İçerik Akışı

Elektronik imza ile imzalanan ilk takip talebi- Ertesi gün Uyap sistemine aktarılan ikinci takip talebi- Yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı- Takibin iptali-

Elektronik imza ile imzalanan ve Uyaptan sisteme kaydedilen ilk takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi durumunda, sonradan (ertesi gün) Uyap sistemine aktarılan ve alacaklı imzası taşımayan takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığı gösterilmişse de, ilk takip talebi iptal edilmeden ikinci bir takip talebi düzenlenemeyeceği ve İİK m. 8/a gereğince ikinci takip talebinin sonuca etkisi bulunmayıp, Uyap sisteminde elektronik yolla oluşturulan takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-

İdari para cezası- İdare tarafından genel hükümlere göre başlatılan icra takibi- İtirazın iptali davası-

İdari para cezası niteliğindeki alacağın 6183 s. K. hükümlerine göre tahsili gerektiği, bu husus dikkate almaksızın genel hükümlere göre takip başlatan İdare tarafından özel hukuk tüzel kişilerine karşı açılan itirazın iptali davasının idari yargıda görülmesinin mümkün olmadığı ve mahkemece; icra takibi ile bağlantılı olan itirazın iptali davasında, "davalılar aleyhine usul ve yasaya uygun şekilde yapılmış bir icra takibi bulunmadığı" gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın "yargı yolu" nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- "İtirazın iptali davasının ön şartı olan geçerli bir takibin bulunup bulunmadığını hususunun incelenebilmesi için öncelikle yargı yolu, görev ve daha sonra özel dava şartının sırasıyla incelemesi gerektiği, bu kapsamda öncelikle yargı yolu bakımından inceleme yapılarak verilen dava dilekçesinin yargı yolu yönünden reddine ilişkin kararın yerinde olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-

Kooperatif- Aidat yükümlülüğü- İhraç kararı-

Kooperatife karşı aidat yükümlülüğü bulunan davacı ortağın uzun süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi yani kooperatif ile ilişkisini kesmiş ve genel kurullara katılma yönünde de bir irade ortaya koymamış olması nedeniyle üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği- İhraç kararını zımnen kabul etmiş, üyelik haklarından zımnen vazgeçmiş ve eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıtmış olan davacının kooperatifin kuruluşundan itibaren yirmi yıl gibi uzun bir süre geçtikten ve kooperatif kurulduğu sıradaki hâlinden daha iyi duruma gelmesinden sonra kooperatif üyeliğinin tespiti istemiyle açtığı davanın dürüstlük kuralına uygun olduğundan söz edilemeyeceği-

İşçi Bayramımız kutlu olsun.

İşçi Bayramımız kutlu olsun.

Bozma kararı- Direnme- Hukuk Genel Kurulu

Somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince bozma kararına karşı verilen direnme kararında, ilk karar ve Özel Dairenin bozma kararı aynen alındıktan sonra “Mahkememizce bozma ilamına konu İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05.11.2015 tarih ve 2014/43 E. - 2015/196 K. Sayılı ilamı usul ve yasaya uygun görüldüğünden HMK 373 madde kapsamında DİRENME kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir” şeklindeki ifadelerle direnme kararı verildiği bu hâliyle bozma kararına karşı, mahkemenin direnme kararında hangi gerekçeyle direnildiğine, bozma kararının neden doğru bulunmadığına ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmediğinden usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş, ilk kararın aslında hukuka uygun bulunduğuna dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin herhangi bir gerekçeli karar bulunmadığı gibi direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda gerekçe içeren bir direnme kararının olmadığı-

Maluliyet- Askerlik borçlanması

Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen davada malûliyet tarihinin tespit edilerek malûliyet aylığı bağlanması talebi kabul edilerek davacının çalışma gücünü en az %60 oranında kaybetmesi nedeniyle malûl olduğu ve malûliyet başlangıç tarihinin 05.05.2011 tarihi olduğunun tespitine, 01.11.2010 tarihinden itibaren malûlük aylığı bağlanmasına karar verildiği, eldeki davada ise davacının malûliyet aylığı bağlanması talebinin dava dışı işyerinden yapılan bildirimlerin sahte olduğundan bahisle iptal edilmesi ve prim gün sayısının 1800 günün altına düşmesi nedeniyle reddedilmesine ilişkin Kurum işleminin iptalinin dava konusu edildiği, pirim gün sayısının değişmesi ile aylık bağlama koşullarının değiştiği, bu hâli ile kesinleşen karar ile eldeki davanın müddeabihlerinin ve dayandığı sebeplerin aynı olmadığı dikkate alındığında kesin hükümden söz etmek mümkün olmamakla dosya kapsamında iptale konu dönemler bakımından çalışmanın fiili ve gerçek olup olmadığı araştırılarak ayrıca askerlik borçlanmasının aylık bağlama koşullarına etkisi irdelenmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-

Şahıs adına kadastro tespiti- Hak düşürücü süre

Şahıs adına kadastro tespiti yapılan taşınmazın tapu kaydının iptali talebiyle açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine ilişkin karar bozma kararı kapsamı dışında kalmış ise de hak düşürücü sürenin dayanağını oluşturan yasal düzenleme eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden, iptal kararı sonucu oluşan durumun 28.06.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK’da belirtildiği gibi maddi anlamda kesinleşmemiş ve derdest olan eldeki davaya uygulanması zorunlu olup davalı yararına oluşmuş bir usulî kazanılmış haktan bahsedilmesinin mümkün olmadığı-

Kıymet takdiri- İhalenin feshi-

Kıymet takdirine itiraz üzerine mahkemece alınan rapora itiraz edilmemiş olmasının itiraz üzerine verilen kararın ihalenin feshi aşamasında incelenemeyeceği anlamına gelmeyeceği- Mahkemece tespit edilen değerin, ihaleye esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde bu durumun borçlu ve alacaklı aleyhine sonuç yaratacağı ve başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu-

Taşınmaz haczi- İstihkak iddiası-

Taşınmaz haczine yönelik istihkak iddiasında bulunulamayacağı-

Katılma alacağı- Belirsiz alacak davası- Kısmi dava- Kişisel mal- İspat yükü-

Davalının askerde olduğu dönemde davalının abisi adına alınan plakayı, davalı askerden geldikten sonra beraber çalıştırdıkları, daha sonra plakanın davalıya devredildiği uyuşmazlıkta, ticari plakanın davalı ve abisine ait olup davalı tarafından abisinden devralınan kısmın, abisine düşen yarı payı bulunduğu, bu yarı payın kişisel malı niteliğinde olduğunun ispat yükünün davalıda olduğu, abiden alınan bu kısmın kişisel mal niteliğinde olduğu somut delillerle ispatlanamadığından, ticari plakanın karar tarihine en yakın tarihteki değerinin yarısının davacının edinilmiş malı kabul edilerek, bu kısım üzerinde davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerektiği- "Bilirkişi tarafından belirlenecek değere göre artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla" ... şimdilik bir dava değeri gösterilmek suretiyle açılan katılma alacağına ilişkin davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu- Mahkemece, davanın kısmi dava ve talep açıklama dilekçesinin de ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu- Mahkemece, (plaka yönünden verilen) bozma ilamına uyulduğuna göre, katılma alacağı talebinin niteliği gereği hukuki sebebi aynı olan tek alacak davası olması nedeniyle bozma ile bir önceki karar ortadan kalktığından, bozma sonrası verilecek yeni karar ile alacak miktarları ve kabul-ret oranları değişeceğinden, infazda tereddüt oluşmaması ve temyiz edilmeyerek bozma kapsamı dışında kalması yolu ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak oluştuğu da gözetilerek bozma kapsamı dışında kalan tasfiye konusu diğer mallar (taşınmaz ve araç) yönünden de yeniden hüküm kurulması gerektiği-