İçerik Akışı

Taşınmaz haciz tarihi-

Haczin düşmüş olup olmadığı belirlenirken sürenin başlama tarihi olarak icra müdürlüğünce haciz kararının verilme tarihinin esas alınması gerektiği-

Elektronik tebligat adresi bulunan şirkete posta yolu ile tebligat yapılması-

Aktif elektronik tebligat adresi bulunan şirkete tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olduğundan, posta yolu ile yapılan tebligatın yok hükmünde olduğu ve bu durumda yapılan şikayetinin "süre aşımı" nedeniyle reddinin hatalı olacağı-

Ticari işletmenin devri- Tasarrufun iptali-

Üzerinde parke ve bordür taşı imalatı yapan bir işletmenin bulunduğu dava konusu taşınmazla ilgili olarak davalı 3. kişi şirket vekili bu fabrikanın şirket tarafından alındıktan sonra yapıldığını iddia etmişse de, tanık beyanında, "davalı borçlu ile davalı 3. kişi şirketin ortağının önceden ortak olduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu işletmede üretilen parke ve bordür taşlarını beraber sattıkları" belirtildiğinden, mahkemece dava konusu taşınmaz üzerindeki fabrikanın ne zaman yapıldığı, tasarruf tarihinde ve tasarruf tarihinden önce bu fabrikanın bulunup bulunmadığı araştırılarak, davaya konu tasarrufun İİK 280/3-son maddesi gereğince ticari işletme devri niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği-

Satış isteme süresi- Taşınmazın tahmini bedelin üstünde satılması- İhalenin feshi- Hukuki yarar-

Satış isteme sürelerinin geçmesine rağmen, icra müdürünün satış talebini kabul etmesinin, İİK.'nın emredici nitelikteki anılan maddelerine aykırı bir durum yarattığı, böyle bir durumda, taşınmaz, tahmini bedelin üstünde dahi satılsa, borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararının olduğu-

ÖTV oranının yükseltilmesinin araç satım sözleşmesine etkisi-

Satım sözleşmesinin kurulmasından sonra, ancak araç satışına dair faturanın henüz düzenlenmediği süreçte, davaya konu aracın ÖTV oranı %60'tan %80'e çıkarıldığından, aracın toplam fiyatının yükselmiş olduğu ve fatura tarihi itibariyle de yürürlükte bulunan yeni ÖTV oranının uygulanması gerektiği- Davalı bayiye yüklenecek herhangi bir kusur olmadığından ve yasa değişikliği nedeniyle aracın teslimi imkansız hale geldiğinden araç teslimine ilişkin davanın da reddine karar verilmesi gerektiği-

Tasarrufun iptali davası- Muvazaalı icra takibi-

Dava konusu paranın, tasarrufun iptali davasında, davalı üçüncü kişi tarafından borçluya ödendiğine ilişkin yazılı bir belge (banka havalesi, banka hesap hareketleri gibi) sunulmadığı gibi serbest avukatlık yapan davalı üçüncü kişinin öğretmenlik yapan ve başka bir geliri bulunmayan borçluya üç buçuk yıl boyunca, aldığı borcu ödemeden altı kez toplamda 120.500,00 TL'lik borç vermesi, senetlerin vade tarihlerinin altı ayla, iki yıl yedi ay gibi uzun sayılabilecek bir süreyle verilmesi, senetlerden altı aylık olan için iki buçuk yıl sonra (takip zamanaşımı dolmasa da, avukatlık yapan birisinin kendi alacağı için iki buçuk yıl beklemesinin doğal olmadığı) icra takibine geçilmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığı-

Hükmün hatalı olarak kesin nitelikte olduğunun belirtilmesi halinde istinafa başvuru süresi-

İlk Derece Mahkemesi kararında hatalı şekilde hükmün kesin nitelikte olduğu belirtilerek ilgililerin yanıltılması halinde, 15.12.2021 tarihinde tebliğ edilen karara karşı 01.03.2022 tarihinde yapılan istinaf başvurusunun makul süre içerisinde olduğunun kabulü gerektiği- Hüküm altına alınan alacak miktarı karar tarihindeki istinaf başvuru sınırının altında ise de hüküm, dava tarihi itibarıyla hâlen çalışmakta olan işçinin aylık ücretinin ileriye etkili şekilde belirlenmesine yönelik olduğundan kararın kesin nitelikte olmadığı-

İhtiyari takip arkadaşlığı- Ödeme emrine itiraz- İlk kararı temyiz etmeyen davalı yönünden kararın kesinleşmesi-

İhtiyari takip arkadaşı her iki borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla açılan itirazın iptali davasında da her iki borçlu ihtiyari dava arkadaşı olarak yer almış olup mahkemece davanın kısmen kabulü ile takibin devamı yönünde verilen ilk kararın temyiz etmeyen davalı yönünden kesinleşmiş olacağı ve takibin bu borçlu yönünden hükmolunan miktar üzerinden devam edeceği-

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma- İşçilerin sebep olduğu zararın tazmini- İşverenin personelinin eylemlerine karşı önlem alması-

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun konusu olan ve bu suç isnadıyla yargılanarak haklarında mahkûmiyet hükmü kurulan işçilerin sebep olduğu zararın tazmini için açılan davada, kasten işlenen bir suç karşısında işverenin personelinin eylemlerine karşı bir önlem alması kendisinden beklenemeyeceğinden işverenin müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle tespit edilen zarar miktarından %50 indirim yapılmasının hatalı olduğu-

Yazılı belge ile inanç sözleşmesinin varlığının kanıtlamaması durumunda yemin deliline dayanılması- Tapu siciline güven-

Somut olayda, davacı ile davalı arasında yazılı bir inanç sözleşmesi bulunduğu- Davalı tarafından akdi ilişkinin varlığının inkâr edildiği- Dava dosyasına yazılı belge sunulmadığı gibi dosyada delil başlangıcı niteliğinde sayılabilecek bir belge de bulunmadığı- Yazılı belge ile inanç sözleşmesinin varlığını kanıtlayamayan davacının eldeki davayı HMK’nın yürürlük tarihinden sonra açtığı ve 11.06.2012 tarihli dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı- Bu durumda, davanın terditli taleplerle açıldığı gözetilerek ilk kademedeki tapu iptali ve tescil istemi bakımından hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı tarafa yemin teklif hakkını hatırlatması, burada varılacak sonuca göre son kayıt maliki olan davalı Derneğin TMK’nın 1023. maddesine göre tapu siciline güvenerek iyi niyetli iktisapta bulunan üçüncü kişi konumunda olduğuna dair savunması üzerinde de durulmak suretiyle bir hüküm kurulması, davacının mülkiyete ve buna bağlı bedel istemine yönelik iddiasının bu şekilde dahi ispat edilememesi hâlinde ise terditli diğer talebi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekeceği-