Davacı taraf dava dilekçesinde, davacı çocuğun kazadaki yaralanmasından kaynaklanan sürekli işgöremezlik tazminatını talep ettiğini açıkça belirtmiş; davacının geçici işgöremezliğine dayalı tazminat isteminde bulunmamasına rağmen, mahkemece davacı tarafın talebi aşılarak, talep edilmeyen ....... günlük geçici işgöremezlik tazminatına hükmolunmasının doğru olmadığı- Dosya içerisinde davalı nezdinde açılan hasar dosyası örneği bulunmamakla birlikte, davacı tarafın davadan önce davalıya başvuru yapması üzerine, davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığının sunulan ibra ve ödeme belgelerinden anlaşıldığı, bu durumda; davalının açtığı hasar dosyası örneği getirtilerek, davacı yanın davalıya başvuru tarihinin saptanması ve bu tarihin davalının temerrüt tarihi olarak kabulü gerekirken, davalının kaza tarihinden işleyecek faizden sorumluluğuna hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Davacı vekilinin ek rapor doğrultusunda ıslah talebinde bulunması üzerine, mahkemece ıslahla arttırılan miktarın kabulüne karar verilmişse de; ilk bilirkişi raporuna davacı vekilinin itiraz etmediği anlaşılmakla, bu rapor tarihindeki veriler esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, davalının itirazları doğrultusunda alınan ek raporun hükme esas alınarak karar verilmesinin davalının aleyhine ve HMK.'nun 26. maddesine aykırı olduğu-
Taraflar arasında imzalanan sözleşme adi yazılı olarak düzenlendiği gibi getirtilen tapu kayıtları ve taraf beyanlarına göre davacıya tapuda pay devrinin yapılmadığının anlaşıldığı, mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu alınan ........ tarihli bilirkişi raporunda “Mecurun radye temelleri atılmış, dört tarafa hem koruyucu hem de taşıyıcı perdeler yapılmış ve inşaatın devamı için demir filizlerinin bırakılmış olduğu” tespit edilmiş olup bu haliyle edimin önemli oranda tamamlandığından ve bunun sonucu olarak sözleşmenin geçerli hale geldiğinden bahsedilemeyeceği, o halde taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi geçersiz olup, davalı arsa sahibi belediyenin sözleşmeyi sonlandırıp tasfiye etmesi sebebiyle geçersiz sözleşmenin haksız feshi söz konusu olamayacağından davacı yüklenicinin kazanç kaybı nedeniyle zarar ve tazminat istemesinin mümkün olmadığı- Davacının otuz gün içinde ödenmesini talep ettiği alacağına ilişkin ihtarnamenin, davalıya 15.01.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olması karşısında davalının 15.02.2015 tarihinde temerrüde düşürüldüğünün anlaşıldığı, bu durumda mahkemece hüküm altına alınan alacağa ihtarname ile oluşan temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 15.01.2015 tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin yanlış olduğu- Dava dilekçesinde ihalenin muhatabın kusuru sebebiyle yerine getirilememesi nedeniyle davacının uğradığı beklenen kazanç kaybı miktarının 7.232.000,00 TL olarak hesap edildiği, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik bu miktardan 50.000,00 TL’nin tahsilinin talep edildiği belirtildiği halde 6100 sayılı HMK’nın 26/1 maddesi gereğince taleple bağlı kalınarak bu alacak kalemi yönünden ıslah da dikkate alınarak davanın 7.732.000,00 TL üzerinden kabul edilmesi gerekirken bilirkişi raporuyla belirlenen 9.086.000,00 TL’nin hüküm altına alınmasının doğru olmadığı- Mahkemece gerçeğin ortaya çıkması için HMK’nın 281/3 maddesi uyarınca yeniden oluşturulacak konusunda uzman teknik bilirkişi kurulu marifetiyle gerekirse mahallinde keşif de yapılarak davacı yüklenicinin gerçekleştirdiği iş ve imalâtların vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca yapıldıkları tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre bedeli (inşaat için İSKİ’ye ödenen su bedeli ve yapılan inşaat ile ilgili proje bedeli de dahil olmak üzere) konusunda bilirkişilerden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak hüküm kurulması gerekeceği-
Borca itirazında tazminat talebi bulunmayan borçlu lehine tazminata hükmedilemeyeceği-
Davanın açılmamış sayılmasının, davayı sonlandıran usule ilişkin nihai bir karar olduğu- Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hallerde yargılama giderlerinin davacıya yükletileceği- Avukatlık ücretinin de yargılama giderlerinden olduğu-
SGK borçlusu davalı ile diğer davalı 3. kişi arasında yapılan gayrimenkul satış sözleşme ve işleminin Kurum alacağının tahsiline imkân bırakmamak amacıyla yapıldığı iddiasıyla 6183 s. K. kapsamında iptali ile taşınmazın devreden davalı adına tescili istemine ilişkin davada; “Taleple bağlılık ilkesi”ne göre, hakim, tarafların talebi ile bağlı olup, fazlasına ya da başka bir şeye karar veremeyeceği, somut olayda talep; aynî hakka ilişkin tasarrufun iptali, taşınmazın devreden davalı adına tescili istemine yönelik olup, yazılı şekilde talepten başka bir şeye hükmedilmesinin isabetsiz bulunduğu-
Asıl dava dilekçesinde, 01.01.2003-01.07.2007 tarihleri arası dönem için; birleşen dava da ise 01.01.2008-16.09.2011 arası dönem için ecrimisil talep edilmiş olmasına rağmen hükme esas alınan 02.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda, asıl dava yönünden 2007 yılının tamamı; birleşen dosyada ise 2011 yılının tamamı için ecrimisil hesap edildiği, mahkemece, talep aşılarak hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmiş olması doğru değil ise de, anılan yanlışlıkların düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Kasten öldürme nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin davada, UYAP kayıtlarından davacı eşin karar tarihinden önce yeniden evlendiğinin anlaşıldığı, şu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, davacının eşinin ölüm tarihi ile kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığı için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması gerekirken muhtemel hayat süresine göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurularak davacılardan ....... yönünden fazla miktarda maddi tazminata karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunmadığı-
Taksi hizmetinin haksız rekabet teşkil ettiği iddiasından kaynaklanan, haksız rekabetin tespiti, ref'i ve men'i ile kararın ilanı istemine ilişkin davada; haksız rekabetin tespiti ve men'ine karar verildiğinde, erişimin engellenmesi hususu hükmün infazı kapsamında olup, bunun hükmün infazı sırasında değerlendirilmesi gerektiği nazara alınmaksızın ve yargılama sırasında reddedilmesine rağmen gerekçesi yazılıp ihtiyati tedbir kararı olduğu da belirtilmeksizin, hüküm şeklinde karar verilmesinin doğru görülmediği- HMK' nın 113. maddesinde düzenlenen topluluk davası ile, dernekler ve diğer tüzel kişilere statüleri çerçevesinde; üyelerinin veya mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak için, kendi adlarına, ilgililerin haklarının tespiti veya hukuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekteki haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dava açabilme hakkı tanınmışsa da, asıl dosyada davacı derneğin statüsünde(dernek tüzüğü) üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunduğuna dair bir düzenleme bulunmadığı gib; tüzel kişiye dava açma yetkisi tanınmadığı, bu haliyle, davacının TTK'nın 56/3. maddesi uyarınca, dava açma hakkının dolayısıyla aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek, davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerektiği- Taksilerin, taksi plakasına sahip olanlar tarafından kullanıldığı, UberTaksi operatörlerinin verdiği taşımacılık hizmetinin, ilgili uygulamayı kullanmayan taksi operatörleri ile aynı iş ve mevzuat şartlarına tabi olduğu, İstanbul'da faaliyet göstermek için gerekli tüm izin ve ruhsatlara sahip ticari taksi operatörleri tarafından hizmet verildiği, ücretin taksimetre ile belirlendiği, haksız rekabetin tespitinde; bir hizmetin kuruluş ve işleyişindeki eksiklikler, rakiplere karşı haksız rekabet oluşturacak şekilde hizmetin işleyişini (fiyat gibi) etkilemesi ve bundan faydalanana, rakipleri aleyhine bir avantaj sağlıyorsa bu hususların dikkate alınması gerektiği, buna göre; davalı tarafça yapılan aracılık hizmetine yönelik ileri sürülen hususlardan davacı değil, İTaksi'nin etkilenebileceği, davacının sıfatı ve temsil ettiği meslek grubu dikkate alındığında, mevzuat gereği çağrı merkezine sahip olmamak ve otomasyon sistemine kayıtlı üye ticari taksicilerden komisyon bedeli alınamamasının haksız rekabet teşkil ettiğinin davacı tarafça ileri sürülemeyeceği, UberTaksi'ye yönelik haksız rekabet teşkil ettiği öne sürülen başka bir aktif ya da pasif fiil ve iddia da bulunmadığı dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece, davacılar vekilinin ıslah dilekçesinde dava tarihinden itibaren yasal faiz talep etmesine rağmen olay tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi taleple bağlılık ilkesine aykırı olup kararın bu sebeple bozulması gerekirse de; belirlenen bu yanılgının giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği-