Davalı uzatılan cevap süresi içinde "karşı davayı" ihtiva eden cevap dilekçesini mahkemeye verip karşı davaya ilişkin harcı da aynı tarihte yatırmış bulunduğundan karşı boşanma davasının süresinde açılmış kabul edileceği karşı davanın, asıl dava ile birlikte tetkik ve halli gerekeceği bu husus nazara alınmadan "süresinde ve usulüne uygun açılmadığından" bahisle karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilemeyeceği-
Nafakaya ilişkin icra takibinden önce yapılan ödemelerle ilgili taraflarda isticvap edilip beyanları alındıktan sonra, yapılan ödemelerle ilgili gerekirse önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde yeni bir bilirkişi raporu alınıp hasıl olacak sonucuna göre karar vermek gerektiği-
Davalı usulüne uygun olarak davet edildiği ön inceleme duruşmasına gelmese bile, ön inceleme duruşmasında dava nihai olarak karara bağlanmadığından tahkikat için duruşmaya davet edilmesinin zorunlu olacağı, bu yasal zorunluluğun gereği yapılmadan davanın esası hakkında hüküm kurulmasının hukuki dinlenilme hakkına aykırı olacağı-
Boşanma davasında yetki kuralının kamu düzenine ilişkin olmadığı bu sebeple yetki itirazının ilk itirazlardan olup mahkemece ön sorunlar gibi karara bağlanması gerektiği bu kararında ilgilisine tebliğ edilmeden davalı yokluğunda hüküm kurulamayacağı-
Süresinde açılmayan karşı boşanma davasının ayrılmasına karar verilse de HMK m. 166/1. hükmü uyarınca tekrar birleştirilmesine karar verileceğinden davanın ayrılmasında usul ekonomisi ilkesi gereğince bir yarar bulunmadığı-
Boşanma davasında birden fazla vekille temsil olunması halinde vekillerden her birinin diğerinden bağımsız olarak vekillikten kaynaklı yetkileri kullanabileceği, vekillerden herhangi birine yapılacak tebligatın geçerli sayılacağı-
Davacı-davalı kocanın ziynetlere yönelik alacak isteminin bağıştan rücu niteliğinde olup, Borçlar Kanunu’na dayandığı, talep, Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden olmayıp; talebin incelenmesinde genel görevli mahkeme olarak Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğu-
Davadan feragat halinde, bu hususun nazara alınarak bir karar verilebilmesi için hükmün bozulması gerekeceği-
Tanınması istenen boşanma kararının, Beziers Asliye Hukuk Mahkemesi (aile hakimi) tarafından 06.05.2010 tarihinde verildiği, karar üzerinde kesinleştiğine ilişkin bir bilgi bulunmamakta ise de, kararın, verildiği ülkede Perpignan Belediyesi nezdinde tutulan deftere nüfus memuru tarafından 17 Eylül 2010 tarihinde tescil edildiğinin, belediyenin buna ilişkin 24.06.2011 tarihli yazısından anlaşıldığı, Fransa Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı’nca dosyaya gönderilen 08.12.2011 tarihli yazı ve bunun ekindeki Montgellier İstinaf Mahkemesi başkatibinin mühür ve imzasını taşıyan 12.09.2011 tarihli yazıda ise, boşanma kararını veren Beziers Asliye Hukuk mahkemesi kararının istinafa götürüldüğüne ilişkin bir kaydın bulunmadığının belirtildiği, ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf kanun yoluna müracaat edilmemiş olmasının, kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiş olduğuna kesin karine oluşturacağı-
Davalı-davacının ziynet alacağı ile ilgili isteği boşanmanın eki niteliğinde olmadığından, davalı-davacıya verilen süre içinde nispi peşin harcın tamamlanması halinde yargılamaya devam edilmesi gerekeceği-
