Mahkemece çekişmeli taşınmazın tevhit ve ifrazına ilişkin tüm bilgi belgeler celp edilerek dosya arasına alınması, bundan sonra davacı tarafın iddiasına konu olup temyize konu edilen taşınmaz bölümlerinin tevhit ve ifraz sonucu oluşan hangi taşınmazlarda kaldığının kesin olarak belirlenmesi, bu taşınmazlarda Hazine dışında 3. kişinin malik olduğu anlaşılması durumunda bu kişilerin de davada taraf olması gerektiği göz önünde bulundurularak davaya dahil edilmeleri için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, 3. kişilerin davaya dahil edilmesi halinde dahili dava dilekçesi ve duruşma günü kendilerine tebliğ edilmesi, göstermeleri halinde delillerin toplanması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği- Tapu iptal tescil kararı verilen taşınmazlar bakımından karar ve ilam harcının davacıdan alınmasına karar verilmesinin doğru olmadığı-
Erkek eşin, aksine bir anlaşma yaptıklarını, aksine yerel adet olduğunu iddia edip ispat etmedikçe; evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından kime takılmış ve kime özgü olursa olsun, karine olarak kadına bağışlanmış sayılacağı ve kişisel malı niteliğini kazanacağı-
Ölünceye kadar bakım sözleşmesinin iptali ve tapu iptali ve tescil isteği- Davacılar davalının bakım borcunu yerine getirmediğinden bahisle sözleşmenin ve tapunun iptali ile adlarına tescilini istemiş olup TBK 129 kapsamında, lehine sözleşme yapılan davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu-
Kesin hükümden söz edebilmek için biri kesinleşmiş tarafları, konusu ve sebebi aynı olan iki davanın varlığının gerektiği, bir başka deyişle bir davanın konusunu oluşturan uyuşmazlığın kesin bir hükümle çözülmüş olması halinde mahkemece yeniden inceleme konusu yapılmayacağı-
Davacı vekilinin, müvekkili şirketin yönetim ve icra kurulu üyesi, nakit akış koordinatörü, yönetim kurulu üyesi, finansman müdürü ve muhasebe direktörü olan davalıların 2002 yılı Eylül, Ekim ve K. aylarında dava dışı U.'ya avans şeklinde usulsüz olarak kaynak aktardıklarını iddia ederek tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla verdikleri zararın tahsilini talep ettiği davada, her ne kadar bölge adliye mahkemesince eldeki davanın dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, işçi sıfatı olduğu anlaşılan bu kişiler aleyhine açılan dava yönünden, talep halinde dava dosyasının görevli İstanbul İş Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş ise de, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu-
Mal rejiminin tasfiyesinin boşanma davasının feri niteliğinde olmaması, protokolde, duruşmada alınan beyanlarda ve hükümde dava konusu taşınmaza yönelik bir düzenleme yapılmamış olması, ayrıca davacının mal rejiminden kaynaklı başkaca bir hak talebi olmadığına veyahut feragat edildiğine yönelik bir beyanının da bulunmaması karşısında, dava konusu taşınmazın anlaşmalı boşanma davasında yapılan tasfiyeye dahil edildiği kabul edilemeyeceği-
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerektiği- Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi ya da üniversitelerin adli tıp bölüm başkanlıklarının, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerektiği- Kanunda hüküm bulunmayan hallerde HMK hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı- Hakem heyetinin bilirkişi seçimine karar verebileceği (HMK 431)- İtiraz Hakem Heyetince, davacının tüm tedavi evraklarının dosyaya temini ve kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde alt ekstremite rahatsızlığı yönünden ilgili yönetmelik hükümleri de dikkate alınarak maluliyet oranının belirlenmesi için yeniden rapor alınması, akabinde aktüer bilirkişiden rapor alınarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişki dahi tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerektiği-
Adli yardım talebinin reddi halinde davaya devam olunabilmesi harcın tamamlanması yoluna gidileceği-
Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan çelişkinin tek başına bozma sebebi oluşturduğu-