Davacıların mahkeme içi ikrarda bulunduğu ancak ikrardan döndükleri görülmekle, ikrarın maddi bir hataya dayalı olduğunu davacıların öncelikle ispatlamaları gerekecektir. İkrarın maddi hatadan kaynaklandığının ispatlanamaması halinde mahkeme içi ikrarın bu davada da geçerli olduğu ve kesin delil teşkil edeceği, ikrara rağmen açılan davanın TMK’ nun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi gerekip, eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesinin hükmün bu nedenlerle bozulmasına neden olacağı-
Mahkemece, davacı pay oranında istekte bulunduğu halde, istek aşılmak suretiyle dava dışı mirasçıları da kapsar biçimde iptal ve tescile karar verilmesi ve TMK. nun 28. maddesi hükmü uyarınca ölümle şahsiyet son bulduğu halde bu husus gözardı edilerek ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olmasının hükmün bu nedenlerle bozulmasına neden olacağı-
Davanın miras bırakandan edinilen pay yönünden kabul edilmesi gerekirken taşınmazın tümü yönünden kabul kararı verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına neden olacağı-
Tapu kaydında tespit ve düzeltim davasında görev yönünden sulh hukuk mahkemesinin görevli olmasının gerekeceği-
Davacıya tanıklarını bildirmesi için imkan tanınacağı, tanıkların bildirilmesi halinde usulüne uygun davetiye gönderilerek taraf tanıklarının dinleneceği, taraflar arasında tasfiye süreci kapsamında davalıya satış suretiyle temlikinin yapıldığı, tasfiyesi süreci ile ilgili varlığı bildirilen görülmekte olan diğer dava dosyalarının mahkemesinden istenip inceleneceği, dava konusu taşınmazlar bakımından davacının tazminat isteğine yönelik gerekli araştırma ve inceleme yapılarak, toplanan delillerin, dinlenecek tanık beyanları ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekeceği-
Davada ileri sürülen mirasbırakan adına tescil isteğinin, gerçekte çekişmeli taşınmazları miras bırakanın terekesine döndürmek isteği şeklinde anlaşılması gerektiği-
Tapu iptali ve tescile ilişkin istek yönünden davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılması doğru ise de katkı payı alacağı ile TMK’nun 241. maddesine dayalı istek bakımından davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydının yapılması ve tefrik edilecek davaya Aile Mahkemesi sıfatı ile bakılması gerekeceği-
Mirasbırakanın kadastro tespitinden sonra öldüğü anlaşıldığından 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı-
Hazine'nin kayıt malikinin mirasçısı olduğunu iddia ederek eldeki davayı açtığına ve kayıt malikinin mirasçısı olduğuna ilişkin mirasçılık belgesi esas alınarak dava kabul edildiğine göre artık davanın kısmen kabul edildiğini söyleyebilme olanağı yoktur. Bu durumda tüm yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesi gerekirken dava kısmen kabul edilmiş gibi davalı lehine yargılama giderine hükmedilmiş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Mirasbırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve haklar araştırılması, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgeler merciilerinden getirtilmesi her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişilerden rapor alınması, bir paylaştırma kastının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekeceği-
