Davacının euro olarak talepte bulunabileceği kabul edilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği-
Tahliye isteminin kabulüne ilişkin müdürlük kararı doğrultusunda aynı tarihte şikayetçi 3. kişinin bulunduğu taşınmaza tahliye için gidildiği ve taşınmazı tahliye etmesi için süre verildiğine göre icra müdürlüğünce tahliyenin infazına ilişkin bir işlem yapılmadığından söz edilemeyeceği- İcra müdürünün bu kararla İİK'nın 276/1. fıkrasına göre taşınmazın tahliyesine, ancak üçüncü kişinin taşınmazın tahliye işlemlerini yapabilmesi için .... tarihine kadar tahliyenin infazının ertelenmesine karar verdiği- İİK'nın 276/2. maddesine göre tahliyeyi tehirle 3 gün içinde icra mahkemesine bir karar vermesi için keyfiyeti icra mahkemesine bildirilmesine karar vermediği açıkça anlaşılmakla, üçüncü kişinin taşınmazın işgalde haklı bulunduğuna ilişkin iddia ve delillerini icra mahkemesinde ileri sürerek İİK'nın 276/3. maddesine göre bir karar verilmesi için şikayette bulunmakta hukuki yararı olduğu- İcra müdürlüğünce tahliye işlemi sırasında İİK'nın 276/2. maddesindeki prosedürün işletilmemiş olmasının, şikayetçi 3. kişinin icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurmasına engel olmayacağı-"Taleple bağlıklık ilkesi gözetilerek karar verilmesi gerektiği, şikayet dilekçesine göre şikayetin konusu icra müdürlük kararının iptali isteminden ibaret olup şikayet tarihi itibariyle icra müdürlüğünce henüz İİK’nın 276/1., 2. ve 3. fıkralarındaki prosedür işletilmemiş olduğundan, şikayetçi 3. kişi yönünden İİK’nın 276. maddesine yönelik bir şikayetin varlığından da söz edilemeyeceği" şeklindeki karşı görüşün kabul görmediği-
Hakimin, tarafların talep ve sonuçlarıyla bağlı olduğu-
Yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa ihdasen önceki hale getirilmesi istemi- Asıl davada davacının istemi terditli olup Mahkemece asıl talebin yerinde görülmemesi halinde ikinci talebin incelenerek bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği- Mahkemece taşınmazın ..Encümen kararı ile önceki haline dönülmesine karar verildiğinden asıl ve birleştirilen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişken, temyize konu asıl davada davacının tapu iptali ve tescil istemi ile ilgili olumlu-olumsuz bir karar verilmemiş olmasının isabetsiz olduğu-
Mahkemece, kısa kararda "Takip durdurulmamış olduğundan hacizli malların değeri veya asıl alacaktan hangisi az ise az olan bedel üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmişken, gerekçeli kararda ise "-A-Davaya konu takip dosyasında takip durdurulmamış olduğundan tazminat talebinin reddine, Davaya konu takip dosyası olan ...sayılı dosyasında takip durdurulmuş olduğundan haczedilen malın değeri olan 33.000,00-TL'nin %20'si olan 6.600,00-TL icra inkar tazminatının davalı alacaklıdan alınarak, davacı 3. şahsa verilmesine," şeklinde karar verilmesi ve sonra ek karar ile de, "..Davaya konu takip dosyası olan ..sayılı dosyasında takip durdurulmamış olduğundan tazminat talebinin reddine, B-Davaya konu takip dosyası olan...dosyasında takip durdurulmuş olduğundan haczedilen malın değeri olan 33.000,00-TL'nin %20'si olan 6.600,00-TL icra inkar tazminatının davalı alacaklıdan alınarak, davacı 3. şahsa verilmesine," şeklinde karar verilmesi nedeniyle gerekçe ile hüküm arasında ve hükmün içeriğinde çelişki yaratılmış olduğu- İİK m. 97/13 uyarınca, istihkak davası üzerine, takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa, alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın, %20'sinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunacağı- İİK m. 97/15 uyarınca, 3.kişinin istihkak davasının kabulü durumunda davacı yararına tazminata karar verilebilmesi için alacaklı veya borçlunun kötü niyetinin gerçekleşmesi gerektiği ve kural olarak alacaklı, 3. kişi ile borçlu arasındaki işlemlere yabancı olduğundan istihkak iddiasına itirazının olağan kabul edileceği- Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesine karşın İİK 97/15. maddesi gözardı edilerek İİK 97/13. maddesi nazara alınarak karar verilmesinin de isabetsiz olduğu-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden kadının yurt dışında yaşadığı ve geçim yardımı aldığı, erkeğin ise yurt dışından1084 Euro emekli aylığı aldığı ve üzerine kayıtlı gayrimenkulünün olduğu anlaşıldığından tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre, kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği-
Kadastro tespitine itiraz davası- 262 parsel sayılı taşınmaza yönündem, İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği- Dava, Hazine tarafından askı ilan süresi içinde Mübadil Rumlardan metruk olup Tapu Komisyonu Kararı gereğince oluşan tapu kapsamında kaldığı gerekçesiyle açılan kadastro tespitine itiraz davası olup; ortada, Hazine ya da Orman İdaresi tarafından orman iddiası ile açılmış bir dava bulunmadığı- Somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2 nci maddesi uyarınca kadastro hakiminin re'sen araştırma yapmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı- Tüm dosya kapsamından, davalının tespit gününe kadar kazandırıcı zamanaşımı süresini doldurduğunun anlaşılmasına ve davacı tarafın da üstün hakkı bulunmadığının saptanmış olmasına göre, davanın reddi ile tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin el birliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, el birliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir terekede, terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılmasının zorunlu olduğu ve tasarrufi işlem niteliğindeki davanın da terekeye karşı üçüncü kişi konumundaki kişiye yönelik olarak tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği- Bir mirasçının, özellikle acele hallerde miras şirketinin menfaatini korumak için bütün mirasçılar adına yalnız başına dava açması mümkünse de bu şekilde açılan bir dava tüm mirasçıların katılımı sağlanmadan yürütülemeyeceği-.Dosyada mevcut veraset ilamına göre murisin davacılar dışında bir mirasçısının daha bulunduğu görüldüğünden, davacıların, davayı tereke adına açtığının kabulü ile diğer el birliği mirasçılarının muvafakatinin alınması, bu mümkün olmaz ise terekeye temsilci atanarak davaya devam edilmesi gerekirken sıfat yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- "Satış vaadi sözleşmesinin tarafının ölümü üzerine mirasçılarından bir kısmının payları oranında mirasçı olmayan kişiye karşı dava açtığı uyuşmazlıkta, diğer elbirliği ortaklarının muvafakatlarının alınması ya da terekeye temsilci atanarak onun tarafından takip edilmesinin sağlanması yönünde mahkemeye bir görev yüklenemeyeceği (HMK m. 25, 26)" şeklindeki karşı oyun benimsenmediği-
Mahkemece, gerekçe ve hüküm kısmında birleşen dava yönünden davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, hüküm kısmında birleşen davada tasfiye konusu taşınmaz yönünden kabul edilen alacak miktarına yönelik bir hüküm kurulmadığı-