Mahkemece, davacının isteminin müştereken ve müteselsilen istemine yönelik olduğu anlaşılmış olması gerekçesiyle emredici nitelikteki anılan yasa maddesi hükmüne aykırı ve talep edilenden farklı olarak belirlenen tazminat miktarı bakımından davalıların ortak sorumluluğuna yönelik karar verildiği, HMK.’nın “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1. maddesi uyarınca, mahkemenin talepten başka bir şeye karar vermesinin mümkün olmadığı-
Kamu hizmetinin görülmesi sırasında ve hizmet kusurundan doğan zararların gideriminde idari yargı görevlidir olduğundan, davalı Belediye Başkanlığı yönünden yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği- HMK mad. 26 uyarınca hâkim, tarafların talep ve sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğinden, talebi aşabilecek şekilde hüküm kurulamayacağı-
Dava dilekçesinde talep edilen iki daire arasındaki değer farkının bilirkişiye hesaplatılarak hüküm altına alınması gerekirken, HMK. mad. 26/1'e aykırı olarak talebin aşılarak, diğer daireler arasındaki değer farkını da hesaplayan bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin hatalı olduğu-
Dava dilekçesindeki ''...4 yıl içerisinde yıllık izin kullandırılmadığı'' şeklindeki açıklamadan yıllık izin ücretinin 4 yıl için talep edildiği anlaşıldığından, gerek talep aşımı gerek maddi vakıa aşımı yapılarak 110 gün için hesaplanan yıllık izin ücretinin hüküm altına alınmasının HMK'nun 25. ve 26. maddelerine aykırı olduğu-
Hakimin talepten fazlasına karar veremeyeceği-
Ittıla tarihinin şikayetçi tarafından bildirilen tarih olarak kabulü gerekirken (HMK. mad. 26), daha sonraki muhtıra tebliğ tarihi olarak kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Davacı, dava konusu daireye düşen arsa payı belirlenerek tapu kaydının iptaline ve vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiş olup, mahkemece gerekçe kısmının son paragrafında; davacının tescil olmaz ise alacağa karar verilmesini istediğini, yapılan ödemenin HMK'nın 200. ve devamı maddelerine göre ispatlanamadığını, teklif edilen yemin üzerine davalıların oturumda parayı almadıklarına dair yemin ettiklerini belirterek, bu yönden de davanın reddine karar verildiği; davacının talebi tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, alacak istemi olmadığından alacak hakkında hüküm kurulamayacağı-
Kendisine mirasbırakan tarafından açıklanan yolla kazandırma yapıldığının saptanması halinde davalı yasal mirasçı olmadığına göre, adı geçene yapılan kazandırmanın mirasta denkleştirme hükümleri çerçevesinde terekeye iadesinin hukuken olanaklı olmadığı, mirasbırakanın davalıya sağlığında yaptığı iddia edilen kazandırma başka bir hukuki ilişki ortaya konulmadığına göre, "karşılıksız teberru" niteliğinde olup, davacıların saklı payları zedelenmiş ise koşullarının varlığı halinde ancak tenkise tabi tutulabileceği-
Takip konusu senedin sahte imza ile düzenlendiğine ilişkin Başsavcılığının soruşturma dosyası imza sirküleri gözönünde bulundurularak yaklaşık ispat koşulu sağlandığından ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiği- Davacının İİK'nun 72/3.maddesi gereğince icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir talebinde bulunduğu, dolasıyla HMK'nun 26.maddesi gereğince taleple bağlılık kuralı gözönünde bulundurularak ihtiyati tedbir talebinin bu kapsamda değerlendirilerek kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin doğru görülmediği-
"Satış talebinin reddine yönelik işlemin iptali"ne ilişkin şikayetin diğer borçlu yönünden de HMK. mad. 25, 26  gözetilerek incelenmesi gerektiği-