları oranında, mirasçıları adına ya da mirasçılık belgesine atıf yapılmak suretiyle açık bir biçimde hüküm altına alınması gerekirken, mirasbırakanın terekesine iade şeklinde infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Diğer yandan; birleştirilen davada, davacının davası yönünden, birleştirilen davaların ayrı davalar olma özeliğini korudukları ve davacının dava açtığı tarih itibariyle haklı olması nedeniyle haklılık oranı da gözetilerek asıl ve birleştirilen davalar bakımından ayrı ayrı yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği-
Davalı aleyhine hükmedilen ve uyuşmazlık konusu olan 1.454,97TL fazla çalışma, 519,63TL hafta tatili ve 55,54TL genel tatil ücreti alacaklarının 2.030,14TL olan toplam miktarı, açık biçimde direnme kararının verildiği 24.04.2018 tarihinde geçerli olan 2.590,00TL tutarındaki temyiz edilebilirlik sınırının altında olduğundan, anılan karara karşı temyiz yasa yoluna gidilmesinin miktar itibariyle mümkün olmadığı-
Yargılama sırasında dosyayı nihai olarak sonuçlandırmayan, görev ve yetkiye ilişkin kararların Yargıtay yoluna başvurulmadan kesinleşmiş olması durumunda, dava dosyasının istinaf kanun yolu incelemesine tabi olacağı-
Süresinde cevap dilekçesi vermemek suretiyle davanın inkârı, "ileri sürülen vakıaların inkârı" niteliğinde olup bu inkarın zamanaşımı def'ini de kapsadığının söylenemeyeceği- Süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalının ileri sürdüğü zamanaşımı def’inin "savunmanının genişletilmesi yasağı" kapsamında kaldığından reddi gerektiği-