Uyuşmazlık, davalıların adalet müfettişi olarak görev yaptıkları dönemde hâkim olan davacı hakkında yürüttükleri soruşturmadan kaynaklandığı iddia edilen haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir...
Yargıtay içtihatlarına göre matufiyet şartının; Kişinin adı, sanı, kimliği belli olmasa da ona yöneldiği konusunda kuşku bırakmayacak şekilde ithamlara, yönelimlere yer veren ifadeler olarak kabul edildiği, matufiyetin varlığını kabul için dava konusu ifadede ya kişinin adından açıkça sözedilmesi veya konumunun sıfatının gösterilmesi ya da bunlardan söz edilmese dahi içeriğinden bu kişinin amaçlandığı, ifadenin ona yönelik olduğunun anlaşılması veya anlaşılabilir olması şartlarının arandığı- Davalının, dava konusu haberde davacının ismini belirtmediği gibi, bizzat davacıyı tarif eden ibare ve görüntüye yer vermeksizin davaya konusu ifadeleri kullanmış olmasına göre eldeki davada matufiyet unsuru gerçekleşmediği, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşıldığı-
Davalı eser sahibi tarafından dava konu kitapta davacı hakkında sarf edilen söz ve ifadeler bir bütün halinde incelendiğinde ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceği, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin ve olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen (70.000,00 TL.) manevi tazminat miktarının yerinde olduğu-
Haberin gerçek ve güncel bir konuya ilişkin yapıldığı, verilmesinde kamu yararı bulunduğu, kullanılan söz ve ifadeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı-
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararların temyiz edilemeyeceği, temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği- Davalı yönünden davacı tarafından temyize konu edilen miktar 20.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin davalıya yönelik temyiz dilekçesinin miktar nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği- Haberin toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı amacı taşımadığı, kaldı ki basının, okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanmasının bir gazetecilik tekniği olması karşısında, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğundan da söz edilemeyeceği; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul ettiği, haberde kullanılan söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin davalı ... Gazetecilik A.Ş.'ye yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği-
Taraflar arasında tanzim edilen sözleşme satış vaadi sözleşmesi olup bu sözleşmenin niteliği gereği ileriye etkili feshinin talep edilemeyeceği- Taşınmazın inşaat seviyesinin %42,90 olduğu, taşınmazın teslim edilmediği, gecikme nedeniyle kira bedeli ve eksik işler nedeniyle dava tarihi itibariyle eksik iş bedelini talep edebileceği ancak geç teslimden dolayı davacının kişilik hakkının zedelendiğinden bahsedilemeyeceğinden bu sebeple manevi tazminat talep edemeyeceği-
Dava, havayolu taşıması nedeni ile oluştuğu ileri sürülen zararın tahsili talebine ilişkindir...
Davalının sahibi olduğu "https://www.takvim.com.tr" "https://www.sabah.com.tr" "https://www.ahaber.com.tr" isimli internet sitelerinde 26.03.2012 ve 27.03.2012 tarihlerinde yayınlanan haberler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması istemine ilişkin davada, dava konusu internet haberleri ile sahte bal konusunda vatandaşların dikkatli olması yönünde uyarı yapılmaya çalışıldığı, haberlerde yalnızca bir paragrafın TSK'ya teslim edilen ballara ayrıldığı, yapılan incelemede davacı tarafından TSK'ya satılan balların Konya Kontrol Laboratuvar Müdürlüğünde yapılan incelemesi neticesinde gıda kodeksi bal tebliğine uygun olmadığının belirlendiği, ancak davacının yalnızca tedarikçi olması sebebiyle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, dava konusu haberlerin bu nedenle görünür gerçeğe uygun olduğu, basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği-
Davalının, davacı ... Gazetesinde gazeteci olarak çalışmakta iken iş akdinin feshedildiği, işten çıkarılmasının akabinde 08.01.2014 tarihinde "..." isimli adresten şirket çalışanlarına ve diğer medya organlarında çalışan birtakım gazeteci, yazar ve akademisyenlere göndermiş olduğu "...Bu kez üzüntüm Türk Medyası ve ... Gazetesi için. Ne yazık ki ..., son dönemde gazetecilik anlayışıyla birlikte saygınlığını ve etkisini kaybetti. Özellikle son bir yılda propaganda aracına dönüşüp çıkmaz sokağa girdi. Farklı görüşlerin sesi kesildikçe de marka değeri yok oldu. Artık ... Gazetesinin uluslararası saygınlığı ve etkisi de kalmadı. ...'a veda ederken "Yazık oldu Türk basınına. Yazık oldu ...'a diyorum." Medya dünyamızın üstüne öyle karabutlar çöktü ki saygın gazetecilik bayrağını ayakta tutmaya çalışan bir çok gazeteci adeta kurşuna dizildi. Ben de Türkiye' nin sürüklendiği karanlık yoldan mutlaka çıkacağına ve Türk medyası için de güneşin doğacağına yürekten inanıyorum." şeklindeki mail ve aynı içerikli facebook paylaşımının davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği iddiası ile eldeki dava açılmış ise de söz konusu yazıda kullanılan söz ve ifadeler ile davalının, eleştiri hakkını kullandığı, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul ettiği, davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı-
Trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemi- Kusur raporu-