Davalı vekili tarafından faturalara dayalı alacağa istinaden başlatılan icra takibinde davacı borçlunun vekili vasıtasıyla yetkiye ve borca itirazı üzerine yetkisiz icra dairesinde takip yapılması sebebiyle icra müdür yardımcısının takibin yetki yönünden durdurulmasına karar verdiği- Alacaklı olan davalı vekilinin dilekçesiyle dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini talep etmesi üzerine gönderilen yetkili icra dairesince yeni ödeme emri tebliğinin vekâletname sunan borçlu vekiline yapılmayıp doğrudan asıla yapıldığı-Takibe süresinde itiraz edilmemesi ile takibin kesinleştiği, devamında alacaklı vekilinin haciz talebinin icra müdür yardımcısı tarafından uygun görülmesi üzerine borçlu adresinde haciz uygulandığı fakat haczedilen malların muhafaza altına alınmayarak borçluya yediemin olarak bırakıldığı- Borçlu tarafından yapılan şikâyet üzerine borçlu asıl hakkında düzenlenen ödeme emrinin ve yapılan haciz işleminin iptaline karar verildiği-Bu şikâyet sonrası verilen karar ile icra takibindeki ödeme emri ve yapılan haciz işleminin iptali gerçekleştirildiği, icra müdürlüğünce yapılan hatalı işlemlerin düzeltildiği-Tebligat Kanunu’nun “Vekile ve kanuni mümesile tebligat” başlıklı 11. maddesinin birinci cümlesindeki “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır” düzenlemesi karşısında yetkisiz icra dairesinde yapılan takibe vekâletname sunarak itiraz edilmesinden dolayı dosyanın gönderildiği yetkili icra dairesinde tebligatların vekile yapılması gerekirken asıla yapılmasının yerinde olmadığı ve bu durumun icra takibini yapan alacaklının ağır kusur veya kötü niyetinden kaynaklı olmadığı-İcra dosyasında gerek ödeme emri tebliğinde gerekse haciz yapılması yönündeki talep ve sonrasında gerçekleşen haciz işlemi sırasında davalı alacaklının ağır kusuru ve kötü niyeti bulunmadığı-İcra müdürlüğünce yapılan işlemlerden dolayı alacaklıya kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı-Sonuç itibariyle; bilerek, kötü niyetli ve ağır kusurlu şekilde haksız hacze sebebiyet vermeyen davalının manevi tazminattan sorumlu tutulmasının doğru olmadığı- Somut olayda alacaklı olan davalının manevi tazminat sorumluluğunu gerektirir kusurlu bir eylemi bulunmadığı-
Dava; ecrimisil, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili; ... sitesindeki taşınmazı müvekkilinin 2005 yılından bu yana kullanamadığını, bir hukuki mücadele ile taşınmazını ancak 2012 yılı itibariyle kullanabildiğini, bu süreçte taşınmazın davalı M.'nin uhdesinde kaldığını ve davacının zararından dolayı maddi ve manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sürecinde, davalıların eyleminin davacının kişilik haklarına yönelik saldırı niteliğinde bulunmaması nedeniyle, mahkemece davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mala verilen zararlar nedeniyle manevi tazminat istenilemeyeceği, kişilik haklarının zarara uğratılması durumunda manevi tazminat istenilebileceği-
Asıl dava, sözleşmenin haklı nedenle feshi nedeniyle TBK'nın 125/2.maddesi gereğince müspet zararın ve sözleşmenin yürürlükte olduğu tarihte karşı tarafın temerrüdü nedeniyle uğranılan menfi zararın tazmini ile sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini, karşı dava ise, sözleşme gereğince ödenmeyen çek bedellerinden kaynaklı cezai şart alacağın tahsili istemine ilişkindir...
Haksız icra takibi sebebiyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemi-Mahkemece, bilirkişi raporu alınmasını müteakip gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle uğranılan zarar yönünden eksik harcın yatırılması için süre verilmesi gerektiği- Kesinleşen mahkeme kararlarına göre davalı Banka, davalının kefaletine binaen verdiği senedi kefalet limitinin üstünde doldurup takibe koymuş ve davalının taşınmazlarını fazla miktar üzerinden doldurulan senetteki alacağa mahsuben satın aldığından, davalının bu eylemi sebebiyle davacıya bir kusur atfedilemeyeceği- Fabrikanın haczedilip cebri icra yoluyla alacağa mahsuben satın alınmasının davacının itibarını zedeleyeceği değerlendirilip hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminat takdiri gerektiği-
Borçlu ile yaptığı bir tasarruf olmadığından hakkında açılan tasarrufun iptali davası reddedilen kişinin araçlarına ve gayrimenkullerine uzun süreli olarak haciz konulduğu anlaşıldığından, haksız hacze maruz kalan bu kişi lehine 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği- "Alacağının gerçek bir alacak olduğunu" ispat edemeyen davacı aleyhine, uyguladığı haksız haciz nedeniyle mahkemece manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Davacı vekili, davalıların murisi avukatın davacının kızınn avukatı olduğunu, vekalet ücretinin ödenmemesi nedeniyle davalıların murisi tarafından davacının kızı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştirildiğini, davacıya ait dört adet büyükbaş hayvanın haczedilerek muahafaza altına alındığını, davalıların murisi tarafından hayvanlarının haksız yere haczedildiğini belirterek uğradığı maddi ve manevi zararın tazminini istediği somut uyuşmazlıkta manevi zarar unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği- Özel Daire ile mahkeme arasında direnmeye konu miktar yalnızca 3000TL manevi tazminat istemine ilişkin olup bu miktarın kararın verildiği tarih itibariyle temyiz kesinlik sınırının altında olduğu-
Evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacağı-
İstihkak davaları açısından İİK 97/15'de düzenlenen tazminatın icra hukukuna özgü götürü bir tazminat niteliğinde olduğu ve genel hükümlere dayanılarak açılan gerçek zararın tazminine yönelik davalar yönünden engel oluşturmayacağı- Üçüncü kişinin lehine sonuçlanan istihkak davasına ilişkin kesinleşen kararda, "davalı alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilmemiş olması", genel hükümlere dayalı tazminat davası açılmasına engel değilse de, davalı şirketin davacıya zarar vermek amacıyla hareket etmediği, kötü niyetinin ve ağır kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, davalının manevi tazminattan dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı- Davacı şirketin muhafaza alınan alınan tezgâhları yeniden edinebileceği ve faaliyete geçirebileceği makul süre belirlenerek haciz tarihi ile yeniden edinebileceği tezgâhları faaliyete geçireceği tarih arasındaki "kazanç kaybının", o tarihteki işyeri kapasitesi ve vergi durumu da araştırılarak belirlenmesi ve bu şekilde belirlenen zararın maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması gerektiği- "Manevi tazminat için ağır kusurun varlığı şart olmadığından ve davalının manevi tazminat sorumluluğunu gerektirir kusurlu bir eylemi bulunduğundan, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği" ve "davalının kötü niyetli olmadığı gibi maddi tazminat sorumluluğunu gerektirir kusurlu bir eylemi de bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddi gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Davacı siyasi bir kişilik olup siyasi faaliyetlere ilişkin ağır ve sert eleştirilere katlanması gerekmekle birlikte dava konusu köşe yazısında kullanılan ifadeler ve genel olarak yazının tümünün davacının siyasi faaliyetlerine ilişkin olmayıp şahsına yönelik değerlendirmeler içerdiği - Köşe yazısındaki "Çılgın Koca dehşet saçtı" başlığının haber içeriği ile uyumlu olmadığı, böylelikle öz ile biçim arasındaki dengenin bozulduğu - Davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve bu nedenle davacı yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-