Kısmi alacak davası olarak açılan davada, mahkemece davacı vekilinden her bir alacak için ne miktar talepte bulunduğu hususu da açıklattırılarak hükmedilen alacaklar yönünden dava ve ıslah tarihinden itibaren ayrı ayrı faiz yürütülmesi yerine tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin isabetsiz olduğu- HMK.nın 26.maddesi gereği taleple bağlı kalınarak yasal ilave tediye alacağına dava ve ıslah tarihlerinden itibaren yasal faiz oranını aşmamak üzere en yüksek banka mevduat faizi yerine doğrudan en yüksek mevduat faizine hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Davacı kısmi alacak davası açtığından, mahkemece davacı vekilinden her bir alacak için ne miktar talepte bulunduğu hususu da açıklattırılarak hükmedilen alacaklar yönünden dava ve ıslah tarihinden itibaren ayrı ayrı faiz yürütülmesi yerine tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin isabetsiz olduğu- Davacının gerek dava ve gerekse ıslah dilekçesinde bütün alacaklara en yüksek mevduat faizi uygulanmasını talep ettiği, HMK'nın 26. maddesi gereği taleple bağlı kalınarak yasal ilave tediye alacağına dava ve ıslah tarihlerinden itibaren yasal faiz oranını aşmamak üzere en yüksek banka mevduat faizi yerine doğrudan en yüksek mevduat faizine hükmedilmesinin hatalı olduğu-
3. kişinin birinci haciz ihbarnamesine yasal süresinden sonra itiraz ettiği anlaşıldığından, İİK.nun 89/4. maddesinde öngörülen tazminat davasının şartları oluşmadığı- “Taleple bağlılık” ilkesine aykırılık oluşturacak şekilde davalı şirket yanında diğer davalılar aleyhine de hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi istemi-
8. HD. 11.06.2018 T. E: 3687, K: 13906-
Davacılar elbirliği ortağı olduklarından mahkemece, kabule konu payın miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Paydaşlar arasında müdahalenin meni ve ecrimisil isteği-
Davacı ıslah dilekçesi ile birlikte nihai olarak; net kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istediği halde mahkemece, davacının açık talebi karşısında net tutarlar yerine brüt kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai ücreti alacaklarına hükmedilmesinin HMK’nun 26. maddesine aykırı olduğu-
Islah yolu ile artırılmadığı halde, davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği kıdem tazminatı, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücretine ilişkin talepler aşılarak daha fazla miktarda alacağa hükmedilmesinin HMK’nın 26. maddesine aykırı olduğu-
Borçlunun takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde takibin zamanaşımına uğradığı yönünde talebi bulunmadığı gibi İİK.nun 39. maddesi gereğince ilama dayalı takiplerde geçerli olan 10 yıllık zamanaşımını da geçmediğinden, mahkemece, borçlular vekilinin ileri sürdüğü şikayet nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile icranın geri bırakılması yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-