Mahkemece, yıllık ücretli izin alacağının esastan reddine karar verilmiş ise de; dava dilekçesi incelendiğinde, içeriğinde yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu belirtilmekle birlikte dilekçede taleplerin ayrıştırıldığı ve açıklandığı bölümde, yıllık ücretli izin alacağı talebi bulunmadığından davacının usulüne uygun şekilde açılmış bir yıllık ücretli izin alacağı talebinin bulunmadığı kabulüyle hüküm kurulması gerekirken, talep aşılarak yıllık ücretli izin alacağının esastan reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı-
HMK.'nun 26. maddesine göre, hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olduğunun, talep edilenden fazla veya başka bir şeye hükmedemeyeceğinin açıkça belirtildiği, açıklanan nedenle taleple bağlı kalınarak; kampanya olmayan dönemlerde haftanın dört günü günde on saat bir saat ara dinlenme ile haftanın iki günü ise günde oniki saat birbuçuk saat ara dinlenme ile çalışarak haftada oniki saat; Mart-Nisan-Mayıs-Eylül-Ekim olarak kabul edilen kampanya dönemlerinde ise yine talep ile bağlı kalınarak haftanın beş günü günde oniki saat birbuçuk saat ara dinlenme ile haftanın bir günü ise on saat bir saat ara dinlenme ile çalışarak haftada onaltı buçuk saat fazla çalışma yapıldığının kabul edilmesi gerekeceği-
Hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebileceği-
Davacının dava dilekçesinde bütün resmi tatillerde çalıştığını, dini bayramların ilk iki günü dışında çalışmasını sürdürdüğünü ileri sürerek ulusal bayram ve genel tatil alacağının tahsilini talep ettiği, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda talep aşılarak dini bayramların ilk günü dışında ve milli bayramlarda çalışıldığı kabul edilerek hesaplama yapıldığından, mahkemece ulusal bayram ve genel tatil alacağının milli bayramlarda, dini bayramların ise ilk iki günü dışında çalışıldığı kabulü ile belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Borçlunun şikayet dilekçesinde itfa itirazında da bulunduğu anlaşılmakla, itfa itirazları incelenmek suretiyle olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Çaplı taşınmaza yönelik ecrimisil istemi-
Hakimin talepten fazlasına hüküm vermesi yasak olduğu gibi, talepten başka bir şeye hüküm vermesinin de yasak olduğu-
E.tmanın önlenmesi ve ecrimisil istekleri-
Vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması gerektiği- Vakıf şerhinin terkini istemine ilişkin davalarda harç ve avukatlık ücretinin maktu tayin ve takdiri gerektiği- TMK'nın 1027. maddesinin uygulama yeri olup olmadığı ve yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Mahkemece, bozma sonrası ıslah yapılamayacağından davacının ziynet eşyalarının değeri konusunda davacının 40.000 TL’lik talebi ile bağlı kalınmak suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken,bozma sonrası davacı tarafça yapılan ıslah gözetilerek yanılgılı değerlendirme ile 47.738.00 TL’nin hüküm altına alınmasının doğru olmadığı- Davacının, dilekçesinde davaya konu edilen ziynet eşyalarının davalıdan alınarak kendisine verilmesini talep ettiği, aynen iade olmaz ise bedel talebinde bulunmadığı, bu durumda ise,mahkemece davacının talebini aşar şekilde aynen iade, olmaz ise bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı-