Haciz tutanağının İİK.’nin 105. maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olmasına, davanın 5 yıllık süre içerisine açılmış olmasına, ivazlar arasında önemli oransızlık bulunmasına, alacağa mahsuben yapılan satışın mutad ödeme olarak kabulünün mümkün olmamasına göre, mahkemece tasarrufun iptaline karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı-
Dava konusu taşınmazın tapudaki değerinin 106.000,00 TL olduğu, üzerinde 73.302,00 TL haciz dikkate alındığında, bilirkişi tarafından tespit edilen 212.134,00 TL değere göre ivazlar arasında önemli oransızlık olmamakla birlikte, borçlunun eski eşinin, üçüncü kişinin kızkardeşi olduğu anlaşıldığından, satıştan sonra borçludan boşanmış olsa da, satış sırasında evli oldukları bu hali ile üçüncü kişinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilebilecek konumda olduğundan İİK’nın 280/1.maddesi gereğince tasarrufun iptali gerektiği-
Davalı borçlu ile davalı 3. kişi olan ............ arasındaki satışta edimler arasında aşırı fark bulunmasına, .............. Cumhuriyet Başsavcılığının ............... Soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde verilen ifadelerde davalı borçlunun kardeşi dava dışı ............’nın vasıtası ile dava konusu taşınmazın formalite icabı davalı.............’a devredildiği, davalı ............’ın dava dışı ........ ve .............. isimli kardeşlere ait ............ Ltd. Şti. isimli iş yerinde çalıştığı, dava dışı ....... ve ..........’ın girdikleri ihalelerde satım işi için davalı ...........'ı yanında bulundurdukları, davalı borçlunun kardeşi dava dışı ...........’nın da dava dışı ........ ve .......... ile araç alım satım işi yaptığı, davalı ..........’ın da dava dışı ...............’ın eşi olduğunun anlaşılmış olmasına, İİK 280/1 hükmü gereğince davalı ............ ve ....................’ın davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduklarının belirlenmesine, davalı ...............’ın kötü niyetli olduğunun ise ispat edilememiş olmasına göre kararın onanması gerekeceği-
Tasarrufun iptali davalarında; alacaklı davacının alacağının gerçek olması, kesinleşmiş bir icra takibi bulunması, alacaklının İİK.'nın 105. veya 143. maddesi uyarınca kat’i veya geçici aciz belgesi sunması, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması dava ön şartlarındandır.Bu şartların mevcudiyeti halinde davacının hukuki sebebiyle bağlı olmaksızın İİK'nun 278. maddesi uyarınca tasarrufun ivazsız ya da bu nitelikte bulunması, İİK'nun 279. maddesindeki acizden dolayı butlan ve aynı yasanın 280. maddesindeki zarar verme kastından dolayı gerekli şartların olması halinde tasarrufların iptaline karar verebilecektir.
Dava konusu taşınmazların gerçek değeri ile tapuda gösterilen satış bedelleri arasında misli fark bulunmadığından davalının ekonomik durumunun taşınmazı almaya elverişli olduğu, taraflar arasında herhangi bir akrabalığın veya iş ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Bu tür davaların dinlenebilmesi için davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması, davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. Bu ön koşulların gerçekleşmesi halinde İİK'nin 278., 279. ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Davalı (S)'nin maliki olduğu taşınmaz payını murisin ölümü üzerine tüm mirasçıların katılımı ile yapılan miras taksim sözleşmesi doğrultusunda kardeşi davalı (M)'ye temlik ettiği, anılan devrin alacaklıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı yapılmadığı sonucuna varılmaktadır. Öyleyse, Mahkemece iptali istenen tasarrufun davalı borçlu tarafından diğer davalı kardeşine alacaklıdan mal kaçırma amacıyla yapılmadığı dikkate alınarak sabit olmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru değildir.
Davalı borçlular ve davalı devir alan, iptali istenen tasarruf konusu hisseler için bir bedel ödendiği iddiasında bulunmadığı, devir edilen hisse 1/2  bedeli tapuda 15.000,00 TL olup bilirkişi incelemesinde tespit edilen değer ise 200.000,00 TL olduğu, arada misli fark bulunduğundan İİK 278/3-2 maddesi kapsamında iptale tabi olduğu- Davalılar tarafından babalarından intikal eden diğer taşınmazların da dahil olduğu yazılı bir miras taksim sözleşmesi ibraz edilmediği, TMK'nın 676/3. maddesine göre "paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır." 677/1 maddesine göre "terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır."- Anayasa Mahkemesi tarafından İİK 278/3-1 maddesindeki "kardeşler " kısmı iptal edilmiş ise de İİK280/2 maddesindeki karine mevcut olduğundan dosya kapsamına göre davalı devir alan A.'nin davalı kardeşlerinin mal varlığının borçlarına yetmediğini,  alacaklılarına zarar verme kastı ile yaptıkları tüm işlemleri, borçluların içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilebilecek konumda olduğu da göz önüne alındığında yukarıdaki belirlemelere göre dava konusu hisse devrinin vasiyete uygun bir mal paylaşımı olmadığı alacaklıları zarara uğratmaya ilişkin bir tasarruf olduğu, davalıların birlikte hareket ederek bedelsiz hisse devir işlemini gerçekleştirdikleri tasarrufun iptaline ilişkin  koşulların İİK 278/3-2 ve 280 maddelerince oluştuğu anlaşılmakla Mahkemece açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Tasarrufun iptali davasına konusu alacağın ödenmesi halinde, konusu kalmayan davada davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderini takdir ve hükmedilmesi gerektiği- Adi sözleşme ve senetlerin her zaman temini mümkün olduğundan ödeme belgesi olarak kabul edilemeyeceği- Tasarruftan kısa süre sonra yapılan araç satışının ödeme olarak değerlendirileceği- Tapuda 5.000 TL bedel ile alınan taşınmazın satış tarihindeki değeri 50.000 TL olarak belirlemiş olup ödeme olarak değerlendirilen araç satışına ilişkin bedel 11.250,00 TL de eklendiğinde bedel farkının giderilmemiş olacağı ve bu halde yapılan satışın İİK 278/3-2 gereğince iptale tabi olduğu- Taşınmazları çeklerin keşide tarihinde sonra satın alan davalılar yönünden, borcun önceden doğduğu da ispat edilmediğinden, davanın reddi gerektiği- Davalılar haklarında hükmedilen vekalet ücretine itiraz etmediklerinden ve haklarındaki karar kesinleşmiş olduğundan, bozma nedeni yapılmayacağı- Konusuz kalma ön inceleme oturumdan sonra gerçekleşmiş olduğundan vekalet ücretine nisbi olarak hükmedilmesi gerektiği-
Bu tür davaların dinlenebilmesi için davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK m. 277 )  bulunması ve davanın iptali istenen tasarruftan itibaren beş yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nin 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Borçlu (M)'nin mirasının en yakın mirasçıları tarafından reddedildiğine göre mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp, sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddedilen borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci ile davaya devam edilmesi ve buna göre taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekirken anılan hususun göz ardı edilmiş olması doğru değildir.      
Dava dilekçesinde, davalı-3.kişi için talebin şimdilik açıklaması yapılarak 25.000,00-TL'lik kısım ve ferileri olarak sınırlandırıldığı, bundan dolayı belirlenen tazminatın tamamına ilişkin hüküm kurulması ve tasarrufa konu malın elden çıkmış olması nedeniyle bedele dönüşen davalarda, belirlenen tazminata faiz işletilmemesi gerekirken faizi ile tahsiline ilişkin hüküm kurulmasının doğru bulunmadığı - İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında vekalet ücreti ve harcın dava konusu malın tasarruf tarihindeki gerçek değeri ile alacak miktarından hangisi daha az ise o değer üzerinden hesaplanmasının gerektiği - Davaya konu birden fazla tasarruf bulunması, ayrı ayrı taşınmazların satılmış olması ve davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığının da bulunmaması halinde  her bir tasarruf için vekalet ücretinin ve harcın ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği - Tasarrufun iptali davalarında değeri, borç miktarı ve tasarrufa konu işlemin yapıldığı tarihteki değerinden, hangisi az ise onun oluşturduğu - Davada,  borçlu olan davalı ile  tasarruf ilişkisi kuran  birden fazla 3. Kişi olması halinde, her bir tasarrufun ayrı bir dava gibi değerlendirilmesi, her bir tasarruf açısından değerin ne olduğunun belirlenmesi ve buna göre harcın ve vekalet ücretinin değerlendirilmesinin gerektiği- Ancak somut uyuşmazlıkta dört ayrı taşınmazın satışı söz konusu ise de, ikisi  borçlu-davalı...ile  davalı-3.kişi...arasında, birisi  borçlu-davalı ...ile  davalı-3.kişi ... arasında, birisi  borçlu-davalı ...ile  davalı-3.kişi ... arasında olamak üzere 3 ayrı tasarruf  grubu bulunduğu - Dolayısıyla her bir tasarrufun zorunlu dava arkadaşlarını oluşturan satıcı-borçlu ile alıcı-3.kişinin birlikte sorumlu olacakları şekilde harç miktarı ve vekalet ücretinin belirlenmesinin gerektiği-