Temyize konu kararda dava tarihinden itibaren faize hükmedilmişse de, gerekçede de belirtildiği üzere zararlandırıcı işlem tarihleri satış tarihleri olarak değerlendirildiğinden, faiz başlangıcı ile ilgili olarak satış tarihleri dikkate alınarak karar verilmesi gerekeceği- Bilirkişi tarafından 85 adet taşınmaza ilişkin toptan belirlenen değer üzerinden yapılan hesaplamaya göre karar verilmişse de, 85 adet taşınmazın her birinin kim tarafından hangi tarihte satışının yapıldığı, ne kadar bedelle satıldığı ve bankalara ne kadar ödeme yapıldığı konusunda bilirkişi raporu alınarak, davalının satışını yaptığı taşınmazlardan elde edilen miktardan davacı şirkete ödenmeyen kısım belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm taşınmazların satışının davalı tarafından yapıldığının kabulüne göre karar verilmesinin doğru olmadığı- Dava dilekçesinde, kum ocağının satışı ile ilgili olarak, kum ocağının satışından alınan bedelin davacıya ödenmesi talep edildiği halde, talep aşımı yapılmak suretiyle kum ocağının satış bedeli dışında bilirkişi tarafından belirlen yoksun kalınan kâr ve zarar toplamına göre karar verilmesinin doğru olmadığı-
Uyuşmazlık, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 79 uncu maddesi uyarınca vergi alacağının davalı üçüncü kişiden tahsili istemine ilişkindir...
Alacak miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp bu raporun ilk rapordan farklı olması halinde aynı şekilde çelişkiyi giderilecek şekilde 3. bilirkişi heyetinden rapor alınıp değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekeceği- İtirazın iptâli davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için İİK'nın 67/II. maddesi gereğince alacağın likid ve borçlunun itirazında haksız olması gerekeceği, eldeki davada alınan teknik bilirkişi raporuna mahkemece itibar edilmemiş olsa dahi borçlunun itirazında haklı olduğu belirtilip iş bedeli hesaplanmamış olduğu gibi mahkemece kabul edilen alacağın varlığı ile miktarı konusunda uzman olmayan mali müşavir bilirkişi raporu ile ve yargılama sonucu belirlendiğinden alacağın likid olmadığı, bu halde davacının koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi yerine kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğu-
Vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasıyla cezai şart ve faiz alacağı istemi- Hükme esas alınan bilirkişi raporundan davalının yaptığı tahsilatları çok uzun süre sonra davacıya teslim ettiğinin ve herhangi bir cezai şart ile faiz ödemesinde bulunmadığının anlaşıldığı, bilirkişi tarafından geç ödeme nedeniyle cezai şart miktarı hesaplandığı gibi, tahsilatlara işletilecek faiz yönünden de olasılıklı hesaplama yapılıp takdirinin mahkemeye bırakıldığı, taraflar arasında yapılan sözleşmedefaiz oranının belirlendiği, TBK 120 ve 88 gözetilerek taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre gecikme faizinin hesaplanması gerektiği, ayrıca davacının sözleşmede yer alan cezai şartı talep etme hakkı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, karar gerekçesinde davacının hangi taleplerinin, ne miktar üzerinden kabul veya reddedildiğinin tek tek gösterilmesi gerektiği- Dava; 10.000,00 TL dava değeri üzerinden fazlaya dair haklar saklı tutularak kısmi dava niteliğinde açılmış, davacı vekili talep açıklama dilekçesi ile talep edilen 10.000,00 TL'nin 8.900,00 TL'lik kısmının tahsilat alacağının akdi faiz bakiyesine, 100,00 TL'lik kısmının avans alacağına ilişkin akdi faiz bakiyesine, 1.000,00 TL'lik kısmının ise cezai şart alacağına ilişkin olduğunu ifade ederek bu talepleri kapsamında davanın kabulünü dilemiş olup, mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmemiş olduğu, davacının talep ettiği alacak kalemleri bakımından alacağı olup olmadığı toplam alacağın ne kadar olduğu belirlenmemiş ve gerekçelendirilmemiş, talep edilen alacaklar bakımından denetime elverişli şekilde hukuki değerlendirme yapılmayarak HMK 297'ye  aykırı hüküm tesis edildiği- Talep edilen alacaklar; tahsilat alacağına ilişkin faiz bakiyesi, avans alacağına ilişkin faiz bakiyesi ve cezai şart alacağı olmasına rağmen, talep aşılarak doğrudan tahsilat alacağı ve avans alacağı yönünden hüküm kurulmuş olduğu- Mahkemece; bozma ilamı uyarınca davacının yukarıda açıklanan talepleri değerlendirilerek gerekirse alanında uzman bilirkişiden de rapor alınarak ulaşılan sonuca göre, davacının talep edebileceği bir alacağının olup olmadığı, varsa ne kadar olduğu belirlenip taleple bağlı kalınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davalı arsa sahiplerinin bir kısım temyiz itirazlarının incelenmesi neticesinde; davacı vekili dava dilekçesinde terditli talepte bulunarak tapu iptali ve tescil mümkün değilse bedelin yükleniciden tahsili isteminde bulunmasına rağmen HMK m.26 uyarınca taleple bağlılık ilkesi aşılarak terditli talep olan bedelin, yüklenici ve arsa sahiplerinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin de arsa sahiplerine yükletilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de yüklenici ile davacı arasındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklanan tazminatın arsa sahiplerinden tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davalıların, genel kredi sözleşmesinin kefalet kısmındaki kefalet türünün kendi el yazıları ile yazılması gereken kısımlarında "müteselsil" ibarenin yer almaması sebebi ile kefilliklerinin "adi kefalet" olduğunun kabulü gerektiği- Bölge Adliye Mahkemesince  "kefalet türü kısmında 'müteselsil' ibaresi yazılı olmasa da, TTK m. 7'de düzenlenen 'teselsül karinesi' gereği, ticari borçlara verilen kefaletlerde el yazısı ile müteselsil kefil olunduğuna dair ayrıca ve açıkça bu hususun yazılı olmasının aranmayacağı" gerekçesinin isabetli olmadığı-
Asıl dava, cezai şart alacağı istemine, karşı dava ise, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir...
Şikayet dilekçesinin incelenmesinde, borçluların takip tarihinden sonra işleyecek faize itiraz ettikleri görülmekle birlikte faiz oranına dair açık bir itirazları bulunmadığı halde mahkemece, alacaklının talebi de aşılmak sureti ile borçlular aleyhine sonuç doğurabilecek şekilde asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca yabancı para borcuna devlet bankalarının uyguladığı en yüksek mevduat faiz oranlarının uygulanmasına hükmedilerek talepten fazlasına karar verilmesinin doğru olmadığı-
Somut olay incelendiğinde dava dilekçesinde ve dilekçenin "Sonuç ve İstem" kısmında sözleşme dışı iş bedeli ile ilgili bir talep yer almadığından, mahkemece davada sözleşme dışı iş bedeli talep edilmediği halde sözleşme dışı iş bedelinin hüküm altına alınmasının HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu- Dosya kapsamında davalının sözleşmeye aykırı eylemleriyle zarar arasındaki illiyet bağının varlığını kabule elverişli ve yeterli deliller sunulmamış olup, buna rağmen mahkemece illiyet bağının varlığı kabul edilerek davacının tazminat taleplerinin hüküm altına alınmasının doğru olmadığı- Mahkemece HMK 'nın 281/3 maddesi uyarınca, maddi gerçeğin ortaya çıkması için yeniden seçilecek metraj, maliyet, yol alt yapı işleri ve kesin hesap konusunda uzman teknik bilirkişi kurulundan, sözleşme ve ekleriyle taraflarca sunulan tüm deliller, önceki bilirkişi raporu ve ek raporu ile bu raporlara yapılan itirazlar da değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak kesin hesabın bilirkişilere çıkarttırılması, kesin hesap çıkartılırken davacı yüklenicinin idareye sunduğu kesin hesap hak edişinde yüklenici alacağının 3.241.778,60 TL olarak belirlendiğinin dikkate alınması, davalı vekili temyiz dilekçesinde davalı belediyenin Giderler Müdürlüğünce "henüz taraflarına iletildiğini" belirterek temyiz dilekçesi ekinde 5 adet temlikname sunduğundan, bu temliknameler de incelenip değerlendirilerek davacının kesin hesap alacak talebi ile ilgili olarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği- Sözleşmenin 4. maddesinde belirtildiği gibi, taraflar arasında kesin hesap uyuşmazlığı doğduğundan ve uyuşmazlık mahkemece tayin olunacak bilirkişi kurulu tarafından düzenlenecek kesin hesap sonucuna göre çözümleneceğinden, bilirkişilerce yapılacak kesin hesap sonucuna göre ve sözleşmenin 32. ve Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi'nin 45. maddesindeki teminatın iadesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasından sonra, davacının irat kaydedilen teminat mektubu bedelinin iadesi talebiyle ilgili bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle teminat mektubu bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı- Mahkemece hüküm altına alınan alacağa 23.07.2012 geçici kabul onay tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olup, geçici kabulün yapılması ve onaylanmasının hüküm altına alınan alacaklar yönünden borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığı, mahkemece davadan önce faiz başlangıcına esas olacak bir temerrüt ihtarnamesi veya kesin vade bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm altına alınan alacağa geçici kabul onay tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin doğru olmadığı-
Maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre ve usulüne uygun şekilde düzenlenmesi gerektiği- Taleple bağlılık ilkesi gereğince; davacı TRH 2010 Yaşam Tablosundan daha kısa ömür belirleyen PMF Yaşam Tablosuna göre talepte bulunduğundan davacının talebi dikkate alınarak, UHH de hükme esas alınan PMF1931 ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaba göre karar verilmesi gerektiği-