Munzam zarar hesabında her bir davacının tahsil talebinde bulunduğu davalıdan talep edebileceği tutarın, davalının asıl davada davacıya karşı sorumlu tutulduğu bedel üzerinden ayrı ayrı hesaplanması, kesinleşen hükümde davalının yalnız ......... ada ..... parsel yönünden zarar tazmininden sorumlu tutulduğu ve kararda hükmedilen bedellerin her iki davacı bakımından hükmedilen toplam tutar olmakla her bir davacının kendi payına düşen tazminat tutarı üzerinden hesaplanacak munzam zararı talep edebileceği gözetilerek bu yönde hesaplama yapılması gerekeceği, .............. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararıyla kesinleşen ve munzam zarar talebine konu alacakla ilgili taşınmaz hisselerinin satışı tarihinden dava tarihine kadar geçen süredeki enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili getiri bilgileri, resmi kurumlardan sorulup tesbit edildikten sonra, konusunda uzman bilirkişi heyetinden, tahsiline karar verilen davacı alacağının vekaleten satış tarihinde bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması ve değerlendirilmesi halinde dava tarihinde asıl alacakla birlikte getirisinin ulaşabileceği miktardan hükmedilen asıl alacak ve bu alacağa temerrüt tarihi olan satış tarihinden dava tarihine işleyecek faiz tutarı toplamı düşülerek bulunacak fark konusunda gerekçeli, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp değerlendirilerek faizle karşılanamayan zarar konusunda sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekeceği-
Davalı müteahhit ve diğer davalıların murisinin arsa sahibi olarak imzaladıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle inşa edilen taşınmazda müteahhidin payına düşen bir daireyi, davalı müteahhitle yaptığı sözleşmeyle satın alan ancak daireyi kararlaştırıldığı gibi kaba inşaat halinde teslim alsa da, imar mevzuatının ihlal edilerek, binanın kaçak yapı durumuna sokulduğunu ve iskan izni alamadığını ve kat mülkiyetine geçilemediğini ileri süren davacının açtığı tazminat davasında, imar affı kapsamında yapılan başvuruların yapı malikleri tarafından yapılacağı da gözetilerek, dava konusu taşınmazın, ifanın imkansız hale geldiği (tapu iptal tescil davasında red kararının kesinleştiği tarihteki) tarihteki rayiç değerine hükmedilmesi gerektiği-
Buna göre bölge adliye mahkemesince; davacının sözleşmenin 6/c maddesi gereği talep ettiği tazminat miktarı ........ TL olup taleple bağlılık ilkesi gereği davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile daha az miktar üzerinden kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Davaya konu sığınak niteliğindeki taşınmazı eski yöneticiden kiraladığı, kira bedellerini kendi adına açtığı hesaba ödediği, yine apartmanın ortak giderlerini de bu paradan ödediği, ancak davalı apartman yönetiminin tek taraflı usulsüz kira bedeli belirlediği, apartmanın ortak alanlarının kiraya verilmesinin usulsüz olduğu ve sözleşmenin de geçersiz olduğu ileri sürerek; aleyhine başlatılan icra takipleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi-
Davacı vekili dava dilekçesinde ecrimisil talep ederken faiz talebinde bulunmadığı halde mahkemece talep aşılarak, .............. TL ecrimisil bedelinin her tahakkuk dönemi sonundan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Hakim, kural olarak tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği- Somut olayda; dava konusu 108 ve 110 parsel sayılı taşınmazlar lehine geçerli bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bulunmadığı halde taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak 108 ve 110 parsel sayılı taşınmazlarda da adı geçen davalının payının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesi doğru görülmediği-
Davacı borçlunun maaşı üzerinde ilk sırada bulunan haciz alacaklısının alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürdüğü davanın genel muvazaa iddiasına dayalı iptal istemine ilişkin olduğu ve husumetin borçlu ile birlikte, mecburi dava arkadaşı olan, alacağının muvazaalı olduğu ileri sürülen alacaklıya karşı yöneltilmesi gerektiğinin kabulü gerektiği- Aleyhine muvazaa iddiasında bulunulan eski eşe husumet yöneltilmemiş olmasının kabul edilebilir yanılgı olduğu (HMK. 124/4)- Mahkemece "sıra cetveline itiraz davasında takip borçlusunun davalı sıfatı olmadığından bahisle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine" karar verilmesinin hatalı olduğu-
Her ne kadar mahkeme gerekçesinde; davacının hem 3. kişilere ödenen kira bedelini hem de davalının ekipmanları kullandığı süre boyunca işleyen kira bedelinin tahsilinin talep edildiği belirtilse de dava dilekçesi, ıslah dilekçesi ve dosya kapsamındaki beyan dilekçelerinden davacının, davalının ekipmanları kullandığı süre boyunca işleyen kira bedelini içerir bir talebi olmadığı gibi dava dilekçesinde talep edilen ekipmanların davalı tarafından kullanılmasından kaynaklı sebepsiz zenginleşme nedeni ile uğranılan maddi zararın tazmini taleplerinden de feragat edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda mahkemece talep edilmeyen haksız kullanım bedeline hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınan, ıslah suretiyle de artırılmayan, davacının hidrofor odasına ilişkin talebinden daha fazla, yine perde duvarındaki hatalı imalat ve çatlağa ilişkin talebinden daha fazla miktara hükmedilmesi hatalı olup, bu durumun bozmayı gerektirdiği-
Geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik zararları ayrı tazminat kalemlerini içermekte olup, dava dilekçesinin içeriğine göre; davacının talebi maluliyet nedeniyle sürekli iş göremezlik zararının tahsili isteminden ibaret olup, davacının geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin bir talebi ve harcı yatırılmış bir davası olmadığı; buna göre davacı vekilince geçici iş göremezlik tazminatı talep edilmediği halde yazılı şekilde talepten fazlasına hükmedilmesinin doğru olmadığı-