Araç maliki ile birlikte dosya içerisinde mevcut ariyet sözleşmesi gereği kullanım haklarının davacıda olduğu anlaşıldığından işin esasına girilip taraf delilleri toplandıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Davacı, davalı İl Sağlık Müdürlüğü yönünden davasını, davacı yayaya çarpan aracın işleteni olduğunu belirterek açmış olup, adı geçen bu idare yönünden hizmet kusuru iddiasına dayanılmadığından, İl Sağlık Müdürlüğü yönünden yine müteselsil sorumlulukları bulunan sürücü ve sigorta şirketi ile birlikte davanın adli yargıda bakılması gerektiği-
Konusunda uzman olduğu bilinmeyen serbest mali müşavir bilirkişiden aldırılan bilirkişi raporu esas alınarak asıl davacının kazanç kaybı hesaplanamayacağı- Süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerektiği- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda araçtaki değer kaybı denetime olanak vermeyecek şekilde belirlendiğinden bilirkişi raporunun hüküm vermeye yeterli olmadığı ve ek raporu veren bilirkişi heyetinden, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihindeki hasarsız 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespit edilmesinden sonra aradaki farkın hesaplanarak değer kaybı miktarının tespiti hususunda ayrıntılı, denetime elverişli ek rapor alınması gerektiği- Ek bilirkişi raporunda talep edilen araç hasarına yönelik hiçbir hesaplama yapılmadan doğrudan araç hurda olduğundan değer kaybı olmadığının ve araç mahrumiyetinden kaynaklı zararın kusur oranına göre olduğu miktarın belirtilemeyeceği- 
Bilirkişiden, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihindeki hasarsız 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespit edilmesinden sonra aradaki farkın hesaplanarak değer kaybı miktarının bulunması hususunda ayrıntılı, denetime elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Aracın bedeli konusunda diğer davalı sigorta şirketinden araç bedeli tazmin edildiği gerekçesiyle davanın davalı müteveffa şahıs yönünden de konusuz kaldığının kabulüne karar verilmesinin yanlış olduğu ve davalı şahsın haksız fiil sorumlusu olup hasarın karşılanmayan kısmı yönünden davalı sürücünün sorumluluğunun devam ettiğinin kabul edilmesi gerektiği-
Kaza tespit tutanağına göre davalı sigorta şirketine zorunlu trafik sigortalı araç davacıya ait araca ve trafik ikaz levhasına çarpmış olup zorunlu trafik sigorta poliçesinde teminat limit miktarı belli olarak, davalı sigorta şirketince davacıya belli bir miktar para ödenmiş olup, mahkemece ödemenin mahsubu sonucu miktara hükmedilmesine ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına karar verilmesi hususunda davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarın açıkça belirtilmemiş olmasının yanlış olduğu-
Kaza neticesinde davacıların maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak mahkemece herhangi bir bilirkişi raporu alınmadığı bilinerek, davacı tarafça dosyaya sunulan Şanlıurfa Devlet Hastanesi'nin raporunun kaza tarihine göre yürürlükte bulunan tüzük ya da yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığı da belli olmadığından sözkonusu sağlık kurulu raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığı-
Haksız fiil nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin davada, kamu görevlilerinin kişisel kusurlarından kaynaklanan eylemlerinde kendilerine husumet yöneltilebileceği-
Tazminat davası-
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlendiği gibi aracın pert total olduğu, yeni araç temin ve satın alımı için 10 güne ihtiyaç olacağı, araç mahrumiyet zararının günlüğü 30,00 TL'den 10 gün için 300,00 TL olduğunun belirtilmesine rağmen hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-