Davacı, temyiz dilekçesiyle davadan feragat ettiğini bildirdiğinden bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasının gerektiği-
Davalı-davacı kadının açtığı boşanma davasıyla ilgili olarak davacı-davalı kocaya delil gösterme imkanı tanınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmasının "hukuki dinlenilme hakkına" (HMK. md. 27) aykırılık oluşturan önemli bir usul hatası olup, bozmayı gerektireceği-
Hükmü temyiz eden davacı,temyiz dilekçesinde, “evliliğin devam etmesi ve birliğin yeniden oluşması sebebiyle boşanmanın iptal edilmesini, hükmün bu sebeple bozulmasını” istediğine göre temyiz dilekçesi davadan feragat niteliğinde olduğundan, bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasının gerektiği-
Boşanma kararı için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerektiği- Dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibaret olduğundan, boşanmaya karar verilemeyeceği-
Davacı tazminat ve velayet isteminde bulunduğundan, yargılamaya devam edilerek kusur ve haklılık durumuna göre velayet yönünden de kesin hüküm oluştuğu gözetilerek tazminat talepleri ile yargılama gideri ile vekalet ücreti konusunda hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin bozmayı gerektirdiği-
Mahkemece "maddi tazminat ve nafakaların miktarı ile ziynet-çeyiz eşyası alacağı" talebi ile ilgili davanın esasına girilerek; gerektiğinde eşyaların cins, nitelik, sayı ve değeri konusunda; davacıdan açıklama yapmasının (HMK.m.31) istenilip, gösterilen tüm delillerin değerlendirilmesi; talebin kabulü koşulları gerçekleştiği takdirde de, eşyaların dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değerlerinin belirlenmesi için uzman bir bilirkişiden rapor da alınarak, gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Davalının adres kayıt sistemine kayıtlı olan yerleşim yeri adresi ile davacının yerleşim yeri adresinin aynı olduğunun görüldüğü, kaldı ki davacı koca ile davalı kadın aynı iş yerinde de çalışmakta olup koca tarafından da davalının adresinin bilinmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre tebligat, kadının bilinen en son adresine yapılacağına göre davalıya yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı-
Davacı kocanın boşanma davası kabul edilerek boşanmaya karar verildiğine göre davada kendisini vekille temsil ettiren davacı koca yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davanın Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesi hukuki sebebine dayalı olması ve davalı kadının dava açılmasına sebebiyet verecek kusurlu davranışlarının bulunmaması gerekçesiyle davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Dava, feragat nedeniyle reddedildiği halde, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6.maddesi gereğince, bu davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı kadın yararına vekalet ücreti takdir edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirdiği-
Davacının davasının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesine rağmen davada kendisini vekille temsil ettiren davalı Hazine adına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektireceği-