Somut olayda, davalının Twitter hesabından 06.02.2020 tarihinde yapmış olduğu paylaşımda sarf ettiği söz ve ifadeler incelendiğinde; değer yargısı olarak değerlendirilemeyeceği, somut bir delile dayanılmaksızın, davacıya olgu isnadında bulunulduğu, kesin yargı içeren şekilde beyanda bulunularak özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, sert eleştiri sınırlarının aşıldığı, kullanılan söz ve ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleştiğinin anlaşıldığı-
Hukuka aykırı eylemde bulunan kişi mağdurun ismini açıkça belirtmemiş veya isnat ettiği fiili üstü kapalı bir biçimde geçiştirmişse, isnadın mahiyetinde ve mağdurun şahsına matufiyetinde tereddüt edilmeyecek derecede karineler varsa, hem isim zikredilmiş, hem de hakaret vaki olmuş sayılacağı- Somut olayda, davalının Twitter hesabından 06.02.2020 tarihinde yapmış olduğu paylaşımda sarf ettiği söz ve ifadeler esas yönünden incelendiğinde; değer yargısı olarak değerlendirilemeyeceği, somut bir delile dayanılmaksızın, davacıya olgu isnadında bulunulduğu, kesin yargı içeren şekilde beyanda bulunularak özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, sert eleştiri sınırlarının aşıldığı, kullanılan söz ve ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleştiğinin kabulü gerektiği-
Somut olayda, davalının Twitter hesabından 06.02.2020 tarihinde yapmış olduğu paylaşımda sarf ettiği söz ve ifadeler incelendiğinde; değer yargısı olarak değerlendirilemeyeceği, somut bir delile dayanılmaksızın, davacıya olgu isnadında bulunulduğu, kesin yargı içeren şekilde beyanda bulunularak özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, sert eleştiri sınırlarının aşıldığı, kullanılan söz ve ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleştiğinin anlaşıldığı- Bu durumda davacının şeref ve itibarının korunmasını isteme hakkı, davalı tarafın ifade özgürlüğünden üstün tutulmalı ve davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı kabul edilmeli ve İfade özgürlüğüne bu kapsamda getirilen sınırlama, ölçülü ve orantılı olduğu gibi demokratik toplum düzeninin gereklerine de uygun olduğu- Bu durumda; kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı yararına TBK'nın 58 inci maddesi uyarınca uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir...
Davacının, çatı onarımı yapılan apartmanının çatısından düşen taş nedeniyle hayati tehlike arz edecek şekilde yaralandığı somut olayda; davalı kat malikleri yönünden bina malikinin sorumluluğu, davalı nalbur sahibinin adam çalıştıranın sorumluluğu, davalı nalburda günlük yevmiye ile çalışan işçinin ise kusur sorumluluğu olduğu-
Davalının, velayeti, boşanma kararının ardından annesine verilen davacıya reşit oluncaya kadar iştirak nafakası, reşit olduktan sonra ise yardım nafakası ödemekle yükümlü kılındığı ve bu bakım borcunun davalı tarafından yerine getirildiği- Davalı babanın çocuğu olan davacının kişilik değerlerine yönelik hukuka aykırı bir davranışta bulunduğuna ilişkin somut bir delil bulunmadığı- Davalı baba ve davacı çocuğun arasında fiili olarak duygusal ve kişisel bir ilişkinin tesis edilememesi, davalı babanın çocuğuna karşı ilgisiz kalmasının duygusal ve ahlaki değerlerle ilgili olduğu ve manevi tazminat gerektiren durumlardan olmadığı- İlk derece mahkemesi ve bölge adiye mahkemesinin manevi tazminata hükmeden kararlarının isabetli bulunmadığı-
Davacının taraf olduğu adli bir olay yayın yapılırken davacının sosyal medya hesabından alındığı anlaşılan özel yaşamına ilişkin birçok fotoğrafın kullanıldığı; dava konusu haberin başlığı, kullanılan fotoğraflar, sarf edilen söz ve ifadelerle özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, kamuya mal olmuş bir kişi olmayan davacı hakkında yapılan bu habere ulaşılabilir olunmasında bir kamu yararı bulunmadığı, basın özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceği, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek davanın kabulü ile dava konusu haberin yayından kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık, davalıların adalet müfettişi olarak görev yaptıkları dönemde hâkim olan davacı hakkında yürüttükleri soruşturmadan kaynaklandığı iddia edilen haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir...
Yargıtay içtihatlarına göre matufiyet şartının; Kişinin adı, sanı, kimliği belli olmasa da ona yöneldiği konusunda kuşku bırakmayacak şekilde ithamlara, yönelimlere yer veren ifadeler olarak kabul edildiği, matufiyetin varlığını kabul için dava konusu ifadede ya kişinin adından açıkça sözedilmesi veya konumunun sıfatının gösterilmesi ya da bunlardan söz edilmese dahi içeriğinden bu kişinin amaçlandığı, ifadenin ona yönelik olduğunun anlaşılması veya anlaşılabilir olması şartlarının arandığı- Davalının, dava konusu haberde davacının ismini belirtmediği gibi, bizzat davacıyı tarif eden ibare ve görüntüye yer vermeksizin davaya konusu ifadeleri kullanmış olmasına göre eldeki davada matufiyet unsuru gerçekleşmediği, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşıldığı-
Davalı eser sahibi tarafından dava konu kitapta davacı hakkında sarf edilen söz ve ifadeler bir bütün halinde incelendiğinde ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceği, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin ve olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen (70.000,00 TL.) manevi tazminat miktarının yerinde olduğu-
