İhalesi yapılan taşınmaz ile ilgili olarak fazla ödenen Katma Değer Vergisi’nin iadesine ilişkin uyuşmazlığın vergi mahkemelerinde çözülmesi gerektiği-
Davacının kaza nedeniyle maluliyetinin oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre, muayenesi yapılmak koşuluyla kazadan sonra oluştuğu belirtilen psikolojik rahatsızlıkların kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği, travma sonrası stres bozukluğunun bakiye ömür boyunca süreklilik arz edip etmediği ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği tespit edilmesi için üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından yeni bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, davacı vekilin itirazlarının reddine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği-
Dava konusu haciz sırasında üçüncü kişi şirket yararına istihkak iddiasında bulunan şantiye şefinin üçüncü kişi şirketin ortağı ya da yetkili temsilcisi olmadığı, davalı üçüncü kişi tarafından hacizden 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmadığı gibi, üçüncü kişinin bir dilekçe ile menkullerin ... Belediyesine ait olduğunu beyan etmiş olup üçüncü kişi şirket vekilinin kendi müvekkili lehine istihkak iddiasında bulunmadığı gibi, Belediye Başkanlığı lehine de istihkak iddiasında bulunma yetkisinin olmadığı görülmekle, davacı alacaklının istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Vekaletname mevcut değilse, asıl taraf olan borçluya vekaletname vermesi veya yapılan işlemleri kabul edip etmediğini mahkemeye beyan etmesi için kesin mehil verilmesi gerektiği-
Bedeli paylaşıma konu mal üzerinde haczi ya da rehni bulunan alacaklının, sıra cetvelinin iptalini istemekte de hukuki yararı olduğu-İhtiyati haciz kesin hacze dönüşmeyen şikayetçinin sıra cetvelinin iptalini istemede hukuki yararı bulunmadığı-
Tarafları, konusu ve hukuki sebebi aynı olmak üzere davacı tarafından .............. tarihinde .............. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ............ Esas sayılı davayı açmış olması nedeniyle mahkemece sonradan .............. tarihinde açılan davanın HMK.'nun 114/1-ı ve 115. maddeleri uyarınca derdestlik ve kesinleşen karar nedeniyle re'sen gözönüne alınacak kesin hüküm oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Şikayetçi vekilinin, vasıta ile ilgili olarak ödenen KDV'nin bir kısmının iadesinin istendiği somut uyuşmazlıkta, KDV'nin tahsil edildiğine dair tartışma bulunmakta olup, vergi iadesinin muhatabının Vergi İdaresi olduğu bu durumda yargı yolunun caiz olmaması halinin vuku bulması sonucu dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden ret kararı verilmesi gerektiği-
Dava tarihinden önce ve yargılama sırasında davacının kısıtlanmış olması nazara alındığında, vasisi babası tarafından eldeki davanın açılmasının usul ekonomisi ilkesine uygun olduğu- Kısıtlının vasisine tebligat çıkartılmak suretiyle davanın ihbarı ile vasinin yasal temsilci olduğu gözetilerek davaya katılımının sağlanması, izin kararı alınması için vasiye süre verilmesi ve vasi huzuru ile eldeki davanın yürütülüp sonuçlandırılması, bu işlemler tamamlandıktan sonra davacı tarafa tercih hakkının sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Hâkimlerin sorumluluğuna dayanılarak tazminat davasının ancak devlet aleyhine açılabileceği- Eldeki davada ise davacının açmış olduğu tazminat davasını hukukî sorumlulukları bulunduğu iddiasıyla ilgili hâkimlere yönelttiği- O hâlde davalı olarak gösterilen hâkimlerin davalı sıfatı (pasif husumeti) bulunmadığı- Taraf sıfatı (husumet) dava şartlarından olmadığından, Mahkemece, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı-
Konkordato hukukunun kamusal karakteri, tüm alacaklıları ilgilendirmesi, tarafların iradeleri ile kendi aralarında yapacakları anlaşmanın konkordato alacaklıları arasında eşitsizlik yaratacak nitelikte olması ve konkordatoda ödemeler dengesini bozacak olması nedeniyle çekişmeli alacaklarla ilgili davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurulması zorunluluğunun isabetli görülmediği-