Görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymaması ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşullarından yoksun bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebileceği- Davalıya yapılan temlikin miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması gerektiğinden ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması, birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesinin önemli olduğu, bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılması gerektiği-
Mahkemece, davalılar adına kayıtlı olan ve iptal edilen paya göre her bir davacı adına tescili gereken pay belirtilmeksizin ve yargılama sırasında ölen davacıya ait veraset ilamına atıf yapılarak infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına neden olacağı-
Davacının karşılıklı edimleri içeren inanç sözleşmesine dayanarak inanç konusu taşınmazının tapu kaydının iptalini ve adına tescilini isteyebilmesi için 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi (818 sayılı BY'nın 81. Maddesi) uyarınca öncelikle kendi edimini yerine getirmesinin zorunlu olduğu-
Dava, imar uygulamasının iptali nedeniyle kök parselin ihyası ile hazine adına tescili, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin olup S. Belediyesince yapılan imar düzenlemesinin çekişme konusu alanla ilgili olarak halen geçerliliğini koruduğu uygulama neticesinde alınan bilirkişi raporu, encümen kararları, idare mahkemesinin Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan imar düzenlemesinin iptaline ilişkin kesinleşmiş ilamları mevcut olduğundan, anılan imar düzenlemesi ile ilgili idari yargıda dava açılarak işlem iptal ettirilmedikçe eldeki davanın dinlenme olanağının olmaması gerekeceği-
Dava kadastro öncesi ketm-i verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, dava tarihi itibariyle, 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçtiğinden davanın dinlenme olanağı yoktur. Bu durumda davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Bir davada dayanılan nedenlerden birinin ehliyetsizlik olması halinde kamu düzeniyle ilgili bulunması ve ehliyetsizliğin saptanması halinde öteki nedenlerin incelenme gereğinin ortadan kalkacağı hususları dikkate alındığında öncelikle bu neden üzerinde durulması gerekip, sonucuna göre diğer iddiaların incelenmesi gerekeceğinden bu konuda gerekli araştırma ve soruşturmaya dayanmayan mahkeme kararının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Davacıya bakiye borcu için 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 81. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi) uyarınca mahkeme veznesine depo etmesi için önel verileceği, borç para miktarını yatırdığı taktirde bu paranın davalıya ödenmesi koşuluyla tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, pay yerine infazda sıkıntı yaratacak şekilde m2 üzerinden iptal ve tescil kararı verilmiş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına neden olacağı-
Tapu iptal ve tescil davasının, kayıt maliki aleyhine açılması gerekir.Mahkemece, davaya konu payın kayıt malikinin davada yer almasının sağlanması, ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına neden olacağı-