Somut olayda, davacı-borçluya ödeme emrinin 17.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun yasal 5 günlük itiraz ve şikayet süresi geçtikten sonra 27.12.2021 tarihinde icra mahkemesine müracaatla ödeme emrinin iptalini ve takibini durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği, borçlunun tebligat usulsüzlüğüne yönelik bir iddiasının da bulunmadığı anlaşılmakla davacı-borçlunun icra mahkemesine müracaatının yasal süresinde olmadığı, mahkemesine süresinde yapılmış bir başvuru olmadığından 2004 sayılı İİK’nın 170/a maddesi kapsamında inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, bu haliyle mahkemece süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı-
Dosyaya sunulan ve alacaklı tarafından inkar edilmeyen 13.03.2019 tarihli, taraflar arasında imzalanan "Sözleşmedir" başlıklı belgenin "3" nolu maddesinde "30.06.2019 tarih ve 235.000 TL değerindeki senet tapu karşılığında verilmiş olup tapudan sonra hükümsüz olacaktır" yazdığı, buna göre taraflar arasında düzenlenen sözleşme tarihi olan 13.03.2019, 235.000,00 TL bedelli senedin düzenleme tarihi ile aynı olup vade tarihi ve bedeli de takip dayanağı senet ile aynı olduğu, senetten kaynaklanan alacağın varlığının ve miktarının tahsil edilip edilmeyeceğinin yargılamayı gerektirdiği- Takip dayanağı 30.000,00 TL bedelli senet yönünden herhangi bir delil ibraz edilemediğinden borçlu vekilinin anılan senet yönünden istinaf nedenleri yerinde görülmediği, mahkemece takip dayanağı 235.000,00 TL bedelli senet yönünden İİK'nın 169/a maddesinin beşinci fıkrası gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, istemin tümden reddi isabetsiz olup borçlu vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılarak, yeniden esas hakkında; borçlunun borca itirazının kısmen kabulü ile İİK'nın 169/a-5. maddesi uyarınca Elazığ 1. İcra Müdürlüğünün 2020/1346 Esas sayılı dosyasındaki takibin 235.000,00 TL asıl alacak ve fer'ileri yönünden durdurulmasına, 30.000,00 TL bedelli senet yönünden açılan davanın reddine,karar verilmesi gerekeceği-
Takibe dayanak gösterilen çekin daha önce kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu edildiği ve şikayete konu takip alacaklısı tarafından söz konusu dosya borcun ödendiği, artık takip nedeniyle yapılan ödeme sonucunda ödeyen alacaklının, alacağını kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla talep edemeyeceğinden mahkemece şikayet kabul edilerek İİK.nın 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Bononun kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, bononun tedavüle çıkarken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, senedin hangi hukuki ilişkinin teminatı olduğunun metinden anlaşılamadığı, menfi tespit davasındaki kararın takip öncesinde verilmesi ve değerlendirmenin fotokopi üzerinden yapılmasından ötürü senedin sonradan doldurulduğu iddiasının ispatında yeterli olmadığı, takibin durdurulması ile alacaklının tazminata hükmedilmesi talebi doğrultusunda mahkemece verilen kararın isabetli olduğu-
Takibe konu alacağın tüm fer'ileriyle birlikte tamamiyle sona erdiğini gösteren, İİK'nın 71/1. maddesinde belirtilen bir belge şikayetçi borçlu tarafça gösterilemediği gibi davalı alacaklının takibe konu borcun para yahut başka bir şekilde ifa edildiği yönünde ikrarı bulunmadığı gerekçesiyle borcun takip tarihinden sonra itfa edilmesinin tüm icra takip giderleri ve ferileri ile birlikte sağlanmasını gerektirdiği yönündeki istinaf başvurusunun kabulüne-
Takip dayanağı senedin hangi ilişkinin teminatı olduğunun senet metninde belirtilmediğinin anlaşıldığı, başvurunun bu hali ile borca itiraz niteliğinde olduğu, teminat olgusunun İİK'nın 169/a maddesinde belirtilen belgelerle ispat edilemediği, aynı alacak için kambiyo senedi verilmesi halinde alacaklı tarafından genel haciz yoluyla yapılan icra takibinden ayrı olarak tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmasının mükerrerlik oluşturmayacağı-
Takip dayanağı senet üzerindeki yalnızca rakamla yazılan 150.000-TL ve imzanın kendisin ait olduğunu, diğer bilgilerin davacının haberi olmaksızın davalı tarafça doldurularak haksız kazanç sağlamak gayesiyle takibe konu edildiğini, senedin düzenleme yerinin bulunmadığını ve bu nedenle kambiyo senedi vasfında olmadığı iddiasında bulunmuştur. Başvuru bu hali ile İİK'nın 170/a kapsamında kalan kambiyo şikayeti niteliğinde olduğu ve mevzuat hükümleri gereğince de, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde ileri sürülmesi gerektiği-
Takibe konu bonolarda şikayette bulunan borçlunun ciranta olduğu görüldüğü- Yetkili hamil olan alacaklının, borçlu ciranta hakkında takip yapabilmesi için, bononun keşidecisine ödememe protestosu göndermesinin zorunlu olduğu-
Takipte dayanak bononun teminat senedi olduğu iddiasıyla takibin iptali istemine ilişkin davada, Adli Tıp Kurumu raporunun olaya, usul ve yasaya uygun olduğu, tahrifatın çıplak gözle farkedilip farkedilmemesinin sonuca etkili olmadığı, davacı borçluların senedin bedelsiz kaldığına yönelik beyanlarının kambiyo vasfına yönelik teminat senedi şikayetinde bulunmasına engel teşkil etmediği, tahrifatın ve silintinin tespitinin söz konusu raporda yer aldığı anlaşılmakla, mahkemece teminatın yerine getirilip getirilmediğinin yargılamayı gerektirmesi gerekçesiyle takibin iptaline ilişkin kararı isabetli olduğu; senet üzerindeki kaydın senetteki kayıtsız şartsız ödeme taahhüdüne yönelik borç ikrarını da kaldırdığı, bu durumda istemin mahiyeti itibariyle İİK'nın 170/a maddesine dayandığı, borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi yönünden yasa ile tazminat yaptırımının getirilmiş olmasının zorunlu olduğu, aynı maddeye dayanılarak kötü niyeti ispat edilemeyen davalı aleyhine tazminata hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-