Mahkemece, dava konusu olmayan bu payı da kapsar şekilde (davacı lehine) iptal ve tescil kararı verildiğinin anlaşıldığı, bu şekli ile hükmü temyiz eden (ve esasen ... ... mirasçıları olan) bir kısım davalılar ... ve arkadaşlarının bizatihi murislerinden kendilerine intikal eden (ve dava konusu olmayıp) akabinde devir ettikleri 1/8 paya yönelik temyizde hukuki yararlarının bulunduğu, o halde mahkemece, ... ... ait 1/8 miras payı oranında hissenin dahili davalı şirket uhdesinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken (dava konusu edilmeyen) bu hisse de dahil edilerek dahili davalı şirketin tüm paylarının iptaline yönelik hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece dava dilekçesiyle talep edilmeyen 7786 parsele de müdahalelerinin önlenmesine karar verildiğinin anlaşıldığı, buna göre, davacının talebi aşılmak suretiyle 7786 parsele yönelik elatmanın önlenmesine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Birleşen davada, davacı tarafça davalıların dava konusu taşınmazdaki haksız işgalleri nedeniyle 01.05.2013 – 30.06.2015 arası süreyi kapsamak üzere ve fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 11.800,00 TL ecrimisilin, işgalin başlangıcından itibaren kademeli faiziyle birlikte davalılardan tahsili suretiyle talepte bulunulduğu halde; mahkemece, yalnızca asıl dava hakkında hüküm tesis edilerek anılan birleşen davadaki talep hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir bir karar verilmemiş olmasının HMK ilkelerine aykırı olup, hükmün bu yönüyle bozulması gerektiği-
Markanın haksız olarak kullanımı- Davanın maddi ve manevi tazminat alacağının tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu- Maddi ve manevi tazminat istemleri takip talebinde yer almakta olup, manevi tazminat bakımından da itirazın iptaline ilişkin karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde manevi tazminat bakımından dava, alacak davası olarak değerlendirilerek alacağın tahsili hükmü kurulmasının doğru olmadığı-
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davalılar vekilinin süresinde vermiş olduğu cevap dilekçesiyle temliken tescil talebinde bulunmasına rağmen, mahkemece bu talep yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde davacılar tarafından açılan üç dava birleştirilerek yargılama yapıldığı, mahkemece, her ne kadar taleple bağlı kalınarak ecrimisile hükmedildiği belirtilmiş ise de, hangi dava dosyasında ne kadar alacağın kabul edildiğinin hükümden anlaşılamadığı, o halde, mahkemece, talep miktarları da dikkate alınarak, her bir dava yönünden hangi alacak kalemi için ne miktar talebin kabul edildiği açıkça yazılarak karar verilmesi gerekirken, açık ve anlaşılır olmayacak şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Hakimin, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerektiği, tüm dosya kapsamına göre; davalının karşı dava ile depozitonun kendisine geri ödenmesini talep ettiği belirlenmiş ise de; mahkemece bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması sebebi ile yukarıdaki ilke kapsamında hükmün bozulması gerektiği-
Davanın asliye hukuk mahkemesinde görülerek; taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin davacı üniversite bakımından da geçerli ve bağlayıcı olup olmadığının tartışılması, hukuken geçerli bir kira ilişkisinin varlığının saptanması hâlinde işgal ve kötü niyetli bir kullanım durumu olmayacağından davanın reddedilmesi, aksi hâlde ise ecrimisil isteği yönünden bir karar verilmesi gerekirken, sulh hukuk mahkemesi tarafından davacının isteminin farklı yasa ve koşullara tabi bulunan kira alacağı olarak nitelendirilerek karar verilmesinin doğru görülmediği- Taraflar arasında kira ilişkisinin mevcut olup olmadığının asliye hukuk mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği-
İpotek bedelinin uyarlanması istemli eldeki davada, ipoteğin kaldırılması talebi bulunmamasına rağmen verilen kararla birlikte ipoteğin kaldırılmasına hükmedilmesinin talep aşımı niteliğinde olup olmadığı noktasında toplananan uyuşmazlıkta; taleple bağlılık ilkesi uyarınca, dava konusunu (müddeabihi) davacının belirleyeceği, mahkemenin ancak davacı tarafından belirlenen konuda karar verebileceği- Mahkemece talepten daha azına karar verilebilir ise de, dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucunun belirlediğinden, talep sonucu yeterince açık değilse hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açık olmayan talep sonucunu açıklatması gerektiği- Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, davacı taraf dava dilekçesinde 129.160,000 ETL (129,16 TL) ipotek bedelinin 19.525,00 TL olarak uyarlanmasını istediğinden, HMK'nun 26. maddesi gözetilerek eldeki talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken depo kararı verilmesiyle birlikte depo edilen miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa ödenmesine, bu şekilde taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davacı vekilinin dava dilekçesinde, davaya konu taşınmazın 2.627,50 m2 alan üzerindeki muhdesata ilişkin talepte bulunduğu halde mahkemece, davaya konu taşınmazın 3.350,59 m2 kısmında yer alan muhdesatların davacıya ait olduğunun tespitine karar verildiği anlaşıldığına göre; davacının talepte bulunduğu alan üzerinde yer alan muhdesatların belirlenerek bu muhdesatlar hakkında karar verilmesi gerekirken taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm verilmesinin doğru olmadığı-
